Novada
  • 17.01.2015
Halil Koçakoğlu

Halil Koçakoğlu

Öğretmene müjde!

Doğuda çalışan öğretmene ek ücret…

Öğretmene nöbet ücreti…

Öğretmene yıpranma payı…

Öğretmene atama kolaylığı…

Öğretmene vs.vs. vs…

   Bunlar medyada sıkça rastladığımız öğretmene dair fix hayaller… Hayaller çeşitleniyor, artıyor çeşitlenen, artan hayaller görüşü alınmak üzere Maliye Bakanlığı’na sevk ediliyor. Belli ki bu hayallere kanan bir kısım öğretmenin ısrarları üzerine Maliye Bakanlığı bu tarz bir konunun bakanlıkça görüşülmediğin açıklıyor. Masraf yok kefil yok. İster tabletinizden ister cebinizden her an ulaşacağınız hayaller bunlar… Hayal değil mi kur gitsin. Bu hayaller sayıları milyona yaklaşan öğretmen yığınlarını sürekli umut vaad ederek bir arada tutmak için lazım. Umut, Pandorra’nın kutusundan çıkan en son şey.  Kutunun dibi de kala kala zaten öğretmene kalır.

 

Sona kalmak öğretmenin görevi

Ülkemizde üzerine ikiyüzlü bir şekilde konuşulan en önemli meslek öğretmenlik. Önemi öğretmenliğin kendisinden gelmiyor lakin. Sayıları fazla. Kalabalıklar. Bir yığınlar. Belki  en önemli problemleri de  yığın olarak kalmaları. En azından ücret gibi kutsallıklarına! yakışmayan konularda  tek yürek olabilirler. Biraz milletvekillerimizi örnek alabilseler. Her konuda farklı düşünen (ki öyle de olmalı) milletvekillerimiz özlük hakları konusunda tek yürek tek yumruk olabiliyorlar. 

 Her mesleğin problemleri var. Zorlukları var. Fakat ülkemizde yaptığı mesleğin karşılığını alamayan en önemli kesim şüphesiz öğretmenler. Polisler, sağlık memurları ve hemşireler de öğretmenlerle birlikte bu kaderi paylaşır durumdalar zannımca.

Birçok problemi var öğretmenin ama en önemlisi ücret. Kutsallığa ( Bu vıcık vıcık ikiyüzlülük kokan öğretmenlik kutsaldır masalını da hiç sevmem.) yakışmıyor para konuşmak ama ikiyüzlü olmayalım lütfen paranız yoksa itibarınızda yoktur bu hayatta.  Bugün bir öğretmen memurlar içinde en düşük maaşı alıyorsa üzerinde konuşulması gereken bir konudur bu.

  Öğretmenlik hiçbir prestiji olmayan bir meslek. Kaç öğretmen çocuğunun  öğretmen olmasını istiyor? “Hiçbir şey olmasa öğretmen olsun” dönemi de kapandı. Çünkü açıkçası üniversite bitirip hiçbir şey olmamak öğretmen olmaktan daha itibarlı. Üniversite bitirmiş ama tezgâhtarlık yapıyor veya pazarda limon satıyor anlayışı “ben öğretmenim” den daha saygın inanın. 

 

  Bir de halk arasında ki şu yarım gün çalışma meselesi var. Türkiye’de bir memur sekiz saat çalışıyor.  Günde altı saat ders veren bir öğretmen beş saat boyunca okulda çalışıyor.  Veli, zümre toplantıları, yazılı sınav okumaları, not ve devamsızlık girişleri vs. çalışmalar bu süreye dahil değil. Bunlar için öğretmene asla ek bir ücret verilmiyor.  Şimdi hepiniz elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün kaç tane meslek gurubu bu beş saat çalışmanın tamamında sürekli aktif halde? Ortalama otuz beş öğrenciyi disipline edilerek bir şeyler öğretmeye çalışmak için aktif halde sürekli çalışmak zorunda olan bir öğretmenin, geçtik fiziksel yorgunluğunu, mental olarak yorgunluğunu ölçecek bir alet var mı?

  Bunun yanında bir de eğitimin sorunlarını kendine dert edinmiş sendikalarımız var ki düşününce içimiz sızlıyor.  Fakat onlar ayrı bir yazı konusu. Ha bu arada bir müjde de benden… Nöbet ücretine zam geliyor. Hazırlanan taslak görüşü alınmak üzere Maliye Bakanlığı’na sevk edilmek üzere…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.