• 25.05.2016
Halil Koçakoğlu

Halil Koçakoğlu

İnsan Eğitimimiz

Pazar akşamı Özel bir Okulun düzenlemiş olduğu “Doğan Cüceloğlu ile Başarıya Götüren Aile” adlı etkinliğe katıldım. Doğan Cüceloğlu dünya çapında bir psikoloji Profesörü ve aynı zamanda özel bir okulun eğitim danışmanlığını yapıyor.

Sunumunu Urfa’nın yerel kıyafetlerini giyerek yapan Cüceloğlu aile, okul, çocuk ve yaşam felsefemiz üzerinde çokça düşünmemizi sağlayan önemli şeyler anlattı.

İlk önce sağlıklı bir ailenin iletişim becerileri üzerinde konuşan Cüceloğlu bir ülkenin En önemli sorunun bilinçli ve sağlıklı bir aile yapışı olduğunu belirtti. Yirmi beş yıl Sonra ülkenin halini görmek isteyenlerin bugünkü aile yapımıza çok iyi bakmaları Gerektiğini söyleyen konuşmacı ülkemizde maalesef insan ilişkilerinin enteresan bir Cehalet içinde olduğunu söyledi.

Cüceloğlu’na göre özünde var olamayan insanlar varoluş kavgalarında kendilerine Silah olarak koltuk, mevki ve makamı seçerler. Onlar için ben buyum demenin Yegâne yolu oturdukları koltuk, işgal ettikleri mevkidir. Aslında bu insanlar kötü

insanlar da değillerdir ne ki hiçbir zaman kendileri olamamışlardır ve olamayacaklardır. Bir insan gerçek anlamda var olmak için içten gelen disiplin duyguları ile yaptığı işi büyük bir gayret ve şevkle yapmalıdır. Kendini keşfeden insan özünü özgürlüğe kavuşturur. Yaratıcının verdiği mesajın “beni keşfet” şeklinde

olduğunu ifade eden Cüceloğlu bu keşfin ise kendi özümüzü özgürlüğüne kavuşturmamız sonucunda gerçekleşeceğini belirtir.

Doğan Cüceloğlu’nun sunumunda dile getirilen en önemli şeylerden biri ise algı Yönetimi hakkında söyledikleriydi. Salonda gerçekleştirdiği küçük bir etkinlikle algı Yönetimimizin ne kadar kolaylıkla manipüle edildiğini ispat eden konuşmacıya göre Günümüz insanı kültür robotudur. Yani kendi isteklerinin kendi özünün farkında Değildir. O, kendisi için kurgulanan dünyada kurgulayanların istediği şekilde Düşünmekte ve yaşamaktadır.

Doğan Cüceloğlu’nun sunumunda en önemli başlık ise çocuklar idi. Ona göre bir İnsanın anavatanı onun çocukluğudur. Çocuğunu adam yerine koymayan hiçbir toplum uygar bir toplum olamaz. Doğan her çocuk potansiyel bir bilim insanı, bir filozoftur.

Bu minvalde onların eğitimine çok büyük bir önem vermemiz gerektiğini söyleyen Cüceloğlu ailelerin çocuklarından bir şeyler istemeye başlamadan önce şunu çok iyi Bilmeleri gerektiğini söyler: “Çocuğunda görmek istediğin kişi kendin olacaksın.”

Cüceloğlu’na göre yaşam bir yolculuktur. Bu yolculuğa başlayan her insanın daha Doğumundan altı saat sonra hissetmeye başlar. Her insanın doğumu izleyen bu ilk Altı saatten sonra hissettiği çok önemli altı boyut vardır:

a. Ben önemseniyor muyum?

b. Olduğum gibi kabulediliyor muyum?

c. Bana değer veriliyormu?

d. Bana güveniliyormu?

e. Emek verilmeye, zaman harcanmaya layık mıyım?

f.  Seviliyor ve sayılıyor muyum?

Doğan Cüceloğlu’nu dinledikten sonra kendi eğitim sistemimizi sorgulama ihtiyacı

Hissediyor insan. İnsana bu kadar değer veren bir eğitim sistemimiz var mı?

Tek amacı piyasaya eleman yetiştirmek olan, şark kurnazı, köylü cingözü tiplemesini

Girişimci ruh diyen iteleyen, işsiz sayısını daha az göstermek için süresi uzatılmış

Örgün eğitim kurumlarının var olduğu bir sistem için bunu söylemek zannımca çok

 

zor


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.