• 11.05.2018
Halil Koçakoğlu

Halil Koçakoğlu

Hıdrellez

Arkadaşlar arasında lafı edilince ister istemez hatırladım. Çocukluğumun en önemli ritüellerinden biri çoluğunun çocuğunun geleceğini kendi hayatının önüne koymuş anacığımın derin bir inanışla bağlı olduğu Hıdrellezdi. Bütün umutlarını o günlerde taşlarla toprağa çizdiği şekillere bağlamıştı. İlk önce başımızı sokacağımız evi yapar sonra yokluğunu çektiğimiz eşyaları her köşesine yerleştirirdi. Sağlığımız, mutluluğumuz, geleceğimiz elleriyle topladığı küçücük taşlarla o geniş evin köşesinde kendine bir yer bulurdu. Kolay değildi yedi çocuğun geleceğini en iyisi olacak şekilde tasarlamak. 
Çaresizlik ne kötüydü. 

Geleceğe duyulan kaygı ne kötü bir şeydi. Annemin bize gülünç gelen o inanışlarının nasıl bir çaresizlik olduğunu ama aynı zamanda nasıl büyük bir umut olduğunu ancak bir baba olduktan sonra anladım. Kızımı ilk görüp de kucağıma aldığım o an bir insanın sorgusuz sualsiz kendi canından niçin vazgeçebileceğini anlamıştım. İnsanın çocuğu olduktan sonra kendi öneminin azalması kutsal bir duygu bence.   Siz önemli değilsiniz artık. Daha önemli olan çocuklarınız var. Onların geleceği var. Sağlıkları, başarıları, mutlulukları var. 

Bunları elde etmek için yeterince gücünüz yoksa bu gücü bir Mayıs ayının beşinci gecesinde bin bir dualarla toprağın üstüne çizdiğiniz şekillerde aramanız çok da tuhaf değildir artık. Nisan ayında yağan yağmurda hepimizin ıslanmasını isterdi bir de. Bu yağmurun insanı güzelleştirdiğine inanırdı; “Çıkın ıslanın” der bizi avluya yollardı. Kendisi de tülbendiyle ıslanan yüzünü iyice sıvazlardı güzeller güzeli anacığım. Hala çok güzel olduğu söylenildiğinde bunu nisan yağmurlarına borçlu olduğunu dile getirir.
Anadolu'da Mayıs ayının beşinci gününü altınca güne bağlayan gece Hıdrellezdir.  Bir çok kültürde farklı isimler ve adlar altında anılsa da bugüne verilen önem genelde aynıdır.  Hızır ve İlyas'ın buluştukları o gece bolluk bereketin başlangıcı olan sıcak mevsimlerin başlangıcı kabul edilir. 
Bu buluşma farklı coğrafyalarda farklı etkinliklerle hatırlanır.  Kimi gece boyu ibadet eder kimi eğlenir, çocuklara gece yarılarına kadar oyun oynama izni verilir. Evleneceği kişiyi rüyasında görmek isteyenler  o gece  tuz yiyerek uyurmuş. İnanışa göre o gece size su getiren kişi evleneceğiniz kişi olurmuş.  O gece gözüne sürme çekenlerin yıl boyunca başlarının hiç ağrımayacağına inanılırmış. Hasta yaşlıların o gece çimlerde yuvarlanmaları şifa bulmalarına sebep olurmuş. Bu ve bunun gibi onlarca çaresiz inanış…

Ben Hıdrellezi annemin çocuklarına sağlam bir gelecek temin etmek için sarsılmaz bir inanışla evin toprak damına yaptığı evlerde tanıdım. Uzun yıllardır annemin Hıdrellezde neler yaptığını bilmiyordum. Aradım sordum. Önce babamın sordurup sordurmadığını öğrenmeye çalıştı. Hala bir şeyler yapıyormuş. Yine bizler için bir şeyler istiyormuş. Hayatımızın gidişatını artık balkonun köşesinde kuşlar için bir yoğurt kabından kestiği su kabı ve üç beş saksı çiçeğin aralığına yaptığı şekillerle yönlendirmeye çalışan anacığım, analarımız. 

Hıdrellez umuttur. Her ne kadar Pandorra'nın kutusundan çıkan son kötülük olduğuna inanılsa da umut insanı yaşatır. Hıdrellez umudunuzu diri tutmak için önemli bir gelenektir. Siz bu Hıdrellez'de neler dileyeceksiniz bilmiyorum ama ben sonsuza kadar sevilmeyi dileyeceğim…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.