Novada

Bugün hayatımızın her alanında her türlü konforundan faydalandığımız teknolojik ürünler ve bu ürünleri geliştirecek bilimsel bilgiye nasıl ulaştık?

 Bilimsel keşifler, icatlar sadece üstün zekâlı bilim adamlarının bize sundukları bir armağan mı?

 Clifford D. Conner, Halkın Bilim Tarihi adını verdiği kitabında bilimsel bilginin ve buna dayanarak gelişen teknolojik ürünlerin sadece üstün zekâlı bir avuç insanın fedakârca çabaları olmadığını iddia ediyor.

 Conner, kitabında, toplumun her kesiminden insanın bugün ulaştığımız medeniyete büyük katkı sağladığını düşünen yazar, ebe, nalbant, marangoz, duvarcı gibi, zanaatkâr olarak adlandırdığımız sıradan insanların bugünkü hayatımızı şekillendiren en önemli adımlar atıldığında hep orda olduklarını söylüyor.

 Conner, kitabında, günümüzde tükettiğimiz besin maddelerini elde ettiğimiz tüm bitki ve hayvan türlerinin daha yazıyı bilmeyen eski çağ insanları tarafından deneysel yollarla evcilleştirildiğinin tarihsel bir gerçek olduğunu söyler. Kuzey Amerika’ da çiçek hastalığına karşı aşı yapmayı gösteren ilk kişinin Onesimers adında Afrikalı bir köle olduğunu, ilk sezaryen doğumu 1580’li yıllarda işi domuzları hadım etmek olan İsviçreli bir köylü Jakop Nufer’ in olduğunu iddia eden yazar bu buna benzer yüzlerce örneğin var olduğunu fakat bu isimlerin gösterdikleri çabaların nedense bilim tarihinde hep göz ardı edildiğini söyler. 

  Zanaatkâr kesimin bu gelişmelerde adının hiç anılmamasının aslında çok eskilere dayanan bir anlayış olduğunu düşünen yazara göre Eflatun ve onu izleyen çok uzun dönemler boyunca fiziksel işe yönelik bir aşağılama, hor görme var olmuştur. Bu anlayış bilimsel bilgiyi sadece kafasıyla iş yapan entelektüel insanların tekeline sokmuş bu payeyi sadece ona yakıştırmıştır.

 Fakat Conner, daha sonra Avrupa’da çok parçalı politik bir yapının var olduğunu ve bu yapının da tüccar sınıfını kalkındırdığını yine bu kalkındırmaya paralel olarak da zanaatkârlara özgür bir çalışma alanının sağlandığını iddia eder. Ona göre tüccar sınıfının yarattığı bu serbest ekonomi sistemi deneysel çalışmalar yapan zanaatkâr sınıfını yüreklendirerek onları daha fazla teknolojik gelişmeye katkı sağlamaya yönlendirmiştir.

 Conner’in, serbest ekonominin yarattığı ortam sayesinde zanaatkârların bilimsel gelişmeye daha fazla fayda sağladıklarına dair düşüncesi bizde Adam Smith’in Görünmez El teorisini çağrıştırıyor. Bu teoriye göre doğasında bencil olan birey kendi çıkarları peşinde koşacaktır. Kendi çıkarları peşinde çalışan her birey ise bir süre sonra toplumu kalkındıracaktır.

 Bireylerin kişisel çabalarından doğan, toplumu kalkındıracak olan bu  “uyum” ise görünmez bir el tarafından sağlanacaktır.

 Halkın Bilim Tarihi okunmayı hak eden bir eser. Eserin olumsuz olarak eleştireceğimiz iki tarafı var.  Birincisi; bilimsel gelişmeye katkı sunan halktan insanlara verilen örneklerin tamamının Avrupa coğrafyasından seçilmesi, ikinci nokta ise bilimsel gelişmeyi tetikleyen en önemli unsur olarak serbest piyasa ekonomisindeki gelişmenin gösterilmesidir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.