Novada
  • 15.01.2015
Halil Koçakoğlu

Halil Koçakoğlu

Girit: Zorba’nın diyarında

*Ege: Kalimera yazımın devamı

   Akşam animatörler tarafından Yunan geleneklerini anlatan bir gösterinin yapılacağı söylendi. Yemek ve biraz dinlenmeden sonra geminin büyük salonunda toplandık. Oldukça güzel bir tiyatro sahnesine sahip salon çok önceden dolmuştu.

  Birazdan program başladı. Gemide birçok milletten insan var. Bu yüzden gelenekleri anlatan kişi ortak dil olarak İngilizceyi kullanıyor. Söylenilen her şeyi bu yüzden çok net anlamıyoruz ama yapılan gösteri arkada fotoğraflarla desteklendiği için gösterinin içeriğini rahatlıkla anlıyoruz.  Yunan düğünleri anlatılıyor.  Anlatıcı İngilizce konuşmasa ve gösterinin Yunan gelenekleri üzerinde olduğu söylenmese tipik bir Anadolu düğünü hatta yer yer Urfa düğünü olduğunu bile sanırsınız.  Sanırım Ali Yörük olmalı onun Türkmen Düğünü adlı bir tiyatro eseri vardı televizyonlarda dizi olarak ta oynamıştı. Sahnede o oyunu izliyormuşuz gibiydik. Yunan halk dansları eşliğinde bayağı bir düğün yapıldı sahnede.  Anadolu’nun çeşitli yörelerine ait birçok oyuna burada rastlamak bizim için hoş bir sürpriz oldu. Kız isteme, çeyiz hazırlıkları, çeyiz serme ve ekmeğe gösterilen hürmet hep aynı. Yunan düğünlerinde bir çeşit ekmek yapılırmış bizim nikâh şekeri var ya onunla birlikte gelenlere de küçük birer parça eşliğinde dağıtılırmış. Mizansen gereği animatör kızlar sahneden inip bizlere de bu davetiyelerden dağıttılar. Beyaz badem şekeri ve halka şeklinde bir parça ekmek süslenmiş bir halde bizlere verildi.  Çok keyif aldığım bir gösteri oldu. Dans ve müzik insanı içine alıyor.  Üç saat süren gösteri bitince hemen kamaralarımıza çekildik çünkü sabah erken saatte Girit’te olacağız. 

  Ertesi sabah kalkıp kahvaltı için salona geçtik. Gemi Girit Liman’ındaydı. Bu sefer teknelerle ayrılmamıza gerek yok çünkü liman oldukça büyük olduğu için gemi tamamen yanaşmış durumda. Yunanlılar buraya i harfini uzatarak “Kır riiit” diyorlar.  Ada Yunanistan’ın en büyük adası ve üstünde birden çok şehir var. Biz Heraklion (Kandiye) isimli başkente geldik.

   Limandan ayrıldık. Gemi turuna katılmayıp kendimiz turumuzu ayarlıyoruz. Zaten limanda taksi şoförleri genelde İngilizce ve  yer yer Türkçe sesleniyorlar.  İki taksi ayarlıyoruz. Şehrin önemli yerlerine bizleri götürecekler ve refakat edecekler bu üç saatlik hizmet için taksi başı otuz beş Euro ödüyoruz. Şoförümüz bizim Balıklı Göl’ün tarihçesini anlatan çocuklar gibi taksiye bindiğimiz andan itibaren başlıyor şehri anlatmaya. İngilizcesi bizim anlayabileceğimiz kadar olduğu için rahat anlaşıyoruz. Bize deniz kıyısındaki kaleden bahsediyor. Korsanlara karşı yapılmış bir kale olduğunu söylüyor. Ha bu arada Ege Deniz’inin ismi Girit açıklarında Girit Denizi olarak söyleniyor.

   Kale ile ilgili anlatacakları bitince Venizelos’u sevmediğini söylüyor şoför. “Herkes onu sever Yunanistan’da.” diyor. “Ben sevmiyorum herkesle savaştı.” Diyor.  Futbol konuşuyoruz. Girit’in takımı Ofi’ yit tuttuğunu söylüyor. Birazdan bizi Saint Minas isimli bir katedralin önüne getiriyor. Buranın tarihi noktalarından biri. Pazar günü olduğu için içeride ayin var. Şoförlerin ikisi içeri girip birer mum yakıp çıkıyorlar. İçeride bizim camilerdeki minbere benzer bir noktada  din adamı bir şeyler anlatıyor. Katedralin hemen yanı başında bombaya benzer bir cisim görüyoruz. Şoför onun İkinci Dünya savaşı sırasında Almanlar tarafından atılan fakat patlamayan bir bomba olduğunu söylüyor. Yunanlılar o günlerin anısına bombayı katedralin hemen yanında sergiliyorlar.

  Oradan ayrılıyoruz. Şehrin çarşısına doğru gidiyoruz. Bu arada şoför edebiyattan konu açıyor. Yunanistan’ın en büyük yazarının Nikos Kazancakis olduğunu ve onu çok sevdiğini söylüyor. Bir şoförün siyaset ve futbol dışında edebiyat ile ilgilenmesi güzel ama buraya gelirken benimde çok sevdiğim Nikos Kazancakis ile ilgilenen bir şoförün olması iki kere güzel.  Onunla ilgili bir anıtın olup olmadığını soruyorum. Bu durum şoförümüzün hoşuna gidiyor. Yolunu değiştiriyor. Kısa bir süre sonra ünlü yazarın büstünün olduğu küçük bir bahçeye geliyoruz. Fotoğraflar çekiliyoruz.  Onun en ünlü romanı olan Zorba’yı anımsıyoruz.

  Aleksi Zorba, Kazancakis’in yarattığı en önemli tiplerden. Aslında o bir yaşam felsefesi. Zorba ’ya göre yenilgiler hayatımızın kaçınılmaz parçalarıdır ne var ki onlar bizi hayatta zafer kazanmaya götürecektir.   Aleksi Zorba küçük bir çocukken komşusu Hüseyin Ağa’nın söylediklerini hiç bir zaman unutmayacaktır:” Dinle oğlum, Tanrı`yı yedi kat gökler ve yedi kat yerler almaz; ama insanın kalbi alır, onun için aklını başına topla Aleksi, hiçbir zaman insan yüreğini yaralama “

  Nikos Kazancakis’in “El Greco’ya Mektuplar” kitabını soruyorum. Şoför tekrar gülümsüyor. Bizi çarşıya bırakıyor ama beni tekrar yanına çağırıyor. Caddeden denize doğru uzanan ve daha çok turistlerin tercih ettiği çarşının yan tarafı denize kadar uzanan flamalarla dolu ve flamalar El Greco’nun ünlü portresini gösteriyor. Yapılacak bir etkinliği anlatıyor flamalar fakat Yunanca olduğu için pek bir şey anlamıyorum ama bu güzel bir sürpriz oluyor benim için. 

 Çarşı bildiğimiz turistik caddelerin aynısı. Mitolojik kahramanların heykellerinin, biblolarının satıldığı dükkânlar, kahve ve çay içmek isteyenler için kafeler. Aslanlı Çeşme ve Venedik Sundurması denilen tarihi binanın dışında ileride denize doğru açılan caddeleri ile Heraklion çarşısı güzel bir yer. 

 Tabi ki Girit iki üç saatte gezilip görülecek bir yer değil. Bizim gezimiz tadımlık. Gemiye dönme vakti geliyor. Şoförlerimiz bizi tam dedikleri saatte limana bırakıyor. Kontrollerde sonra gemideyiz. Gemi birazdan limandan ayrılıyor. Girit uzaklarda kalıyor.

  Ege çivit mavisi sularıyla tekrar bizi kucaklıyor. Rotamız kuzeye doğru. Gemini arka tarafında rüzgârın eşliğinde kulağımızda Eleni Karaindrou’nun Ağlayan Çayır isimli müziği çınlarken aklımda Kazancakis’in mezar taşında yazılan şu sözleri geliyor: “Hiçbir şey ummuyorum; hiçbir şeyden korkmuyorum; özgürüm”


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.