Novada

Kibir insanoğlunun en tedavi edilemez hastalığı. Kibirliyiz hem de çok kibirliyiz. Her konudaki dayanılmaz haklılığımız bize bu kibri sağlıyor. Çünkü inanılmaz derecede haklıyız ve bu haklılığımız bize genetik bir miras. Dünyaya haklı olmak için gelmişiz. Bu genetik haklılığımız bizi herkese doğru yolu göstermemiz gerektiği konusunda da sürekli dürtüp duruyor. O yüzden dünyanın bir ucunda olan bir olayı derin derin analizlerle çözümleyip kimin haklı kimin haksız olduğunu şıp diye buluyoruz. Bununla da kalmayıp yargılarımızı doğruyu bulmak onu anlamak için çırpınan diğer haklı insanlarla paylaşıyoruz. Bu genetik haklılığa sahip olan insan kim? Kim olacak ben, sen, o, biz, siz, onlar.

 Genetik haklılığımız olaylar hakkında çok fazla bilgiye ihtiyaç duymuyor.  Zaten bilgiye ihtiyaçta yok çünkü kararımızı baştan vermişiz. Suçlu bu veya şudur.  Elbette ortada bir suç varsa suçluda mazlumda vardır. Ama kişi veya kişilerin hem suçlu hem de mazlum olma ihtimalide vardır.

 Karma karışık bir dünyada yaşıyoruz.  İnsan ilişkileri karma karışık. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Bugün yüzde yüz dostumuz olan biri başka gün gizli emelleri olan amansız bir düşmanımız olabiliyor. Gün geliyor bir devletin kendini savunma refleksi dediğimiz şiddet eylemi bir başka gün halkına zulmeden bir devlet terörü olarak nitelendirilebiliyor. Başka bir yerde başka bir zaman halkının çaresizliğine başkaldıranlar vatansever olarak adlandırılırken başka bir yerde eli kanlı terör örgütleri olarak nitelendirilebiliyor.

 Yakın zamanda Fransa’da bir şiddet eylemi gerçekleştirildi. Terör eylemi demiyorum çünkü şiddet eylemlerini terör olan ve olmayan diye sınıflandırmak istemiyorum. Şiddet onu uygulayanın gücüne göre isimlendirilip haklı ve meşrulaştırılmamalı veya onu uygulayanın güçsüzlüğüne göre vahşi bir terör olarak adlandırılmamalı. Şiddet şiddettir ve her zaman lanetlenmelidir. Eylemcisi güçlü veya güçsüz, haklı veya haksız, imanlı veya imansız, Fransız veya Cezayirli her ne farklı isimde olursa olsun şiddet aynı şeydir.

Fakat genetik haklılığımız bize şiddeti sınıflandırmamız gerektiğini söylüyor. Büyük bir kibirle geriye doğru yaslanıp herkesi yargılıyoruz. Şiddeti uygulayana, şiddetten etkilenene içinde bulunduğumuz toplumdan edindiğimiz kavramlarla, içinde yaşadığımız toplumdan edindiğimiz duygusal reflekslerle yargılayıp hüküm veriyoruz.

 Oysaki bir konuda hüküm vermek için o konu hakkında objektif bilgilere ihtiyacımız var. Bir de bu bilgileri analiz edip ortaya yeni bir sentez koyacak kadar bilgi ve birikime. Bunlar olmayınca yapılan şey totolojiden öte bir şey değildir. Bununla birlikte savunduğumuz kişiler, kurumlar, düşünceler, öğretiler vs. hakkında biz ne kadar samimi davranışlar gösteriyoruz? Bu da işin ayrı bir yönü. Yalan söylemeyi herkes lanetler peki kaç kişi yalan söylemeden yaşar?

 Menfaatine dokunulduğunda her türlü şiddeti, hakareti yapmaktan çekinmeyen, menfaati uğruna dini konuları sürekli istismar eden, menfaati uğruna her türlü pisliği uğursuzluğu aklayanlar, paklayanlar, haklayanlar, menfaati uğruna her türlü yalanı hiç gocunmadan söyleyebilen insanların değil “peygamberimize hakaret edilemez” diye konuşmaları peygamberimizin adını dahi ağızlarına almaya hakları yoktur.

 Öte yandan demokrasi ve laiklik anlayışı kendi örümcek beyninin dışına çıkamayanlar, en doğru fikir hürriyeti anlayışının kendinde olduğuna iman edenler, özgürlük anlayışı sadece dini değerlere eleştiri olduğunda canlanan zevatında düşünce ve ifade özgürlüğü hakkında konuşmaya hakları yoktur.  

Ünlü Avusturyalı filozof Wittgenstein şöyle dermiş: “ Hakkında konuşamayacağımız şeyler hakkında susmalıyız.” 

 

Bence de…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Tuğba Tuğba 11.03.2017

Yüreğinize kaleminize sağlık çok güzel bir konu tam da bugün ben bu konu üzerinde düşünürken böyle bir yazı benim yüzümü güldürdü.Bu hafta AB proje hazırlama kursuna katıldım benim için yeni ufuklar yeni arkadaşlar bakış açımı değiştirdi.ben de şöyle düşünüyorum bence biz çocuklarımıza karşılıksız sevmeyi ve iyilik yapmayı öğrenmeliyiz.

Tuğba Tuğba 11.03.2017

Yüreğinize kaleminize sağlık çok güzel bir konu tam da bugün ben bu konu üzerinde düşünürken böyle bir yazı benim yüzümü güldürdü.Bu hafta AB proje hazırlama kursuna katıldım benim için yeni ufuklar yeni arkadaşlar bakış açımı değiştirdi.ben de şöyle düşünüyorum bence biz çocuklarımıza karşılıksız sevmeyi ve iyilik yapmayı öğretmeliyiz.

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.