• 28.09.2016
Halil Koçakoğlu

Halil Koçakoğlu

Frankenstein

Bilim dünyası bugünlerde yeni bir devrimin eşiğinde. Dünyada ilk kez bir kafa naklinin yapılması gündemde. İtalyan cerrah Sergio Canavero yaklaşık yüz kişilik bir ekip ile tahminen bir gün sürecek operasyonla Rus Valery Spiridonov’un kafasını başka bir bedene nakledecek. Operasyonun yüzde doksan başarılı olacağına inanan cerrah bu tarz bir operasyonun daha önce bir fare ve köpek üzerinde denendiğini, bu denemelerin başarılı olduğunu söylüyor. Naklin yapılacağı Valery Spiridonov kalıtsal bir kas hastalığı yüzünden tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşıyor ve ömrünün geri kalanını sağlıklı bir bedende geçirmek istiyor. Bu yüzden böyle ürkütücü bir operasyona gönüllü olmuş.

Kafa nakli tabii ki sadece tıp bilimi açısından bir problem değil. Hali hazırda insan ile ilgili dini ve felsefi sorunları oldukça derinleştirecek ve yönünü değiştirecek bir gelişme. Belki de bu gelişme binlerce yıldır sorulan  “insan nedir?”  sorusuna yeni bir cevap bulacaktır.

On yedinci yüzyıl Avrupa’sı aklın mutlak egemenliğine inanmıştı. Doğa bilimlerindeki gelişmeler evrenin tüm sırlarına hâkim olma arzusunu daha da güçlendiriyordu. Fiziksel ve maddi dünyanın gerçeklerine dayanan pozitivizmin ilk ayak seslerinin duyulduğu bu yıllar evren hakkında sonu gelmeyen soruların sorulmaya başladığı yıllardı. Keşfedilen her bilgi insanlarda var olan evrene hâkim olma düşüncesini daha da güçlendiriyordu. Elbette o dönemin de en önemli sorusu “insan nedir?” idi. İnsan sadece kan, kemik, ilik ve daha adını koyamadığımız karmaşık yapıların bir toplamı mıydı yoksa bu karmaşık yapıya can veren bir ruh var mıydı?

İngiliz edebiyatçı Mary Shelley bin sekiz yüz on sekiz yılında yazdığı “Frankenstein veya Modern Prometheus” adlı romanında bu soruya felsefi bir cevap aramıştı. Hikâyeyi bilirisiniz. Romanın kahramanı Victor Frankenstein bilime iman etmiş bir doktordur. Farklı bedenlerden topladığı organları bir araya getirerek yeni bir insan yaratmanın peşindedir. Yarattığı bu insanı harekete geçirecek güç ise elektriktir.  Doktor Frankenstein, bir insan yaratmayı başarır fakat bu insan hayal ettiği insandan çok uzaktır. Bir insan değil adeta bir yaratık bir canavardır. Doktor bu canavarı terk edip gider ama Frankenstein’in canavarı sahibini aramaya çıkar ve bu yolculuk korku dolu birçok olayı meydana getirir. Mary Shelley romanında aklın egemenliğine, aydınlanma düşüncesine  karşı romantik bir tepki göstermiştir. Genel kanının aksine Frankenstein yaratığın değil onu meydana getiren doktorun adıdır. Ne var ki meydana getirdiği yaratığa bir isim dahi vermeyen Frankenstein kendi adının canavarlaşmasına engel olamamıştır. Frankenstein canavarı insan aklının yarattığı bir canavar olup karşımıza çıkmıştır.

Önümüzdeki yıl yapılması planlanan kafa nakli Frankenstein Operasyonu olarak adlandırılıyor. Operasyonun sonunda ne olacağını bilmiyoruz. Muhtemelen Valery Spiridonov bundan sonraki hayatını sağlıklı bir bedende geçirecek fakat insanoğlunun ruh ile ilgili soruları farklı boyutlara taşınacak. Ruh kalpte mi yoksa beyinde midir? Ayrı bir kalp ayrı bir beyin birleştiğinde bilinç hangisinin bilinci olacak bedenin mi yoksa beynin mi? Yaşayıp göreceğiz.

Kişisel olarak bu operasyonu olumlu buluyorum. Bence insanoğlunun hayatı anlamaya çalışması ona bahşedilen nimetlerin doğal bir sonucu ve bu anlama arzusu insana zarar vermediği müddetçe desteklenmeli.

 

İnsan bana göre bir süreçtir. Sürekli değişen ve gelişen bir kavramdır insan. Şu an içinde bulunduğumuz bedenin yani insanı diğer canlılardan ayıran formun zamanla daha mükemmel bir hale geleceğine inanıyorum. Nedir bu mükemmellik? Bu mükemmellik insanın hiçbir şeye ihtiyaç duymaması olarak açıklanabilir bence. Acıkmayan, susamayan, arzulamayan, nefret etmeyen sadece varlığının farkında olan fakat bunu düşünme ihtiyacı bile duymayan bir form. Çünkü kendisinin bilgisine sahiptir mükemmel insan. Mükemmel insan yokluğun bir adım öncesi olacaktır.    


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.