Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 21.04.2015
Halil İrdem

Halil İrdem

O zat ve biz

            Malum her yıl kutlu doğum etkinlikleri düzenleniyor. Bu çok güzel etkinliklerdir. Hiç değilse her yıl bir sefer de O (s.a.v) hatırlanmış ve hatırlatılmış oluyor. Onlarca hatta binlerce ve belki de on binlerce insan meydanları dolduruyor. Salâvatlar ve tekbirler getiriliyor. Müslümanlar ve İslam âlem açısından bu güzel bir gelişmedir.

            Peki, insanlık için bu yeterli mi? Dünyaya huzur ve barışı getirebilmek adına bu kâfi mi? Bu gibi sorulara verilebilecek tek kelimelik bir cevap var; o da “hayır”dır.

            İnsanlığa huzur ve mutluluğu bir nebze olsun temin etmek için, bundan çok daha fazlasını yapmak gerekir. Daha fazlası nedir ve nasıl yapılır? Evvelce böyle bir şey yapılmış mı? Yani insanoğlunun huzuru için çalışmalar yapılmış mı? Eğer daha önce birileri bunu yapmışsa, o birileri nasıl bir model.

            Hayır, eğer bizim amacımız dünyaya Müslümanlığımızı duyurmaksa, buna gerek yok dünya zaten bizim Müslüman olduğumuzu biliyor; ya da ne kadar gerçek Müslüman olduğumuzu biliyor. Önemli olan kutlu doğum etkinliklerine ana konu ettiğimiz “O” ZATI ve Onun bu dünya ve ahiret saadeti için bize getirmiş olduğu değerleri ve dolayısıyla da değişimi yaşamak ve yaşatmaktır.

            Onu ve ailesini inceleyip, aile hayatımızı,

            Onu ve toplumunu inceleyip, toplumsal hayatımızı,

            Onu ve devletini inceleyip, devlet düzenimizi kurmalıyız. O zaman O Zatı anlamış oluruz.

            Erkeklerimizin önüne, Nur suresinin 30. ayetini koyduğumuzda,

            Kadınlarımızın ellerine, Nur suresinin 31. ve Ahzab suresinin 59. ayetini verdimizde,

            Çocuklarımıza İsra suresinin 23. ayetinin okuttuğumuzda, o zaman O’nun bize getirdiği güzellikleri fark ederiz.

            Sonra, kocalarımıza “Sizin en hayırlınız, kadınlarına iyi devranınızdır.” Hadis-i şerifi,

            Kadınlarımıza “en hayırlı kadın eşine sadakat gösteren ve kocası evde olmadığı zaman onun malına ve namusuna sahip çıkandır.” Hadis-i şerifi,

            Anne-babalarımıza “Hiçbir anne-baba evlatlarına güzel terbiyeden daha büyük bir miras bırakmamıştır.” Hadis-i şerifi hatırlattığımızda ve bunları hayata geçirebilmek için zemin hazırladığımızda o zaman onun ümmeti olduğumuzu söyleyebiliriz.

 Dahası, hayatımızın her alanında, O Zatın bize getirdiği Kur’an ve sünnet çerçevesinde yaşadığımızda; huzurlu, mutlu ve refah seviyesi tüksek bir toplumu inşa edebiliriz.

Aksi takdirde, erkeklerimiz kadınları hizmetçi olarak görmelerinin önüne geçemeyiz. Kadınlarımız da; erkeklerimizi maişet (geçim) hamalı gözüyle bakmalarını önleyemeyiz. Anne-babalar çocuklarını amele-işçi olarak çalıştırmaktan başka yapacakları işleri olmayacaktır. Genç kızlarımız kendilerini erkeklere beğendirmek için; şu ayakkabı, bu elbise ve o güzellik ürünü ile uğraşmaktan iç âlemlerine ve dolayısı ile maneviyatlarına ayıracak vakitleri olmayacaktır. 

Sonuç olarak; sadece meydanlara çıkıp, kalabalıklar oluşturmakla kalmayıp, O’nun bize getirdiği ve bize bıraktığı mesajlara sımsıkı sarılıp, hayatımıza esaslı bir çeki düzen vermeliyiz. Yoksa özlemini duyduğumuz o müreffeh toplum bir hayalden öteye geçmez. Kutlu doğun etkinlikleri de sadece bir çeşit eğlence ve bir anı olarak kalır.

 

Huzurla kalın…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Sizce en başarılı belediye başkanı kim?