DEDAŞ
sur yapı
  • 06.04.2015
Halil İrdem

Halil İrdem

Nasıl bir öğrenim?

Eskiden ilkokulu okuyan biri beş yıl sonra bir diploma alırdı. Daha sonra bunu sekiz yıla çıkardılar ve sekiz yıl okumayan bu diplomayı alamaz oldu. Şimdi ise 4+4+4 oldu.

Peki, bütün bunların nedeni ne idi?

Toplumun eğitim seviyesini yükseltmek ve dolayısı ile daha bilinçli bir toplumu ortaya çıkarmaktır. Devlet ve o devletin eğitim bakanlığı bu şekilde üzerine düşeni yapmaya çalıştı ve çalışıyor. Daha fazla okul ve daha fazla öğretmen, bununla birlikte de tabi ki daha fazla yatırım.

Bir soru daha, bütün bunların karşılığını alıyor muyuz?

İlk bakışta, “evet” alıyoruz. Çünkü okuyanlarımızın sayısı arttı. Diplomalılarımızın sayısı arttı. Acaba amaçlandığı gibi “bilinçli” lerimizin sayısı da arttı mı? Maalesef buna pek hoşumuza gidecek bir cevap veremeyeceğiz.

Neden?

Çünkü eğitim sistemimiz öğrencilerimize okuma alışkanlığını kazandıramamaktadır. Okuma alışkanlığını edinmemiş birinin eğitimi yarım kalmıştır. İnsanlar öğrendiklerinin yüzde 85’ini okuyarak öğrenmektedir. Bizim ise toplum olarak okumak diye bir derdimiz yok. Bilgi çağında yaşıyoruz, artık her yerde bilgi var diyebilirsiniz. Doğru. Teknoloji sayesinde öyle bir imkânımız var. Fakat o bilgilerin çoğu nitelikli bilgi değil. Olsa bile, söyler misiniz? Kaç kişiyi bilgisayar başında veya elinde o kocaman ekranlı telefonlarda kitap okuduğunu gördünüz? “Hayır, görmedik” dediğinizi duyar gibiyim.

Diye bilirsiniz ki, bu kadar öğrenci her yıl mezun oluyor, diplomalarını alıyorlar, bu nasıl oluyor?

Cevap vereyim. Bir gün lisede okuyan bir yeğenimin öğretmenleriyle görüşmeye gittim. Üç-beş öğretmenle görüştüm. Bütün sınıfla birlikte bizimkinin de durumu pekiyi değil. O öğretmenlerden biri bana dedi ki: 

 “Başka okullarda öğretmen arkadaşlarımız var. Arada bir onlarla görüştüğümüz oluyor. Onların öğrencileri günde yüz soru çözüyorlarmış. Bizim öğrencilerimiz ise her gün yüz soru geri kalıyorlar.” 

Sadece test çözerek belki sınavı kazanmak olabilir, ama bir şeyler öğrenilemez. Hayatımıza yön verecek ve ileride herhangi bir sorunla karşılaştığımız zaman, o sorunumuzu çözecek bilgi birikimini elde edemeyiz. Sevgili öğretmenimiz başarıyı çok test çözmekte görüyor. Haksız da değil, çünkü o da bu düzenin kurbanı.

Başarıyı çok test çözmekle elde edemeyiz. Bu belki bir-iki sınavı geçmemizi sağlayabilir, ama hayat her zaman karşımıza testlerle çıkmıyor. Ve hayatın soruları ve sorunları her zaman birbirine benzemiyorlar. Her zaman her şeye hazırlıklı olmalıyız. Hayat hep tekdüze devam etmiyor. Bunun için çok okumamız ve çok araştırmamız gerekmektedir.

Ezberlemek değil öğrenmemiz gerekir. Ezberlediklerimizi bir süre sonra unutabiliriz. Fakat öğrendiklerimizi ve anladıklarımızı hiçbir zaman unutmayız. Böyle olunca da gerektiği yerde, bize lazım olan bilgiyi çıkarıp kullanabiliriz. Başarımız sınavlarla değil, hayatın değişik alanlarında gösterdiğimiz başarı ile ölçülmelidir.

Sonuç olarak, çok okumalı ve okuduğumuzu hayatımıza geçirmeliyiz ki, anlamış ve öğrenmiş olalım. Okumak, okumak, okumak…

 

Huzurla kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.