Novada

Mutluluk nasıl elde edilebilir?

Mutluluk nedir?

Huzur nedir?

Saadet nedir?

Bütün bunların kaynağı nedir? Bu sorulara farklı cevaplar verilebilir. Kimine göre mutluluk para iken, kimine göre ise iyi bir evlilik olabiliyor. Kimine göre ev, kimine göre ise iyi bir iş veya meslektir. Başka birine göre bir cep telefonu, bir diğerine ise gelişmiş bir bilgisayar. Köydeki Mehmet amca için mutluluk, saadet ayağını yerden kesebilecek eski bir araba iken, bir işadamı olan Ahmet bey için üç yüz-dört yüz bin liralık lüks bir arabadır.

Demek ki, mutluluk ve huzur gibi kavramlar kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Yani bunların mutlak bir anlamı yoktur. Biri bir şeyin varlığıyla mutlu olurken, başka biri o şeyle mutlu olamıyor.

Peki, bunun çaresi nedir? Bu işin temeline indiğimizde, hemen hemen herkesin hedefi aynı şeydir: “Mutluluk.” Fakat her nedense toplumun geneline baktığımızda ise mutlu olan pek az insana rastlıyoruz. Gerisi ya mutsuzdur veya savunma mekanizmasını kullanarak mutluluk numarasını yapıyor. Ama gerçekte ise iç huzuru yakalayamamıştır.

Gelin insanı bir kenara bırakalım. Örneklerimizi cansız bir varlık olan bir çamaşır makinesi üzerinden devam edelim. Bir makine için mutluluk nedir? Kapasitesi kadar çamaşırla çalıştırılması ve uzun bir ömür yaşamasıdır. Bunların olabilmesi için de üretici firmanın, cihazla birlikte tüketiciyi bilgilendirmek için gönderdiği bir “kullanma kılavuzu” vardır. Buna riayet edildiği sürece, makine mutludur ve uzun yaşayacaktır. Tersi durum meydana çıktığında ise makine bunalıma girer ve mutsuz olur. Sonuç intihar ve hüsran olur.

İşte bunun gibi insanın bir üreticisi(!) var. Ve dolaysıyla da bir “Kullanma kılavuzu” var. Kılavuza riayet edildiği sürece mutluluk, huzur ve saadet gelecektir. Kılavuz bir kenara atıldığında ise insanlığın çöküşü yaklaşır.

İnsanlık tarihi boyunca hep mutlu olan insanlar vardır. Bunlardan biri de “Devr-i saadet” denilen İslam Peygamberi’nin yaşadığı dönemdir. Bir bu günümüze bir de o zamana bakalım. Bugün hayatımızı kolaylaştıran hemen hemen her şey o dönemde hayal bile edilemezdi. Sahip olduğumuz tüm imkânlara rağmen hala mutluğun formülünü arıyoruz. Eğer mutluluk mal, mülk, para, servet ve çeşitli imkânlarla olsaydı, o dönemin insanları mutluluğu yakalayamazlardı ve o döneme de “Asr-ı saadet” denilmezdi. Diğer tarafta da bu günün insanları da belki bir nebze huzuru yakalayabilmek için psikolog psikolog dolaşmazlardı. Herkes mutlu olurdu.

Mutluluğun tek formülü ÜRETİCİ FİRMA’nın bize göndermiş olduğu kullanma kılavuzunu dikkatli okuyup, uygulamalıyız. Beşeri kılavuzlar kimyamıza tam olarak hitap edemiyor. Belki bir süre uyuşturuyor ama daha sonra hiçbir işe yaramadığı ortaya çıkmaktadır.

 

Mutluluk, saadet ve huzurla kalın…


MAKALEYE YORUM YAZIN
selim selim 09.11.2016

Keşke mutluluk hep bizimle kalsa...

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.