• 11.09.2018
Ercan AKKAR

Ercan AKKAR

Zam üstüne zam…

Son günlerde sokağın tek gündem maddesi zam, zam yine zam… Yağmur gibi gelen zamların tek nedeni bulunmuyor elbette. Bunların derinlemesine analizi de sokağı pek ilgilendirmiyor. Sonuç itibariyle vatandaş, hemen hemen her kalemdeki füze gibi artışların cebine yansımasına bakarak konuşuyor ve feryat ediyor.

Aslına bakılırsa bugünün ayak sesleri, son birkaç yıldan bu yana kendini iyiden iyiye hissettiriyordu. Yıllarca biriken ve bugün patlayan zam furyasının bazı temel nedenleri var. Bunların başında kötü yürütülen ekonomik politikalar, Suriye’deki iç savaşa aktif olarak katıldıktan sonra bazen Amerika’yla, bazen Rusya ile kimi zaman da Avrupa ile yaşanan sorunlar, neredeyse iki yılda bir seçime gidilmesi ve de her geçen gün hukuk ve demokrasi konusunda zayıf olan karnemizin daha da zayıflamasını sayabiliriz.

Üretmeyen ve ekonomisi büyük üçlüde dışa bağımlı olan ülkelerde her zaman bu tür kırılganlıklar yaşanır. Hele bir de o ülkede savurganlık ile bir de gelir adaletsizliği yaşanıyor ise, ekonomik sıkıntılar kaçınılmaz olur.

Bugün de böyle oluyor. Döviz kurundaki artış, her alanı yavaş yavaş yakmaya zam üstüne zam gelmesine neden oluyor. Acil tedbir alınmaz ise, birçok sosyal sorunla karşı karşıya kalabiliriz. Tehlikenin ne gibi sosyal boyutlara ulaşabileceği konusuna birkaç veriye bakmak yeterli olacaktır. Bu arada veriler yaşanan ekonomik sıkıntı öncesine ait olması da durumun aciliyetini somut bir şekilde ortaya koyuyor.

-Türkiye İstatistik Kurumu 2016 verilerine göre, ülkemiz de toplam 22 milyon 206 bin 776 hane halkı bulunuyor.

 -Asgari ücret bin 604 lira.

-Türk-İş'in araştırmasına göre, Ağustos’ta 4 kişilik ailenin açlık sınırı bin 812, yoksulluk sınırı 5 bin 904 lira.

-Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın 2016 verilerine göre; Türkiye’de her 8 kişiden biri sosyal yardım alıyor ve aynı yıl 10 milyon 610 bin kişiye yardım yapıldığı belirtiliyor.

-CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, bir süre önce yaptığı yazılı açıklamada, yoksulluk envanterine kayıtlı olanların sayısının nüfusun yüzde 39.5’ine ulaştığı ve her 10 kişiden 4’ünün yoksul olduğu belirtiliyor. Yani diğer bir değişle yoksul sayısının 35 milyonu aştığını ifade ediliyor.

Sosyal yardıma bu kadar muhtaç ailenin bulunduğu, asgari ücretin bu kadar düşük olduğu ülkemizde, benzinden-motorine, domatesten-bibere, salçadan-yağa, ekmekten-suya, doğal gazdan-elektriğe, kiradan-giyime, eğitimden-kırtasiyeye kadar neredeyse yaşamın her alanında ardı arkasına gelen zamlar, vatandaşı resmen bunalttı.

Bu yetmezmiş gibi bir de zam fırsatçıları ve stokçular var ki, onlar bir başka bela… Fiyatlar her kentte farklılık arz ediyor. O kadar ki aynı kentteki semt pazarlarında dahi aynı ürünün fiyatı değişiyor.

Örneğin; Diyarbakır’ın merkez Kayapınar İlçesi’nde 3 lira 50 kuruş olan domates, Yenişehir İlçesi’nde 2 lira 50 kuruş, Bağlar İlçesi’nde de 2 liraya kadar geriliyor. Yani durumdan vazife çıkartan satıcılar ilçenin, semtin, mahallenin ekonomik yapısına göre fiyat belirliyor.

Marketlerin de maşallahı var. Bugünlerde en yoğun mesaileri etiket değiştirmek. Görevliler, 24 saat geçmeden hazırlanan yeni etiketleri eskisiyle  değiştiriyor ve zam üstüne zam yapılıyor.

Bilmem stokçuları anlatmaya gerek var mı? Hele birde döviz kurundan milyon hatta milyar götürenler var ki, onları da Allah'a havale etmekten başka çaremiz bulunmuyor.

Bu durumda en büyük mağduriyeti zam üstüne zamla abandone olan vatandaş ve üretici yaşıyor.

Sevgiyle kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.