DEDAŞ
sur yapı
  • 23.05.2016
Ercan AKKAR

Ercan AKKAR

‘SUR’LULAR AĞLIYOR…

Sokağa çıkma yasakları… Yaklaşık 1 yıldan bu yana uygulandığı yer sayısı arttıkça neredeyse sıradanlaşan ve olağanlaşan bir hal alarak bugüne kadar geldi. Kimi kesimlere göre olağan ve sıradanmış gibi görünse de, uygulandığı yerlerde yarattığı yıkım-tahribat ve ekonomik çöküntü orada yaşayanlar açısından büyük yaralar açtı ve açmaya da devam ediyor.

 

Sokağa çıkma yasağı uygulanan yerlerden biri ve en önemlilerinden olan Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesinde 2 Aralık 2015’ten bu yana devam eden yasak, operasyonların 103 gün sonra tamamlanmasına rağmen yazıyı kaleme aldığım gün itibariyle 3 mahallenin 14 sokağında neredeyse 6 ay aradan sonra kaldırıldı.

 

Yasağın kalkmasıyla başta Sur’da yaşayanlar olmak üzere gazeteciler ve Diyarbakırlılar yasağın kalktığı yerlere koştu ve yasağın yarattığı yıkımın boyutlarını görmek, anlamak istedi. Bu konuya tekrar dönüp gördüklerimizi ve izlenimlerimizi bizde anlatacağız ancak, yasaklara gelinen sürece bir bakmamız ortaya çıkan tabloyu anlamamız açısından daha yararlı olacağı kanısındayım.

 

Aslında ne olduysa 7 Haziran seçimlerinden sonra oldu. AK Parti tek başına iktidara gelecek çoğunluğu sağlayamadı. Kürt siyasi geleneğini temsil eden Halkların Demokrasi Partisi ise büyük bir sürpriz yaparak yüzde 10 barajını aşarak yüzde 13.1 oy ve 80 sandalye ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne milletvekili sayısı bakımından 3’ncü parti olarak girdi.

 

Bu AK Parti’nin tüm hesaplarını özellikle de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘başkanlık sistemine’ büyük darbe vurmuş oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan 8 Haziran’dan itibaren ‘tekrar seçim’ isteğini hep sıcak tuttu ve başta bazı siyasiler olmak üzere birçok çevreye göre hem bu tablodan koalisyon çıkmasını önledi, hem de meclisin çalışmasını engelleyerek tıkanma yarattı. Fakat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en önemli hamlesi ise 2013’den başlayan ‘çözüm sürecini buzdolabına kaldırdım’ çıkışı oldu.

 

Temmuz 2015’den itibaren de uzun süreden beri devam eden çatışmasızlık süreci sona erdi, biranda milliyetçi söylemler arttı, birçok yerde bombalar patlamaya başladı, bazı yerlerde sokağa çıkma yasakları ilan edildi ve akabinde 1 Kasım 2015’de erken genel seçime gidilmesine karar verildi.

 

Tüm bunlar olup biterken sokağa çıkma yasakları genişleyip kırsal kesimlerin dışında ilçeleri hatta il merkezlerini kapsayacak şekilde genişliyordu. Yerleşim alanlarında her türlü silahın kullanılması sivilleri doğrudan etkiliyor, yerlerinden-yurtlarından ediyordu.

 

1 Kasım 2015’de yapılan genel seçimde, AK Parti yeniden tek başına iktidar olabilecek çoğunluğu sağlarken Milliyetçi Hareket Partisi ve Halkların Demokrasi Partisi ise yüzde 10’luk seçim barajını zar-zor aşıyordu.

 

Bugün ise Halkların Demokrasi Partisi milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılıyor,  AK Parti genel başkan ve başbakanı değiştirip, her halde baskın bir seçimle hem Halkların Demokrasi Partisi’ni, hem de Milliyetçi Hareket Partisi’ni barajın altına iterek yüzde 65-70 sağ, yüzde 30-35 sol blok oluşturup istediği sisteme geçmek istiyor.

 

Her nedense siyasiler tüm mesaisini seçimlere ve birbirlerine üstünlük sağlamaya ayırırken, sokağa çıkma yasakları nedeniyle yıkılan şehirleri, uğratılan maddi ve manevi zararı, yüzbinlerce insanın yerlerinden edilmesi ise yukarıda belirttiğim gibi gerçekten sıradanlaştı ve sadece o acıları yaşayanların yanına kar kaldı.

 

Yaklaşık 1 yıl içinde yaşanan bunca olayı şöyle bir hatırlayarak tekrar Diyarbakır’ın tarih, kültür, ticaret ve turizm merkezi Sur’a dönecek olursak, 14 sokakta kalkan yasakla birlikte Surlular 6 ay sonra ilçelerini, mahallelerini, sokaklarını, evlerini, işyerlerini görebilmek için sabah 08:00’de yasağın kalkmasıyla birlikte Sur’a akın etti. Tabi gazeteciler ve Diyarbakırlılar da olup bitenleri görmek için Sur’daydı.

 

Surlular,  yaşanan yıkımı görünce gözyaşlarına boğuldular. Kiminin evi, kiminin işyeri tamamen yok olmuş, kiminin evi veya işyeri çatışma alanı olarak kullanılmış, kiminin bir tek eşyası kalmamış, kiminin değerli eşyaları çalınmış, kiminin tüm anıları yok olmuştu.

 

Daha önce Sur’da yaşayan ancak, sonraki yıllarda başka merkez ilçelere taşınan Diyarbakırlılar ise, tek aracın dahi geçemediği tarihi sokaklardan eser kalmadığını, camilerden kiliselere, okullardan otellere kadar her şeyin yakılıp –yıkıldığını görerek, ‘Sur artık eski Sur’ değil diyerek, yüksek yerlere çıkıp etrafa bakıp ağlayan Surlu ailelere buğulu gözlerle eşlik ettiler.

 

Biz gazetecilere düşen ise, aylar sonra daha net gördüğümüz tablonun zorluğu altında ezilerek ve de boğazımız düğümlenerek gördüklerimizi hangi cümleler ile okuyucularımıza anlatabileceğimizdir.

 

Her halde en doğru tespit, Diyarbakır’a gelip Vali Hüseyin Aksoy, Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak’ı ziyaret eden, ardından bazı temaslarda bulunarak Sur’u gezip fotoğraflayan ve bu fotoğrafları sosyal medya hesabından paylaşırken altına ‘korkunç, bombalanmış, dümdüz edilmiş ve zorla alınmış. Bunun adı zorla yerinden edilmedir’ diye not düşen Uluslararası Af Örgütü Orta Asya Direktörü John Dalhuisenolmalı.

 

 

Sevgiyle kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.