Novada

Her mevsimin kendine özgü özellikleri ve güzellikleri vardır. Ve her mevsimi zamanında yaşamak insanlar için ne kadar önemli ise, doğanın dengesi için iki kat daha önemlidir.

Dediğim gibi her mevsimin kendine özgü özellikleri ve güzellikleri olduğu gibi, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde bazen bu özellik ve güzellikleri yaşamak bir tarafa neredeyse eziyete dönüştüğünü söyleyebiliriz. Çünkü bu kategorideki ülkelerde yaşayanlar, gelişmiş ülkelerdeki gibi ne İlkbahar’ın, ne Sonbahar’ın, ne Yaz’ın, ne de Kış’ın tadını doya doya yaşayabiliyorlar.

Gelişmiş ülkelerde bazı istisnalar dışında alt yapıdan üst yapıya kadar planlama yapılırken insan odaklı, mevsimsel değişimler ve coğrafi konum da göz önünde bulundurularak gerçekleştirilir. Gelişmekte olan ülkelerde durum biraz farklılık göstermektedir. Çünkü gelir dağılımında olduğu gibi alt yapı ve üst yapı konusunda da bölgeler arasında büyük farklılıklar görünmektedir. Geri kalmış ülkelerde ise durum vahimdir. İnsanlar sadece yaşamaya çalışırlar.

Ülkemize baktığımız zaman gelişmekte olan ülkeler kategorisine dahil edebiliriz. Nedenine gelince; ülkenin batısında alt yapı ve üst yapıya daha fazla önem verilirken, tarih boyunca Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi kimi dönem bilinçli, kimi dönem devlet politikası olarak geri bırakılmıştır. Oysaki bölge yer altı ve yer üstü kaynakları açısından oldukça zengindir. (su, tarım, petrol, bakır ve diğer madenler gibi.)

Durum böyle olunca mevsimleri özellik ve güzellikleriyle yaşamak neredeyse imkansız hale geliyor. Kış çetin yüzünü gösterdiğinden bu yana yola çıkmak, ısınmak, çalışmak, okula gitmek, beslenmek neredeyse tüm yaşam alanları eziyete dönüşüyor.

Yollardaki sorunlar: Kar veya yağmurda yollar kapanıyor. Yolda kalan insanlar donma tehlikesi geçiriyor, hastalar hastanelere yetiştirilemiyor. Yeterli tuzlama ve diğer çalışmalar ya yapılmıyor, ya da yapılamıyor.

Şehiriçi ulaşımı keşmekeş bir hal alıyor: Şehiriçi ulaşımında altyapı yetersizliği nedeniyle karla, yağmurla birlikte her taraf donuyor,  göle dönüşüyor. Köstebek yuvası haline gelen yollarda yürümek de, araç kullanmak da büyük maharet haline geliyor.

Elektrik kesintileri bezdiriyor: Sık sık yaşanan elektrik kesintileri her alanda günlük yaşamı olumsuz yönde etkiliyor. Sanayicisinden esnafına, okulundan medyasına kadar çalışamıyor. Kesintiler jeneratörü olan yerlere ekstra maliyet getirdiği gibi jeneratörü olmayan yerlerde ise, iş kaybına yol açıyor. Kesintiler ısınma sorunu yaşattığı gibi birçok mevsimsel hastalığa da davetiye çıkartıyor.

Eğitim de sıkıntılar yaşanıyor: Yolların hali, elektrik kesintisi en büyük darbeyi eğitime vuruyor. Altyapı da üstyapı da yeterli olmadığı için kar yağışı, don veya soğuk hava nedeniyle eğitime sık sık ara veriliyor veya talihsiz kazaların yaşanmasına yol açıyor.

Fiyatlar artıyor: Kar yağışı, don nedeniyle sebze ve meyve fiyatları büyük oranda zam görüyor. Bu da zaten gelir dağılımında en alt sıralarda bulunan bölge için yeterli beslenme imkanını olanaksız kılıyor.

İnternet kesintileri: Bilgisayar ve internet neredeyse tüm kesimlerin çalışma alanlarının parçasıdır. Ancak söz konusu bölgelerde sık sık internet  kesintileri yaşanıyor. Bu iş hayatını tümüyle etkilediği gibi kullanıcılardan abonelik ücretlerinin tamamı alınıyor.

Bunlar bir çırpıda yazabildiklerim. Herkes kendine göre bunu çoğaltabilir. Sonuç olarak kimileri Kışın özellik ve güzelliklerini yaşarken, kimileri de ‘Kış Dertleri’ çekiyor.

FETÖ’NÜN ÇİFTLİĞİ

Gündemin yoğunluğu nedeniyle geçen ay gerçekleştirilen bir operasyon gümbürtüye gitti. Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik gerçekleştirilen bir operasyonda 9’u Dicle Üniversitesi çalışanı 11 kişi gözaltına alındı.

Yürütülen soruşturmada, İstanbul'da faaliyet gösteren bir şirketin 2011 yılında ‘Dicle Üniversitesi Hastaneleri Radyasyon Onkoloji Anabilim Dalı İşlem Karşılığı Tomoterapi Cihaz Hizmet Alımı’ ihalesiyle ilgili olduğu belirtilmişti.

Yapılan araştırmada, ihale şartnamesinin sadece örgüte müzahir firmanın ihaleye girebileceği şekilde hazırlandığı, bu nedenle söz konusu firma dışında ihaleye başka şirketlerin teklif veremediği belirlendi. Yanıltıcı bilgilerle ihale tutarının 19 milyon 980 bin liraya çıkarıldığı, adı geçen firmadan alım yapılarak, örnek ihaleler incelendiğinde kamu zararının ise 17 milyon 859 bin 656 lira olduğu tespit edildi.

Yani, daha önce de defalarca yazdığım gibi FETÖ/PDY, Dicle Üniversitesi’ni gerçekten babasının çiftliği haline getirmiş. Yazık hem de çok yazık.

Sevgiyle kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.