• 26.01.2015
Ercan AKKAR

Ercan AKKAR

Geçmişten günümüze derleme…

Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Güneydoğu’da uygulanan devlet şiddetine, ‘Devlet bazen rutin dışına çıkabilir’ demişti.

Dönemin Başbakan Tansu Çiller, Kürt iş adamlarını öldürenler için; ‘Kurşun atanda kurşun yiyende bizim için şereflidir’ demişti.

Dönemin Özel Harekat Polisi Ayhan Çarkın, ‘Orada bir köy var, kurtarılması gerek' dediler. Gittik, insanların ölüsüne, dirisine yapmadığımızı bırakmadık. Biz orada insanların tırnaklarını çektik, bok yedirdik, bize evinde yemek veren teyzeyi öldürdük. Başta ‘bebek katili’ başlıklı haberlerde sıklıkla gösterilen ve simge haline getirilen kurşunlanmış bebek fotoğrafının çekildiği Pınarcık Köyü katliamı olmak üzere pek çok katliamı PKK örgütü değil, JİTEM tarafından gerçekleştirildi’ demişti.

Dönemin Emniyet Genel Müdürü, sonranın Adalet ve İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, ‘Devletin huzuru için 1000 tane gizli operasyon yaptık. Pişmanlık duyacak iş yapmadım. Yasalar çerçevesinde iş yaptım’ demişti.

Dönemin Güneydoğu’da görev yapmış komutanlarından Emekli Korgeneral Altay Tokat ‘Görevlileri hizaya getirmek için bende bomba attırdım’ demişti. 

Dönemin komutanlarından Emekli Albay Erdal Sarızeybek kitabında, ‘PKK’nın Şemdinli’ye girmesini önlemek için geceleri havan mermileri ve roketlerle suni çatışma yaratıyorduk’ demişti.

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Uludere katliamıyla ilgili değişik tarihlerde yaptığı açıklamalarda, ‘30-40 kişilik grup, katırlar, insanlar var. O yükseklikten bu Ahmet midir, Mehmet midir, bilmek mümkün değil. TSK görevini samimi şekilde yapmıştır. Hata da olabilir. Operasyondan hemen sonra haberimiz oldu. Biz yetkiyi vermişiz TSK bunu kullanmış. Biz TSK’mıza, polisimize güvenmiyorsak terörle mücadeleyi kiminle yapacağız?’ demişti. 

Dönemin İçişleri Bakanı şimdinin Millet ve Adalet Partisi Genel Başkanı İdris Naim Şahin, ‘Başbakanımız da çok üzerinde durmuştu, Serap kızımız. İstanbul’da benim dönemimde değil, 2010’da gerçekleşen bir olaydı. Küçükçekmece’de otobüse molotofkokteyli atılması sonucunda 18 yaşındaki Serap Eser kızımız hayatını kaybetmişti. Otobüse molotofkokteyli atarak, otobüsü kundaklayan kişilerin ne yazık ki istihbarat elemanı olduğu bilgisini edindim. Aynı zamanda istihbarat elemanıydılar. KCK’nın içinde 100’den fazla MİT elemanı var’ dedi ve günümüzde olanlarla ilgili yeni tartışmanın fitilini ateşledi. 

İçişleri Bakanlığı; Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde 12 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın öldürülmesiyle ilgili yaptığı açıklamada; ‘Olay yerinde bulunan aracın içindeki güvenlik görevlilerinden bazılarının olayda kusurlu olabileceği değerlendirilmektedir. Konu ile ilgili soruşturma her türlü ihtimal dikkate alınarak bütün yönleri ile devam etmektedir’ dedi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Hakkari'de yaşanan olaylarda 3 emniyet görevlisinin halkı kışkırttığına ve bu olaylarda paralel yapının etkisi olduğuna dair iddialara, ‘O bölgede yaşanan olaylarda paralel devlet yapılanması ile ilgili bir irtibat sözkonusu ise, bu yaşadığımız olayların vehametini göstermesi bakımından ilginçtir’ dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cizre'de yaşananları paralel yapı ile bağlantılandırarak, ‘Düşünebiliyor musunuz, bu devletin resmi giysileri içerisinde olan, bu devletin zırhlı araçlarıyla caddenin kenarına bombayı koyanları görüyor musunuz? Arkasından yine devletin bir başka görevlisi bunu yakalayabiliyor, hamdolsun. Artık inlerine girilmiştir’ dedi. 

Bu yazımda dünden bugüne küçük bir derleme yapmak istedim. Yoksa olaylarda, söylenenlerde o kadar büyük ki… Her birinin üzerine sayfalarca yazı yazılabilinir. 25 yıldan bu yana hafızalardan silinmeyen ve aydınlanmayı bekleyen birkaç olay daha hazırlatayım sizlere… 

Diyarbakır’ın Lice İlçesi ile Muş’un Altınova Beldesi’nin yakılması, Diyarbakır Koşuyolu Parkı ile Şemdinli’de Umut Kitapevi’ne bırakılan bombalar, Hakkari Geçitli Köyü ile Şırnak'ın Güçlükonak İlçesi’nde köylüleri taşıyan minibüslere yapılan saldırılar…

Yine benimde o dönem takip ettiğim, Van’ın Bahçesaray İlçesi Sündüz Yaylası katliamından, boşaltılan Hakkari’nin Çukurca İlçesi’ne bağlı Uzundere Beldesi’ne kadar sayısız olay, katliam, insanlık ayıbı, faili meçhul cinayetler, köy boşaltmalar, sistematik işkenceleri sayabilir-sıralayabiliriz.

Derlememdeki söylemlerin bölgeye bakışı, yapılanları ise bölgeye mubah görüleni açıkça ortaya koyduğu kanaatindeyim. Kim bizim dönemimizde ‘olmadı’ diyorsa derlemeden kendine düşen payı alabilir-çıkartabilir. 

Ne diyor sevgili dostum Diyarbakır eski Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar ‘1990'lı yıllarda faili meçhul cinayetleri işleyen ekipler, bölgede göreve getirildi.’ Gerisini düşünün.

Sevgiyle kalın.  


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.