SINAV OKULLARI
  • 06.02.2017
Ercan AKKAR

Ercan AKKAR

Fakirliğin gözü kör olsun…

Kendimi bildim bileli hep duyarım  ‘fakirliğin gözü kör olsun’ diye… Çaresizlik, yokluk ve mecburiyeti ifade eden bu sözcük, sanki bölgedeki yoksul insanın kaderi olmuş gibi hep peşinde ve dilinde...

Devlet, yoğunlukla Kürt nüfusun yaşadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni yıllarca bilinçli ve bir politika çerçevesinde zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına rağmen geri bıraktı, ya da kendi politikalarını yürüteceği aşiretleri ve cemaatleri destekledi, desteklemeye de devam ediyor.

Tüm zenginliklere rağmen doğdukları topraklarda doyamayan veya iş bulamayan insanlar, çoluk çocuk demeden Çukurova’ya pamuk ve narenciye, Karadeniz’e fındık ve çay, Ege’ye zeytin toplamaya gittiler. Gittikleri yerlerde insanı birçok ihtiyaçlarından yoksun ve zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiler, düşük ücretlerle çalıştırılarak emekleri hep sömürüldü.

Yıllarca ırgat göçü olarak gazetelerde yer alan haberlere konu olan aileler, daha ekonomik olduğu için ya trenlere, ya da kamyon kasalarına doluşarak ölümüne yolculuk ettiler.

Yine bölgede iş-aş bulamayan gençler ya okul harçlıklarını, ya ailelerine katkı amaçlı, ya da kuracakları aile için para kazanmak amacıyla batı diye tabir edilen başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlere giderek yasal hiçbir güvencesi olmadan en ağır işlerde çalıştı ve çalışıyorlar.

Yarıyıl tatilini fırsat bilen ve okul harçlığını çıkarmak için İstanbul’un yolunu tutan Remzi Ersu da bunlardan biriydi. Remzi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü 2'nci sınıf öğrencisiydi.  Cenazesine katılan arkadaşlarının söylediğine göre, kaymakam olmak istiyordu.

Van’ın Başkale ilçesine bağlı Tokluca köyünde yaşayan Ersu ailesinin 22 yaşındaki çocukları Remzi’nin de, tüm gençler gibi hayalleri ve hedefleri vardı. Bu hedefine ulaşabilmek ve ailesine yük olmamak, okul harçlığını çıkarmak adına İstanbul’un yolunu tuttu.

Remzi, İstanbul’daki tanıdıklarının vasıtasıyla inşaatta işe başladı. İşe girişinin  üçüncü gününde ise yeğeni 19 yaşındaki Sefer Deli ile birlikte vinçle kaldırılan demir bir kalıbın altında kalarak ağır yaralandı, kaldırıldığı hastanede kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Remzi yok artık. Sosyal Devlet, Remzi’nin eğitimini rahatlıkla sağlayabileceği ortamı yaratabilseydi veya Ersu ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabilseydi, Remzi ve Remzi gibiler bugün hayatta olacaktı. Remzi’nin cenazesine katılanlarda ‘fakirliğin gözü kör olsun’ sözünü bir kez daha söylemeyecekti.

Sevgiyle kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.