• 21.04.2016
Ercan AKKAR

Ercan AKKAR

ÇÖZÜMDEN, ÇÖZÜMSÜZLÜĞE...

AK Parti’nin iktidara gelmesiyle birlikte, tarih boyunca çözülemeyen sorun olarak kangrenleşmiş bir hal alan Kürt sorununda çözüm belirmiş, dönemin Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005’de Diyarbakır’daki meşhur konuşması çözüm yolunda umutları yeşertmişti.

Erdoğan 2005’de, ‘geçmişte yapılan hataları yok saymak büyük devletlere yakışmaz. İlla her soruna bir ad koymak da gerekmez. Çünkü sorunlar hepimizindir. Ama illa ad koyalım diyorsanız Kürt sorunu bu milletin bir parçasının değil, hepsinin sorudur. Benim de sorunumdur’ demişti.

2005 ile 2010 yılları arasında Kürt sorununun çözümü konusunda önemli söylemlerde bulunan ve önemli adımlarda atan Erdoğan ve ekibi, 2011’den itibaren ise tam tersi bir söylemle karşımıza çıkmaya başladı. İlk etapta AK Parti’nin içinde bulunan ve Kürt sorununun çözümü konusunda çaba sarf eden önemli isimler tasfiye edildi. Ardından söylem değişimi başladı.

2011’de Muş'ta düzenlenen mitingde konuşan Erdoğan, ‘Bırakın benim vatandaşım kendi iradesiyle oyunu kullansın. Bunu yapıyorlar mı? Bakıyorsunuz, tehditler... Demokrasi bu değil, özgürlük bu değil, temel haklar bu değil. Bu ülkede artık Kürt sorunu yoktur. Kabul etmiyorum. Bu ülkede Kürt kardeşimin sorunu var, ama Kürt sorunu artık yok’ noktasına geldi.

Bazı çevreler bir anda bu radikal değişimi, art arda gelen seçimlerde oy kaybetme korkusundan kaynaklı olabileceğinden dem vururken, kimi çevreler ise, aslında milliyetçi bir gelenekten gelen Erdoğan ve AK Parti’nin çözümden yana olmadığını ve sadece kendi siyasi geleceği için kullandığını öne sürdü.

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olarak Balıkesir’de yaptığı, ‘Şimdi varsa yoksa bakıyorsun Kürt sorunu. Kardeşim ne Kürt sorunu ya. Artık böyle bir şey yok. Neyin eksik senin? Başbakan çıkardın mı, bakan çıkardın mı, çıkardın. TSK’de var mısın varsın. Ne istiyorsun, daha ne istiyorsun?’ ve ‘çözümü buzdolabına kaldırdım’ konuşmaları, çözüm yolunda köprülerin tamamen atılmasına neden oldu.

Kamuoyunda tüm bu söylem değişiklikleri ve AK Parti’nin içindeki ılımlı siyasetçilerin yerini sert ve milliyetçi gelenekten gelenlerin almasının ise icraatlara yansıdığı yönünde görüşlerin artmasına neden oldu. Yine kamuoyunda neredeyse 1 yıldan bu yana bölgede uygulamaya konulan sokağa çıkma yasakları ve yarattığı tablonun da bunun sonucu olduğu yüksek sesle ifade edilmeye başlandı.

İşte sokağa çıkma yasağının ilk uygulandığı yerlerden biri olan Silvan’ın Gördük, Yayıklı, Otluk, Susuz, Eskiköy, Gündüzköy, Karahacı, Uçbasamak, Çığyatağı, Çardak köy ve mahallelerinde sokağa çıkma yasağı yeniden uygulamaya konuldu.

Doğal olarak tüm bu söylem ve icraat değişikliği hak ihlallerine de büyük ölçüde yansımaktadır. İnsan Hakları Derneği, birkaç gün önce 2016 yılının ilk 3 ayında yaşanan hak ihlali raporunu açıkladı.

Ana akım veya hükümet yanlısı olarak ifade edilen medyadan kimsenin takip etmediği açıklamada konuşan İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, barış sürecinin bozulması ve sokağa çıkma yasaklarıyla birlikte hak ihlallerinin tavan yaptığını söyledi.

Bilici, son 3 ayda bölge kentlerinde 8 bin 127 hak ihlalinin yaşandığını, bu ihlallerin sivil ölümlerden işkence ve kötü muameleye, gösteri hakkına yönelik müdahalelerden basın özgürlüğüne, konut dokunulmazlığından kadına ve çocuklara yönelik şiddete kadar birçok başlık altında yer aldığını dile getirdi.

2005’de başlayan ve her yıl silahların susması ile ebediyen toprağa gömülmesi yolunda önemli gelişmeleri yaşandığı çözüm, yaklaşık 5 yıldan bu yana bir anda çözümsüzlüğe ve umutların sararmasına yol açtı.

Nasıl ki çözüm yolunda umutların yeşerdiği dönem yaşandı ise, nasıl ki yeşeren umutların bir anda sararıp çözümsüzlüğe dönüştü ise, umutların yeniden yeşereceği umuduyla...

Sevgiyle kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.