Metrolife
Novada

Çatışmaların, sokağa çıkma yasaklarının devam ettiği şu günlerde, kara kış da iyiden iyiye kendini hissettirmeye başladı. Kar, yağmur, çamur altında çatışmalardan etkilenen binlerce aile, ya yakınlarının yanına sığındı, ya çatışmaların dışındaki bölgelerde kiraladıkları evlerde çok zor şartlar altında yaşam mücadelesi vermeye başladı, ya da çatışmaların içinde kaldı, kimisi ise canından oldu.

Sokağa çıkma yasakları ile başlayan çatışma ortamını izleyen insan hakları örgütleri, sürekli olarak bölgede yaptıkları çalışmaları düzenledikleri basın toplantılarıyla bir bir açıklayarak, durumun vahametini ortaya koydu, koymaya da devam ediyorlar. Son olarak Uluslararası Af Örgütü Cizre, Silopi ve Sur’da devam eden sokağa çıkma yasakları nedeniyle 200 bin insanın can güvenliğinin olmadığını açıklayarak acil eylem çağrısı yaptı, durumun vahametinin sanılandan daha büyük olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Tüm bunlar olup biterken ne yazık ki çözümün adresi olması gereken Türkiye Büyük Millet Meclisi ise neredeyse hiç çalışmıyor veya çalıştırılmıyor. Hatta çözüm üretmesi gereken siyasi partilerin bunun yerine birbirlerini suçlayarak çözümden öteye, siyasi rant elde etme peşine düştüğü bile gözleniyor.

Gündemin bu kadar hızlı değiştiği bir ortamda, 1 Kasım genel seçiminde yüzde 10.8 oranında oy alarak 59 milletvekili ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girmeyi başaran Halkların Demokratik Partisi’nin kapatılması için geçtiğimiz günlerde başvuru yapıldı. Ne ilginçtir ki başvuruyu yapan 1 Kasım genel seçiminde yüzde 0.3 oy alarak baraj altında kalan Doğu Perinçek’in Vatan Partisi oldu.

Yargıtay’a Halkların Demokratik Partisi’nin kapatılması için başvuru dilekçesini ise tanıdık bir isim verdi. Bu isim, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ı İmralı’da yargılayan hakim, günümüzde de Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcılığı görevini sürdüren Mehmet Turgut Okyay’dı.

Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Turgut Okyay Yargıtay’a verdikleri dilekçede,  Halkların Demokratik Partisi’nin kapatılmasına en büyük gerekçe olarak ‘PKK’den direktif aldığı’ yönündeki iddiaları gösterdiklerini ve dilekçelerinin işleme konulacağından emin olduklarını açıkladı.

Aslına bakarsanız Halkların Demokratik Partisi’nin kapatılması yönündeki görüşler, 7 Haziran genel seçiminde yüzde 13.1 oranında oy almasıyla zaman zaman gündeme geldi. Vatan Partisi’nin Yargıtay’a başvurusundan önce Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, yaptığı bir açıklamada Halkların Demokratik Partisi’ni işaret ederek ‘Terörle aranıza mesafe koyun. Aksi halde Türkiye'deki ne kadar güçlü olursa olsun demokratik düzen sizi daha fazla sırtında taşıyamayabilir’ demişti.

Sonraki süreçlerde ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Adalet ve Kalkınma Partisi kurmayları, ‘Parti kapatmalara karşıyız. Ancak suç işleyenlerin yargılanması gerekir’ söylemine döndüler. Kulislerde bu görüşün ise Halkların Demokratik Partisi’nin kapatılmasıyla kurulacak yeni partinin doğacak mağduriyetten daha güçlü çıkma olasılığı nedeniyle yapıldığı öne sürüldü.

Bugüne kadar Kürt siyasal harekâtının kurduğu partilerden HEP, ÖZDEP, DEP, HADEP ve DTP kapatılırken, ÖZEP ve DEHAP kendini feshetti, BDP ise isim değiştirerek DBP oldu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birkaç hafta önce DTP’nin kapatılması, eş genel başkanlar Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekilliklerinin düşürülerek siyaset yasağı getirilmesi, 8 milletvekili ile 221 DTP’linin siyasetten yasaklanması ile ilgili başvuruyu karara bağladı.

AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 11. maddesi ile serbest seçim hakkını düzenleyen 3/1. maddesinin ihlal edildiğine, DTP’yi, ‘Kürt meselesinin barışçıl çözümünde temel siyasi taraf’ olarak tanımlayarak, Türkiye’yi mahkûm etti.

Tüm bu süreçler dikkate alındığında siyasi parti kapatmanın da, demokrasi çerçevesinde siyaset yapanların önünün kesilmesi de sorunların çözümüne hiçbir katkı sunmadığı gibi, sorunların kangrenleşmesine ve daha da büyümesine neden olmaktadır.

Ayrıca Türkiye’deki siyasi parti tarihine baktığımızda, sadece Kürt siyasal hareketini temsil eden partiler değil, diğer birçok partinin kapatıldığını ve siyasilere yasak getirildiğini de görebiliriz.

Dolayısıyla böylesine bir bekraunta sahip siyasi parti kapatmak veya siyasilere yasak getirmek orta yerde dururken, Halkların Demokratik Partisi’nin kapatmak veya siyaset yapanlara yasak getirmek doğru olur mu, olmaz mı?

 

Sevgiyle kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.