Metrolife
  • 11.01.2016
Ercan AKKAR

Ercan AKKAR

Baskın bir seçime hazırlık mı?

Türkiye, yıllardır biriktirdiği ve bir türlü çözmediği Kürt sorununda çok ağır bir süreçten geçiyor.

Aylardır süren sokağa çıkma yasaklarıyla beraber, her geçen gün sertleşen çatışmalı ortam ve her gün bebek, genç, kadın, yaşlı, polis, asker ve gerillanın ölümüyle sonuçlanan günlük bilançolar…

İnsanların yasakların ilan edildiği yerde başta eğitim, sağlık ve diğer tüm insani ihtiyaçlarını karşılayamaması…

Masanın devrilmesiyle birlikte diyalog ve siyasetin yerini restleşmeler ve silahların alması…

Yaşananlarla birlikte körüklenen ırkçılık nedeniyle batı ile Kürtlerin yaşadığı coğrafyadaki insanlar arasında birlikte yaşama bağlarının her geçen gün zayıflaması…

Ve en nihayetinde silah ve patlama seslerinin, yıkım görüntüleri altında günlük hayatın normal bir şekilde devam etmesi ile birlikte tablonun rutin bir hal alması…

Kısa bir özetini çıkarmaya çalıştığım bu korkunç ve ürkütücü tablo, maalesef bir sürpriz yaşanmaması durumunda Newroz veya yeni bir baskın seçime kadar belki sokağa çıkma yasaklarıyla olmazsa bile farklı uygulamalarla devam edeceğe benziyor.  Bunun hazırlıklarını ve işaretlerini görmeye başladık bile…

AK Parti kurucusu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son günlerde ‘başkanlık sistemini’ yoğun olarak gündemine aldı. Her fırsatta kendisinin başkan olacağı bir Türkiye’nin daha güçlü olacağını ve iki başlılığın da bu sistemle son bulacağını anlatıp duruyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu da Cumhurbaşkanı’nın söylediklerini onaylayarak, tüm güçlerini ve enerjilerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘Türk usulü başkan’ yapmaya harcayacaklarını söylüyor.

Peki, bu nasıl gerçekleşebilir. AK Parti’nin bunun için en az 330 milletvekili bularak referanduma gitmesi gerekiyor. Bugünkü Meclis aritmetiğinde bu mümkün görünmüyor.

O zaman AK Parti’nin ya Milliyetçi Hareket Partisi, ya Cumhuriyet Halk Partisi, ya da Halkların Demokrasi Partisi’nden destek alması gerekiyor. Milliyetçi Harekat Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi ‘başkanlık’ konusunda AK Parti’ye destek vermeyeceklerini açıkladı. Geriye bir Halkların Demokratik Partisi kalıyor.

Halkların Demokratik Partisi’nin 7 Haziran Genel Seçimi’ndeki sloganı ‘seni başkan yaptırmayacağız’ dı. Tabi, 7 Haziran Genel Seçimi’nin üzerinden, 1 Kasım Genel Seçimi geçti. Bu iki seçim arasında diyalogun ve müzakerenin yerini sertlik ve çatışmalar aldı. Dolayısıyla Halkların Demokratik Partisi’nin aynı çizgide olup olmadığını net olarak bilmiyoruz.

Ama görünen o ki, Halkların Demokratik Partisi aynı çizgide değil. Yani bir ihtimal Newroz’a kadar Halkların Demokratik Partisi’nden bir destek gelme olasılığı orta yerde duruyor.

Ama AK Parti’nin, yani devletin özellikle Halkların Demokratik Partisi’nin çok güçlü olduğu yerlerde sokağa çıkma yasakları ilan etmesi, Halkların Demokratik Partisi’ni ‘hainlik ve ihanetle’ suçlaması ile Halkların Demokratik Partisi’nin diyalog kanallarını açmak istemesine, AK Parti’den olumsuz yanıt gelmesi bu seçeneği de zayıflatabiliyor.

Geriye baskın bir seçim seçeneği kalıyor. Yukarıda da belirttiğim gibi son günlerde de bunun emareleri kuvvetli bir şekilde görünmeye başladı.

Neden mi?

AK Parti diyalog sürecinde rafa kaldırdığı KCK dosyalarını yeniden açmaya hazırlanıyor. İlk etapta Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya’nın da aralarında olduğu Van KCK dosyasını açtı ve onlarca yıllık cezalar kesti. Bunun devamı geleceğe benziyor.

Onlarca Belediye Eş Başkanı ve Belediye Meclis Üyesi ile Halkların Demokratik Partili ve Demokratik Bölgeler Partisi üyesi görevden alındı- tutuklandı.

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve son olarak İçişleri Bakanı Efkan Ala, Demokratik Bölgeler Partisi Belediyeleri’nin imkanlarını, ‘terör örgütüne’ kullandırdığını ve bu nedenle Büyükşehir Yasası’nın değiştirerek, bazı yetkilerin merkeze devredilmesi konusunda çalıştıklarını belirtti.

AK Parti Milletvekili Türkiye Büyük Millet Meclisi Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Erol Kaya ise, merkezden Halkların Demokrasi Partili belediyelere merkezi bütçeden verilecek paranın ‘şartlı olarak verilmesini ve şarta bağlı serbest bırakılmasını’ önerdi.

Ve son olarak Halkların Demokrasi Partisi Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile bazı Halkların Demokrasi Partili milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırılması ile derinleşecek kaos ortamı ile diğer milletvekillerinin de istifa etmesiyle baskın bir seçime gitmek.

Böylelikle hem Halkların Demokrasi Partisi’nin seçime girmesini engellemek ve mümkünse Milliyetçi Harekat Partisi’ni de Meclis dışına iterek, iki partili bir sistemle hiç bir partinin desteğine ihtiyaç duymadan 400 milli milletvekili ile  ‘Türk usulü başkanlık’ sistemine geçmek.

Baskın bir seçim olur mu, olmaz mı? Hep beraber göreceğiz. Ama sözün özü, Cumhurbaşkanı ve AK Parti ‘Türk usulü başkanlığa’ geçmeden seçimler bitmeyeceğe benziyor.

 

Sevgiyle kalın.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.