• 15.09.2008
Dilek Çiftçi

Dilek Çiftçi

Yorumu size ait

İlahiyat sınavıydı. Günlerden pazar. Bize gösterilmiş olan sınav salonlarına doğru yol alıyorduk. Sınava başörtü ile girmek yasaktı. Bayanlardan kimilerimiz bu sınavlarda peruk takıyor. Kimileri de başını açmak durumunda kalıyordu. 
Sınava başlama saatini bekliyordum. Derken kapıdan 18-19 yaşarında, masum görünüşlü başörtülü bir genç kız girdi. Sağ tarafımdan bir sıra önde oturdu. Etrafına baktı. Ne dendir bilmem gözümü ondan ayırmadım. Sanki olacakları görmem gerekliymiş gibi. 
Sınav görevlisi hoca, genç kıza sessizce başörtünüzü çıkartın diye fısıldadı. Oda tamam dedi. Ama eli gitmiyordu örtüsünü açmaya. Sonra sınav görevlisi nazikçe ikinci bir kez daha uyardı. Genç kız mahçup bir edayla bir kez daha kez tamam dedi. Sonra etrafına dönüp baktı bir ara duraksadı. Eli bir türlü gitmiyordu örtüsünü indirmeye. Çektiği sıkıntı her halinden belli oluyordu. Üçüncü ikazdan sonra elleri titreyerek başörtüsünden iğneyi çıkarttı ve başörtüyü hafif geriye itti. Elini kafasına koyup başını önüne eğdi. Etrafına bakmıyordu artık; utanmıştı. Sanki dünyanın en ayıp işini yapmış gibi boynu eğik ve bükük. Allahın emri olan örtüyü indirmenin hem utancı, hem de sıkıntısı içindeydi. Kolaymıydı haramdan sakladığı bir tel saçını şimdi ulu orta açmak. Elbette ki kolay değildi. Hele hele birde pişmanlık varsa hiç kolay değildi. 
Gördüğüm bu manzara karşısında içim doldu. Çünkü onun içinde kopan fırtınayı, iki ara bir derede kaldığı ve ne kadar zor bir durumda olduğunu anlamak, anlamak isteyen için hiçte zor değildi. 
Kapıdan sınav görevlisi olan bir yetkili girdi. Genç kız kapı önüne yakın bir yerdeydi. Adamın gözü genç kıza ilişti. Yetkili öğretmenin gösterdiği anlayışın yarısını bile göstermeyen bu bey genç kızı azarlar tarzda “başınızı tam açın sizin yüzünüzden zor durumda mı kalalım” dedi. 
Nasıl bir zor durumda kalacaksa artık. Belki de bazılarına da bahane hoş. Kız yarıya kadar açmış olduğu başörtüyü tamamiyle indirdi. Hem azarlanmanın hem de başörtüsünü çıkartmanın utancı ile sırasında sınav kâğıdının içine gömüldü. Artık başı bile kalkmıyordu. Sanki kimse benim bu halimi görmesin der gibi. 
Artık gönlüm bu gördüğüm manzaraya tahammül etmiyordu. Gözyaşlarımı tutamıyordum. Birden gözüm takmış olduğum peruğa ilişti. Doğru ya bende bu mağduriyetin içindeydim. 
Artık zihnim allak bullak olmuştu. Sınav konsantrasyonu diye bir şey kalmamıştı. Soru kitapçığını okumadan cevap kâğıdını rasgele işaretledim. Sınav görevlisine sınav kâğıdını verip kapıya yetişmeden hiddetle başımdaki peruğu çektim hırsımı almak istercesine örtümü düzeltim. 
Kıymetini bilmediğimiz ve Rabbimin yüce ve kutsal emri olan ve örtmenin şeref olduğu örtümüz. Merak ediyorum da bu kadar başörtüyle uğraşanlar başörtüyle uğraşmaları sebebi ile çağ mı atladılar? Yoksa Türkiye aya gidecekti de başörtümü engelledi? Yahut başörtü yüzünden Avrupa birliğine mi giremediler? Yoksa Türkiye ekonomisi başörtü yüzünden mi istenilen seviyeye gelemiyor? Önünü mü kapattık yoksa başörtüyle teknolojinin? Yoksa medenimi olamadık başörtüyle? Medeniyet zihinde değil de başörtüyü açmak ve ha bire açılmaktaysa, korkarımki hayvanlar bizden daha medeni. Medeniyet dedikleri böyle bir şeyse eğer. Melih Gökçek’in stiliyle “tüküreyim böyle medeniyetin içine” 



MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.