• 03.12.2007
Dilek Çiftçi

Dilek Çiftçi

TV bağımlılığında had safhadayız

Evimizde TV izlemeyenimiz yok sanırım. Öyle ki, artık her evde 2-3 televizyon var. Televizyonsuz ev yok gibi.. 
Siyah-beyaz televizyondan renkliye, 37 ekrandan 51,72 hatta dev ekranlara derken şimdi de plazma tv’lerle tanıştık. İzleme oranı arttıkça televizyon sektörü de hızla yenilenmeye başladı. 
Öyleki, cep telefonlarında bile Tv izlemek mümkün artık. 
Kısaca, 24 saatimize ipotek konulmuş durumda. 
Gündüzleri hanımlar ve çocuklar, geceleri aile bireylerinin tümü, hatta gelen misafirler olmak üzere zamanımızın tümü televizyon karşısında geçmekte. Edilen sohbetler bile dizilerle ilişgili olmakta. Gündemimizi bile TV belirlemekte. 
Artık televizyon kültürü ile baş başayız. Anlayacağınız TV milleti olup çıktık. 
Geçmiş yıllarda, yani TV olmadığı yıllarda çocuklara masallar, hikayeler, ibretli kıssalar anlatılırmış. Gelen misafirlerle hoşbeş sohbetler edilirmiş. Şimdilerde ister evimize misafir gelsin, ister biz misafirliğe gidelim; gözler TV’de, kulaklar misafirde oluyor hep. Birde abonesi olduğumuz bir dizi başladıysa artık misafiri düşünen bile olmuyor. 
Maalesef hemen hemen bütün evlerde durum bu. Öyle görülüyor ki bu sihirli kutu değişik bir yapıda bir toplum meydana getirmekle kalmadı, Televizyon Nesli de diyebileceğimiz bir nesil üretti. 
Öyle ki, eve girer girmez bireyler TV karşısına kuruluyor. Gözler uykudan açıldığında yine insanlar kendilerini yine TV karşısında buluyorlar. 
TV, zamanımızı yiyip bitiren bir araç. İnsanlar TV’ye bağlı yaşıyor. Özellikle kadınlar. Kısacası, televizyona toplum olarak mağlubuz. Kitap nesli değil, televizyon nesli olup çıktık. TV’den elbette en çok etkilenen kitap okumayan ve fikir üretmeyen bir toplumdur. Niye diye sorarsanız; kültürlü,bilgili, anlayışlı bir kesim, hiç olmazsa doğru ve yanlışı birbirinden ayırt edip, yanlış varsa onu görüp reddederek tepkisi belli eder. 
TV’den en fazla etkilenenler, aslında bağımlı hale gelip te kitap okumayan, boş vaktini TV karşısında zayi edenlerdir. 
Kitap okuma da batı bizi geçerken, TV izlemede halk olarak rekora biz koşuyoruz. Kısacası, TV kolik olup çıkıyoruz. 
“Televizyonsuz 1 hafta geçiririm” diyeniniz var mı? Merak ediyorum. 
Yoksa, TV bağımlılığını yaşıyorsunuz. Ama izlemediğiniz taktirde kaybedecek hiçbir şeyiniz yok. “Kazancım var mı?” diye sorarsanız, boş vaktiniz size kar kalıyor. Vaktinizi daha verimli değerlendirmek iyi değil midir? Televizyonun faydasından çok zararını gördüğümüz için bu konuyu irdelemeliyiz belki. 
Haberlerin, dizilerin, mağazin programlarının biri bitip diğeri başlarken, beynimiz bir robot işlevi görüp asli görevi olan düşünme, analiz etme görevinden yoksun hale getereleyor. Toplumumuz medya rüzgarı sayesinde kitap okuma alışkanlığı olmayan halini aldı. Biz farkında bile olmuyoruz. 
Şimdiki nesil polis, doktor, öğretmen olmak yerine şarkıcı, artist, futbolcu olmayı tercih ediyor. Pop star, Alaturka, bilmem ne furyası almış başını gidiyor. 
Çok iyi bilmek gerekir ki, insan beyni Allah’ı düşünmek, tefekkür etmek için yaratılmıştır. Bizler kitap okuma, fikir üretme, görüşünü bildirme, tefekkür edip nefsini hesaba çekme, ilim, bilgi ve kültürel açıdan kendimizi yetiştirme imkanımızı televizyon karşısında yitirmiş durumdayız. 
Öyle ki; 
Televizyonla yatıp, televizyonla kalkar hale gelen bir toplum olup çıktık. 
Televizyon izlemeyin demiyoruz. Çok faydalı programların da olduğu önemli bir gerçek. Ama sınırlarımız olsun. Vaktimizi, o değerli zamanımızı televizyonların karşısında ziyan ederek israf etmeyelim. 
İnsan 2 şeyin kıymetini bilmezmiş. Bunlardan biri de boş vakit. Vakit nakittir unutmayalım. Kitap okuyarak kendimizi kültürel açıdan geliştirebilir, dinlenme, ibadet, ziyaret gibi faydalı davranışları daha kolaylıkla yapabiliriz. 
Siz siz olun, televizyonun esiri olmayın. Zamanınızı çalmasına müsaade etmeyin. Unutmayın ki, kıyamet günü bize tahsis edilen ömürden ve harcadığımız zamandan hesaba çekileceğiz. 
Selam ve Dua ile… 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.