Metrolife
Novada

Bir Müslüman hem milliyetçi hem Müslüman olabilir mi?

Olabilir! Dediğinizi duyar gibiyim. Ancak milliyetçilik İslam’ın yapısına ters düşen bir kavramdır desem. Diyelim ki “La İlahe illallah Muhammed un Resulullah” diyerek Müslüman olan ve din değiştiren bir Amerikalı vatandaş düşünelim. Şimdi o bizim kardeşimiz midir yoksa Hıristiyan olan Amerikalılarla kardeş midir? Elbette ki bizim kardeşimizdir diyeceksiniz.

Birde haç mevsimini düşünün. Her türlü ırkların, dillerin ve renklerin buluştuğu o hac mevsimini.

 Neydi o insanları bir araya getiren? Aynı milletten olmalarımı?”olamaz” çünkü hac yerinde her türlü milletten ve ırktan insanlar var.

 Peki dillerimiydi onları bir araya getiren? Oda değil di. Nitekim Arap’ı, Türk’ü, Kürt’ü, İngiliz’i, Alman’ı, Fransız’ı ve daha sayamadığım bir sürü dilden insan,

Yoksa renklerimiydi onları bir araya getiren? Ama oda olamazdı. Çünkü siyah ırk, beyaz ırk ve sarı ırklarda bir aradaydı.

Peki neydi? Dilleri, renkleri ve ırkları farklı olan bu insanları bir arada tutan ve birbirlerine olan muhabbetlerinin ortak paydası neydi? Şu söz olabilir mi?”La İlahe illallah Muhammed un Resulullah”.işte bu cümle onları bir araya getiren kelimullahtı. Yani Allahın kelamı. Bu inanç bize her namazda tahıyyata otururken anamı, babamı ve tüm müminleri o hesap gününde koru. Dedirtmiyor muydu?

Peygamberimiz (s.a.v) Mekke’nin fethinden sonra ilk hutbesin de:

“Ey insanlar! Hepiniz Âdemdensiniz. Âdem ise topraktandır. Onun için soylarla, Araplık veya acemlik ile övünülmez iftihar edilemez. Çünkü Allah katında en yüce olanınız, ona karşı gelmekten en fazla sakınanızdır.”

Naklediliyor ki Peygamber (s.a.v) her namazdan sonra iki şahadeti getirir sonra:

“Şehadet ederim ki Allah’ın kullarının hepsi kardeştirler” derdi.

Hal böyle iken aynı toprakta ve aynı bayrak altında doğup büyüyen bizler, aynı havayı teneffüs eden ve yine aynı kültürde yetişen bizler ve en önemlisi aynı inancı paylaşıp da Tek Allah’a inanıp ve kıblegahı aynı olan bizler, niye sırf dilimizden ve ırkımızdan dolayı biri birimize muhalifiz. Milliyetçilik bizim inancımızda yok iken ve dinimizle tanışarak Müslümanlığı tercih eden kardeşlerimize kucak açarken, aynı vatanın evladı olan bizler Türk-Kürt milliyetçiliğini nasıl sinemize çekebiliriz.

Nedir birbirimizle alıp veremediğimiz? Oysa ne güzelde geçiniyoruz. Türk- Kürt akrabalarımızla, arkadaşlarımızla komşularımızla dostlarımızla,

Birbirine düşman ve aynı toprağı paylaşamayan iki milletmiş gibi gösterilerek nereye varılmak isteniyor.

İşte bu zalimlerin tarih boyunca böl-yönet politikasının etkileridir.

Sömürgeci kesimler devletimizi zayıf ve güçsüz bırakarak süper güçlere bağımlı etmek istiyor. Hedef bir iç savaş. Hedef kardeşi kardeşe düşürmektir. Hedef Müslüman kimliği taşıyan bu insanların inancı olan İslam dinini teröristlerin dini gibi lanse etmektir.

Oysa bizler cihanşümul bir dine sahip iken ve bu din bize İslam kardeşliğini över iken bizlere ne oluyor da çapulcuların peşinden giderek bölük pörçük oluyoruz.

Toprağımızı paramparça etmek isteyenler kardeşi kardeşe düşürerek bir yol takip etmekte “Müslüman’ın, Müslüman’a malı, canı, ırzı haramken”, bize ne oluyor da peygamberimizin bize tavsiye ettiği yoldan gitmemiz gerekirken, bizler, Milletimizin birlik ve beraberliğini yıkmaya çalışan ve çabalayan insanların piyonları oluyoruz. Anlamış değilim.

Peygamberimiz (s.a.v)

Milliyetçilikle ölen bizden değildir. Milliyetçiliğe çağıran bizden değildir. Milliyetçilik yolunda savaşan bizden değildir. Diye buyurur.

Şu da unutulmamalıdır ki her insanın elbette “yaşama hakkı” vardır. Bunlar için hak aranmalıdır. Ama kardeşi kardeşe düşürerek ve kardeşkanı dökerek değil. Unutmayalım ki hepimizin babası birdir. Hepimizin dinide İslam’dır.

 

Selam ve dua ile…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.