• 03.04.2018
Dilek Çiftçi

Dilek Çiftçi

İstanbul halkının yerlisi Hiristiyan mı?

Yıllarca Müslüman bildiğim arkadaşımın Ortaokulda boynuna taktığı haç ile Hıristiyan olduğunu öğrenmiştim. Hz.İsa'nın çarmıha gerilmiş sözde resminin bulunduğu kolye takıyordu. Bildiğiniz gibi takı kolye olarak satılmaktadır. Kendisine bu kolyeleri Müslümanların da taktığını söylediğim de, “Bu kolyenin ne anlama geldiğini bilmiyorlar” demişti.
Evet, gençliğimiz modernize ve batı hayranlığı adı altında; sadece giyim / kuşamı değil, batının yanlış inancını da taklid etmeye başlamıştır. 
İslam'ın son din olduğunu, dinden çıkanın mürted olacağını bilmeden...
Maalesef Kelime-i şehadet getiremeyen, daha doğrusu bilmeyen Müslümanlar var bu ülkemiz de...
“Elhamdülillah Müslüman'ım” deyipte “La ilahe illallah Muhammed'ün Resulullah'ın Türkçe anlamını bilmeyen Müslümanlarımız var.

Suç onların mı?
Yoksa İslam dini uğruna tebliğ vazifesini yapmayıp ta, veya anlayacağımız dille yanlış yapanları uyarmayıp köşemize çekilen bizlerin mi?
İşte tebliğ görevini Müslüman'ca yapmayışımız, misyonerlerin sahasına yer açmış ve televizyonlara da haber konusu olmuştur.

Hıristiyanlaşan Gençlik...
Peki, metod nedir?
Bedava İnciller dağıtılır gençliğe. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleri. En meşhuru, yani daha çok dağıtılanı da Yuhanna incilidir. Bu İncil'de Hz. İsa Aleyhisselam'ın Allah'ın oğlu olduğu tezi üzerinde ısrarla durulmaktadır. Yani Kur'an-ı Kerim'e tamamıyla muhaliftir.

Bu İncil, içinde buram buram şirki barındırır. Lakin aklıma gelen soru şu;
“Hiç kapı kapı dolaşıp İslam'ı anlattık mı?”
Resulullah (s.a.v) efendimiz gibi... (O'nun gibi yapmamız mümkün değil ancak, milyonda birini yapabilirsek ne mutlu bize…
Ya da, “Siz hiç bedava Kur'an dağıtan bir Müslüman gördünüz mü?” Sabırlı, Güler yüzlü, tatlı dilli, derdinle dertlenen Müslüman…

İnsan kötü gününde olanı unutmazmış ya, ondan söylüyorum. Sizin derdinizle dertleneni dininden dolayı ayırt eder misiniz?
“Hayır!” dediğinizi duyar gibiyim. 
İşte Müslüman'ın ilgisini kestiği sahayı, misyonerler fırsata çeviriyor. Yani bizim boş bıraktığımız yerleri onlar dolduruyor. Önce seni, sonra derdini kucaklıyor. Akraban, eşin, dostun, Müslüman'ın yapmadığını yapıyor. Manevi destek için de İncil veriyor. Maddi desteği de para yardımı olarak sunuyor.
Bizim Müslüman ortada yok.  
İnzivada.
O inzivadan çıkana kadar psikolojik destek de bizzat misyonerin kendisinden geliyor.
Adam da diyor ki; “Bak, benden olan, beni bu kadar düşünmedi, adam Hıristiyan - mıristiyan ama insanlık ta onda” diyor.
Adamı seviyor. Adamı sevince sözünü de seviyor. Sonra da dinini seviyor.
Ve düşüyor insan şeytanın tuzağına...

“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onların bazısı, bazısının dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez.” (Mâide Sûresi, 5:51)

Bizim Müslüman uyuyor.
Din elden gidiyor, iman elden gidiyor.
Sonra kendini elin gavuru ile değil de evladınla, akrabanla, komşunla, ülkenin  insanıyla savaşır halde buluyor...
Neden?
Adamlar da gayret üzerine gayret. Bizde gayret yok hayret...

Mesele bu…
Hak biziz, Batıl onlar...
Onların batıl dava için verdiği mücadeleyi bizler Hak davamız İslam için veremiyoruz.
Neden? Çünkü dava için dava adamı olmak gerek. Ve hak davayı ilk sıraya almak gerek. Bizde bu yok.
İlk sıralarımız; (Abdullah) Allahın Kulu olarak değil. 
Gelecek  kaygımız, eğitimimiz, makamımız, şan şöhret gibi dünyevi makamlar ilk sıra da...
Bizde ne Müslümanlık kaldı, nede Müslüman ahlakı...
İhlas, tebliğ, infakı da hepten unuttuk zaten…
Bize bakıp ta Müslüman olmaya özenenler yok artık. Ne kadar Müslüman'ız sorgulamamız gerek.
“İnananlardan öyle erler var ki, Allah'a verdikleri sözde sadakat gösterirler. Onlardan kimisi, adağını ödedi, kimisi de beklemede ve onlar sözlerini, özlerini hiçbir suretle değiştirmediler.” (Ahzap:23)

Rabbimize vermiş olduğumuz sözleri unutunca, haliyle kul olarak asli görevimizi de unutmuş olduk.
Sonra Hıristiyanlaşan Müslümanlar…
“Misyonerler burada cirit atıyorlar” diye veryansın eder, ah ah deyip diz döver hale geliriz. 

Oysa Milli Şairimiz Akif'in dediği gibi;
“Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı,
Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm'ı”

Gelin Üstadın bu sözünü kulak arkası edelim bakalım ne olacak...
Nemi olacak?
“Vah başımıza vah, bizi nasıl da uyutmuşlar” diye dert yanar halde buluruz kendimizi. 
Bizde uyumasaydık, uymasaydık...
Kur'an'ın muhatabı olduğumuzu unutursak, her türlü tehlikeye de maruz kalırız.

Düşünmüyor musunuz?
Akletmiyor musunuz?
Diye buyuruyor Rabbimiz!
Kur'an-ı azimüşşan'ın muhatabı olmazsak başkaları muhatabımız olur vesselam… 
  Selam ve dua ile...


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.