• 06.03.2013
Dilek Çiftçi

Dilek Çiftçi

İslam’da kadın…

Geçmişteki tarih sahnesine dönüp baktığımız da kadının bir köle gibi kullanıldığı ve değersiz bir varlık olarak hayatını ikame ettiğini görüyoruz. Bir eşyadan farksız olan kadın İslam la şereflendikten sonra asıl hürriyetine kavuşmuş ve cahiliye devrinin esaret zincirlerinden kurtularak Allah (c.c) ihsan ettiği değer ve makamla onurlandırılmıştır.

 

Küçümsenen,hor ve hakir görülen,ticari bir meta olarak ilişkilendirilen kadın, İslam’la izzet kazanmıştır.

 

Hz. Muhammed (s.a.v) önderliğin de Asrısaadet olarak bilinen devir sadece kadının değil insanlığın da kurtuluşu olmuştur.

 

Kadın İslam la kendisine saygı gösterilmesi gereken bir varlık halini almış, gücü nispetinde ve kendisine yakışır bir şekilde ailede ve toplumda sorumluluklar yüklenerek saygınlığını kanıtlamış ve Allahın kendisine sunduğu hakları yine Allah’ın ayetleri ile savunur hale gelmiştir.

 

Bunun örneğini Asr-ı saadette bir kadının Hazret-i Ömer (r.a)verdiği hükme itiraz etmesi gerçekleri gözler önüne sermiştir.

 

—Emir-el Müminin Medine-i Münevverede hutbe irat ederken kadınlara, fazla mehir verilmemesi gerektiği hususun da görüş bildirir.

 

Bunun üzerine bir kadın Hz. Ömer’in bu sözüne karşılık Nisa süresi 20. ayeti delil sunar. 

 

Hz. Ömer ise,Allah'ın ayetleri ve kadının sözleri karşısın da;

 

“Bir kadın doğru söyledi. Ömer ise yanıldı.” cevabını verir.

 

 Düne kadar kimliği kabul edilmeyen kadın, dini İslam’la hakkını savunan ve bu savunduğu hakkı duyuran olmuştur. Bugünkü kadının sahip olduğu saygı, hak ve değerler o günlerden günümüze taşınmış İslami değerlerdir.

 

Oysa bugün modernizm kisvesiyle giren batı kültürü, eşitlik adı altında kadın ve erkek arasın da bir uçurum yaratmış ve bir yarış başlatmıştır. Bu yarış kadını zaman içerisin de asli görevlerinden uzaklaştırmıştır. Öyle ki kadın çağdaş batı muştusuyla sendrom geçirmiş ve bu sendromla da duygusal psikolojisi erozyona uğramıştır. Görünüşte biyolojik ama geçirdiği psikolojik evrimlerle kırılmalar yaşayan kadın zamanla edep, hayâ, zarafet, asalet, nezaket gibi değerli özelliklerini kaybetmiş ve erkeksi tavırlar sergilemeye başlamıştır. Bununla birlikte manen çöküş ve ruhsal gerginlik yaşayan kadın dişiliğini ispatlama yolun da girişimlerde bulunmuş kadınsı güzelliği sergilemek ve gözler önüne sermek için hoyratça açılmaya, açılmaya daha çok açılmaya sevk edilmiştir. Batı kültürü modernizmle kadını aslından ve dini değerlerinden uzaklaştırmıştır.

 

Oysaki kadın fıtratın da bulunan sevgi, şefkat, ilgi, merhamet, fedakârlık gibi duygusal değerleri aslı görevi olan eş ve annelikle birleştirmelidir. Anne ve kadın olmanın yanı sıra eşinden ve çevresinden hak ettiği değer ve muameleyle karşılaşan kadın huzur bulacak ve ruhundaki arayış sona erecektir.

 

İslam dini kadınının değerine pay biçerken hassas, narin, duygusal yapısının üzerinde durmuş, aile içindeki konumunun önemini vurgulamış,erkeğin kadının üzerinde hakları olduğu gibi kadının da erkek üzerinde hakları bulunduğunu ve bu hakların muhafazası hususunda Allah'tan korkulması gerektiğini tavsiye etmiştir. Dolayısıyla erkek ve kadın birbirlerinin eksiklerini tamamlayan, kusurlarını örten bir bütün,dünya hayatının güçlüklerine karşı erkeğin destekçisi ve yuvasında  aile saadetinin bölünmez bir parçası olarak görmüş ve anneliğin getirdiği şerefle ulvi bir makama oturtmuştur.

 

Kadının layık olduğu bu makama erişmesi ,Rabbinin kendisine layık görüp değer verdiği ve kullukla görevlendirdiği asli görevlerine olan hizmetiyle yakından alakalıdır.Nitekim bu hizmet kadının şahsi, ailevi, dünyevi, uhrevi saadeti içindir.

 

“Bir kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu tutar, iffetini korur, bir de kocasına itaat ederse, ona , "cennetin hangi kapısından girersen gir’ Hadisi şerifi bu gerçeğe ışık tutmaktadır.

 

 Selam ve dua ile…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.