Metrolife
  • 12.12.2010
Dilek Çiftçi

Dilek Çiftçi

İslam da kadının erkek üzerindeki hakları

Tarihi bir yolculuğa çıktığımız da görülüyor ki kadın Avrupa’da, gerekse Asya'da kadın, hukukundan yoksun bırakılmıştır.

Bu tablo İslam’ın doğuşuyla değişmiş ve İslâm, o zamana kadar kadınlara verilmeyen haklar getirmiştir. İslâm Dîni, kadın hakları üzerinde titizlikle durmuş ve kadını, hiçbir nizâm ve sistemin veremediği müstesnâ bir makâma sâhip kılmıştır. Nitekim

Peygamberimiz (s.a.v): "En hayırlınız kadınlara karşı en iyi muamele edeninizdir.”Diye buyurmuştur. Oysa toplumumuza baktığımız zaman hanımına karşı iyi muamele de bulunup nazik davranan, yine hanımına karşı methedici sözlerde bulunan beyler ne yazıktır ki hem kendi çevrelerinde ki erkekler ve yine garipsenecek bir durumdur ki bir takım bayanlar tarafından eşlerine karşı bu davranışları eleştirilmektedir. Öyle ki toplum da kılıbık yahut entelektüel adı laytlıkla suçlanmaktadırlar. Oysa dini mübin de bu ahlaka sahip olan erkekler için:"Müminlerin iman bakımından en olgunu ve en hayırlısı, hanımına karşı en hayırlı olanıdır."diyerek bilakis bu davranış tarzını övmüştür. Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz de erkekleri, kadınların hak ve hukukunu gözetmeye davet etmekte ve bu konuda: “…Zira siz onları (eşinizi)Allah’ın bir emaneti olarak aldınız."  buyurmaktadır. Bu hadisi gerçek manada kavramak için emanetin ne olduğunu anlamak lazımdır.Emanet; size ait olmayan bir şeyi koruma altına alıp sahip çıkmanızdır. Nitekim eşiniz ilkin Allah’ın; sonra da onu dünyaya getiren, sevgisiyle saran, maddi ve manevi eğiten, büyüten, besleyen ve destekleyen yine belli bir yaşa gelince de kıyılan nikâhla size helal kılınan bir anne ve babanın emanetidir

Bu Kişi de sizseniz bu emaneti korumak ve sahip çıkmakta size düşer.

Gözlemlerim erkeklerin çoğun da maalesef ;Eş namzedi hanımla evlendikten belli bir süre sonra, yani halk deyimiyle cicim aylarının bitimiyle otorite kurmaya başlar. Otoritenin aşırısı baskıcı davranışlara sebebiyet verir ki bu baskı neticesin de gerek evde gerek toplum içinde eşini kınar, söz hakkı tanımaz, maddi ve manevi ezmeye başlar ve bu yaklaşıma zamanla buna şiddeti de ekler.

Erkek egemenliğinin baskın olduğu toplumlar da bu hareketler kınanmaz hatta takdir edilir. Yine garip bir tezattır ki o topluma mensup birçok kadın da bu davranışı destekler. Artık hanım bir emanet değildir. Erkeğin özel mülkiyetindedir ve yine erkek kadın üzerinde her hakka sahiptir. Buna şiddette dâhil. En acayibi eğitimlisi yâda eğitimsizi, dindar olanı ve yahut olmayanı ayırt etmeksizin birçok erkekte bu tür davranışları görmek mümkün. Oysa Resulullah (s.a.v) efendimiz bir hâdis-i şeriflerinde: "Sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır. Ve ben de ehline karşı en hayırlı olanınızım." Diye buyurur. İşte İslam ahlakı: Müslüman kimliği taşıyan bizlerin İslami ahlaka bu kadar zıt olması hepimiz adına acı bir durum. Resulullah (s.a.v) efendimiz:

"Kadınların haklarını yerine getirme hususunda Allah’tan korkunuz!  Diye buyurur. Peki, nedir bu haklar bir inceleyelim.“Yediğinden yedirir, giydiğinden giydirir, çirkin konuşmaz,  yüzüne vurmaz, evin içinde onu terk etmezsin” Bu tavsiyeler aile içi saadeti de beraberin de getiren maddeleri içerir. Çünkü ailevi sorunların çıkışın da muhakkak bu maddelerden en az birinin ihmal ve ihlali söz konusu olur.

Beylerin çoğu ben bu hakları zaten hanımıma sağlıyorum diye aklından geçirebilir. Yalnız ben bu kanıda olmadığımı şimdiden belirteyim. Bu maddeleri tek tek inceledikçe bana hak vereceğinize umuyorum. Maddelerden birincisi:

Yediğinden yedirir… Burada maddi boyut karşımıza çıkıyor. Yalnız yüce dinimiz hem israfı, hem de cimriliği kınar. Buradan yola çıkarak,

Bir erkek evin yemeğini, aşını, erzağını kâfi derece de temin ediyor mu, etmiyor mu sualini sorgulamalıyız. . Buna bir misal verecek olursak kişi kendisi sağda solda kebaplar yerken, evdekileri de etten mahrum ediyorsa bu erkek yediğinden yedirmemiş sayılır. Yahut Allah’ın gönderdiği rızkı ya cimrilikle ya da birikim adıyla kısıyorsa bu hakka yine riayet etmediğini gösterir..

Giydiğinden giydirir... Acaba eş giydiğinin aynısını hanımına giydiriyor mu? Yoksa ben toplum içine çıkıyorum diyerekten mağazadan giyineyim, marka giyineyim. Hanım da zaten evden çıkmıyor. Arta kalan parayla çarşı, pazardan kendine göre bişey alsın mı diyor. Ki böyle durumda da giydiğinden giydirmemiş olur. 

Çirkin konuşmaz… Burada üslup çok önemli... Bazen eş kendisine karşı yüksek ses tonunu çirkin karşılıya bilir. Ya da kendisini çok rahat kınayan bir konuşma dilini incitici ve çirkin bulabilir. Ve yahut eşinin kendisine karşı onur kırıcı argo kelimeler kullanması; yine en kötü ihtimal hakaret derecesin de küfürlü sözler sarf edilmesi bu hakkın da ihlal edildiğini gösterir.

 

Yüzüne vurmaz… “Dayak cennetten çıkmadır” anlayışıyla dayağı kutsayan bir yaklaşımla maalesef iç içeyiz. Öyle ki gelenekler neredeyse dinle aynı seviyede ilerliyor. Efendimiz (s.a.v)’in buyruklarından çok yöresel alışkanlıklara uyuluyor. Çoğu yöresel alışkanlıkların etkisiyle de kadınlarımız şiddete maruz kalıyor.

Eşine kızmayı bırakın dışarı da ona, buna dolup ta eve gelerek hanımının bir küçük sözünü bahane edipte hanımını döven erkeklerin sayısı maalesef küçümsenemez.

Kadın haklarını teslim etmek bir yana, kadına tahammül edemeyen bir zihniyetle karşı karşıyayız. Böyle bir anlayış bu maddenin ihlaliyle hanımın hakkının çiğnendiğini gösterir.

 

Evin içinde onu terk etmezsin.

Birçok bey! Ben erkeğim. Evin reisi benim. İstediğim saatte gelir, istediğim saatte giderim, Sen bana karışamazsın, Bu evde benim sözüm geçer diyerek hanımının kişiliğine saygı duymayan bir tarzla ve rızası olmadan keyfince hareket eder. Oysa“Gündüzü sizin için bir geçim vakti kıldık” dolayısıyla gecede Evin içinde onu (eşini) terk etmezsin. Diyerek bu tür keyfiyetçiliğin önüne de bu madde geçmektedir. Nitekim evin için de daim yalnızlığa terk edilen kadın şüpheci, kuşkucu yaklaşımlar sergiler. Buda ailevi sorunların yanı sıra, eşlerin birbirine karşı kırıcı söz ve davranışlar da bulunmalarına sebebiyet verir. Dolayıyla bu madde aile saadeti için de erkeğe yol gösterici olur.

 

Kişi şu soruyu kendine yöneltmelidir. İslam’ın Eşime sunduğu Hakkı ben hakkıyla ona sunabiliyor muyum? Bu sorunun cevabı yine kişinin kendisindedir.

Resulü Kibriya son Veda hutbesini irad ederken şu sözleri buyurmuştur. "Ey insanlar! Kadınlar hakkında Allah’tan korkmanızı size tavsiye ederim. Sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır” diyerek bu haklar hatırlatılmış ve bu hakların ihmal ve ihlal edilmemesi hususuna Allah’tan korkulmasını işaret etmiştir.

“ Kadınlara ancak iyi insanlar iyi davranır; onlara karşı ancak kötü kişiler, ihanet eder."                                                                                                                                     (Hadisi Şerif)

 

 

 

 

Selam ve dua ile…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.