SINAV OKULLARI
  • 04.07.2008
Dilek Çiftçi

Dilek Çiftçi

İrademiz ve Biz

Yüce Rabbimiz insana iyi ve kötüyü ayırd etme yeteneği vermiştir. Hür iradesiyle, kötü yolu tercih eden ise nefsine zulmetmektedir. 
“Allah insanlara hiç zulmetmez; ama insanlar kendilerine zulmederler.” (Yunus:44) 
Özgür irademizi kullanarak ya doğru yolu tercih ederiz ya da yanlış yolları. Ama şunu unutmayalım ki, iyi ve kötü insan olmak bizim elimizde olan bir şeydir. Gittiğimiz yolun yanlış olduğunu fark ettiğimiz ve yahut aldığımız kararların ve uygulamaların yanlışlığını gördüğümüz vakit etrafta bir suçlu aramaktansa, kendi içimize dönüp 
“Ben nerede yanlış yaptım?” diyerekten hatalarımızı görmemiz daha doğru bir hareket olur. 
İster ailemiz, ister arkadaşımız yada yaşadığımız çevre olsun; Rabbimizin bize vermiş olduğu iradeyi onun emrettiği şekilde kullanarak, kimselerin tesiri altında kalmadan doğru kararlar alıp doğru adımlar atarak doğru yolda gidebiliriz. 
Ama bunun aksi bir davranış olarak birtakım zararlı alışkanlıklar, kötü arkadaşlıklar edinmek ve gittiği yolun yanlış olduğunu bildiği halde ısrarla devam etmek hata üstüne hatadır. 
Hür iradesini yanlış yollarda kullananlar, Nefsine, nefsanî arzu ve isteklerine teslim olanlar zamanla iyi ve kötüyü ayırt edemez ve yanlış olan söz ve davranışı kendi yapısına uyduğu için doğru görür. 
Diğer bir deyişle haram bile mubah olur. 
“Bizim ayetlerimizi yalan sayanlar karanlıklar içinde sağırdırlar, dilsizdirler. Allah kimi dilerse onu şaşırtıp-saptırır, kimi dilerse de onu dosdoğru yol üzerinde kılar. (En-am : 39) 
Hür iradesini Allah’ın emrettiği yolda kullanmayanlar, Allahın gösterdiği yolu takip etmeyenler karanlıklar içindedir. Gittiği ve ısrarla devam ettiği o yol onu karanlıklara sevk eder. Artık doğruları söyleyemez ve doğru olan hiçbir sözü de işitmez. 
Hür iradesi ile yanlış yolu tercih eden hasta beyni artık hakikate sağırdır. Çünkü kulaklarını doğrulara tıkamıştır. 
Gittiği yolun yanlış olduğunu ne kadar anlatırsan anlat duymaz. Artık basireti kilitlenmiştir. Kendi yolundan başka yolu görmez. Mevki ve makamı ne olursa olsun, isterse eğitim durumu en yüksek seviyede olsun, bu ayetle paralel olan bir insan şaşırmış olduğundan, ehemmiyeti ve güvenirliği de olmadığından sözü hiçbir değer taşımaz. 
Ayet ışığında dilsizdirler. Çünkü sözlerinin hiçbir değeri yoktur. Yalan, yanlış batıl ve boş konuşmalar içindedir. 
Sözünden hiçbir değerli hisse bulamazsın. İnsanın fikri neyse zikri de o olurmuş. 
Yanlış yolda giden kişinin bu yanlışları sözlerine yansıyacağından sözünün itibarı azalır. 
Kur’an-ın deyişiyle dilsizdir. 
Sarhoş bir insanın sözüne nasıl itibar edilmezse, o kişinin de sözüne öylece itibar edilmez. Çünkü gaflet sarhoşluğuyla söylenmiş sözlerdir sözleri. 
“Allah’ım eğer adımı bedbaht asilerin sicilinde yazdıysan, onu silmeni ve itaatli mutlu insanların sicilinde yazmanı diliyorum. Şayet adımı mutlu insanların sicilinde yazdıysan ebedi olarak orda kalsın. Sen ki yüce kitabında bir ayeti kerimende şöyle buyurdun: 
”Allah’u Teala, kendisinde bulunan ana sicilinde dilediğini siler, dilediğini ibka ettirir.” 

Selam ve dua ile.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.