DEDAŞ
sur yapı
  • 14.08.2010
Dilek Çiftçi

Dilek Çiftçi

Hoş Geldin,Ey Şehri Ramazan!

Hoş Geldin,

Ey Şehri Ramazan! 

Mübarek Ramazan ayının içindeyiz.

Bu öyle bir ayki, biz günahkâr kullar için kurtuluş ve rahmet ayıdır.

Bu ay içinde şeytanlar bağlanır, cehennem kapıları kapatılır.

Cennet kapıları ise bütün mümin kullara açılır.

Ey iman edenler! Sizden öncekilere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç tutmak yazıldı (farz kılındı). Olur ki bu sayede takvaya erersiniz.
(Bakara – 183)

Bizler bu mana ve ehemmiyetten dolayı kurtuluşumuz olan Ramazan ayına,

diğer aylara kıyasla daha çok hürmet gösteririz. Çünkü  

(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.)

                                                                                                            [İ.Ebiddünya]

Ramazan ayı aldığı bu değerlerden dolayı dünya ve ahretimiz için çok kıymetlidir. Gecenin bir yarısın da tatlı uykumuzdan uyanırız ve sahura kalkarız. Sabah namazımızı da kılar ve Ramazan orucunu tutmaya niyet ederiz. Sonra sabırlı bir bekleyiş sürer gider ta ki iftar vaktine kadar ve sonrası bir koşuşturma ve bir o kadar da tatlı bir telaş sarar etrafı.

Ramazan ayının bereketi sofralarımıza yansır.Oruçluyken soframız daha renkli olur.İftar sofralarımızın vazgeçilmezi olur çorba, biyambalı ve geleneksel tatlılar ve her şey tamamdır. Ezanı Muhammedi ye sabırsızlıkla beklenir. Her türlü nimet sofradadır, hem de envai çeşit çeşit.Ama kimse dokunmaz ve yemez. Bilir ki o nimet yasaktır kendisine ve kişi Rabbin rızasını kazanmak adına bekleyiştedir.

Nitekim onu tutan da ilahi kuvvetten başkası değildir. Ama bu bekleyiş susuzluk ve açlık hissi bir şey hatırlatır aslında evet, birçok garibi, birçok fakiri ve kişinin açlık ve susuzluk karşısında çektiği psikolojik ve fizyolojik halini dile getirir.

Öyle ki aç ve susuz bir insanın o an için açlığını bastırıp, karnını doyurma hissiyatının zorluğu, önemi ve mesajı vardır işin içinde. İftar sofrasında ki o bekleyiş ve o susuzluk ve hissedilen açlık birçok fakirin hissiyatını tercüman olur, hem de oruç diliyle.

(Ramazan ayı gelince, “Ey hayır ehli, hayra koş! Şer ehli, sen de kötülüklerden el çek” denir.) (Nesai)

Bundan dolayıdır ki hayrat ve hasenatlar çoktur bu ayda. Fitre, zekât ve sadakalar ve yardımlaşmalar çokça teşvik edilir ve eyleme dökülür. Hem maneviyatımızı kuvvetlendirmek adına ve hem de dayanışma adına. En önemlisi ise fakirin halini anlama adına.

Kulun hayır ve hasenat yapmaya alışması için de Ramazan ayı biçilmiş bir kaftandır

 Ola ki bu bir hurma bile olsa…

— Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.
                                                                                                  (Tirmizi,) 

Bu ayda iyilikler hayır ve hasenatlar çoğalır.11 ay günah işleyen biz kullar bu ay kendimize çeki düzen veririz. İbadetlerimize sıkı, sıkı sarılırız. Cami cami gezer teraviler kılarız. Hiç namaz kılmayanlarımız bile bu ayda namaz kılmaya başlar. Çünkü bu ay kurtuluş ve cehennemden azat olma ayıdır. Ama en önemlisi Ramazan ayın da elde edilen bu güzel alışkanlıkların Ramazan ayının bitimiyle son bulmaması ve kalan 11 ayda da devam etmesi hepimizin nefsi adına temennimizdir.

 

Selam ve dua ile…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Mehmet çakıl Mehmet çakıl 18.04.2017

Güzel bir bahar güzel bir makale. Teşekkür ve tebrikler

Mehmet çakıl Mehmet çakıl 18.04.2017

Güzel bir bahar güzel bir makale. Teşekkür ve tebrikler

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.