Novada
  • 21.08.2010
Dilek Çiftçi

Dilek Çiftçi

Dayanılmaz sıcaklarda Oruç…

Dayanılmaz sıcaklarda Oruç… Malum bu yıl ramazan ayı sıcaklara denk geldi. Ramazan Orucunun yaza isabet etmesi ile şu sözleri etrafta sıkça duymaktayız. “Urfa’nın sıcağın da kavrulduğumuz yetmiyormuş gibi, birde bu sıcakta oruç tutuyoruz. Açlık hele hele susuzluktan ağzımız damağımıza yapıştı. İftar olaydı da doyunca bir su içeydik” Gibi sözlere nerdeyse kulaklarımız aşina olmaya başladı. Oysa Allah’ı sevip sırf onun rızasını kazanmak uğruna oruç tutup haline rıza gösterenlerin orucu elbette ki kolaylaşır. Çünkü nefisleri onlara değil, onlar nefislerine hükmederler. Şikâyet ve itiraz etmeden Allahın emirlerine riayet ederler. Biz Allahın rızasını gözetmiyor muyuz? Yoksa ne diye oruç tutuyoruz? Diyenleri duyar gibiyim. Doğrudur hepimiz Allahın rızasını gözeterek oruç tutuyoruz. Ama ha bire Orucumuzu nasıl tuttuğumuzdan şikâyetçi olursak Rabbimiz ne kadar hoşnut ve razı kalır bizden ve biz orucumuzdan ne kadar feyiz ve sevap alırız orası muallâkta kalır. Şu şuna benzer aslın da. Birisi size bir iyilik yapar ve her defasın dada ben sana şu iyiliği yaptım der durur. Ha bire yüzünüze çarpılan o iyiliğin yanınız da değeri olur mu, tabiî ki olmaz değil mi? İşte Ramazan ayında ki orucu da biz böyle bilelim. Allah Azze ve Celle ne bizim orucumuza ve nede ibadetlerimize muhtaç. Ama bu ibadetlerden hâsıl olan sevapları, ahretimizi kurtarmak adına bizler muhtacız. Durum bu iken, tuttuğumuz oruç ve sıcaklardan şikâyetçi mi olmamız mı gerekir, yoksa bu mübarek aya yetişip bize oruç tutma gücünü veren ve günahlarımızdan bizi temizlemek isteyen Rahman’a oturup kalkıp şükretmemiz mi gerekir. Şunu unutmayalım ki çekilen sıkıntı ne kadar büyükse Allah katındaki mükâfatta o kadar büyük olur. Bu yüzden nefislerimizin şikâyetlerinden dolayı meçhul kapılar ardına oruçlarımızı hapsetmeyelim. Ramazan ayında oruç tutmayı farz bilip, sevabını da Allahü Teâlâdan bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari] Düşünün ki hakkı verilerek tutulan oruçlarla günahlar dökülüyor. Burada hakkı verilen oruç derken eline, gözüne, diline, nefsine iradesiyle hâkim olan beş vakit namazı aksatmadan kılan, bunun yanı sıra dilerse teravih, Kur’an ve tesbihatla ibadetlerini zenginleştiren bir oruçtan bahsediyorum. Yoksa bunların bir tanesini bile yapmayıp sabahtan, akşama kadar aç ve susuz kalan bir bedenle tutulan orucu kastetmiyorum. Şimdi akıllara şu soruda gelebilir. E… böyle Oruç tutanlar şimdi Oruç tutmasın mı? Tabiî ki demek istediğimiz bu değil. Tam tersi oruçlarını tutsunlar. Ama oruçların da eksik olan yönleri yaşamlarına katarak oruçlarını tamamlasınlar. Şimdi ne yapalım? Tuttuğumuz oruç hakkın da hiç konuşmayalım mı? Diyeceksiniz. Elbette ki konuşacağız. Yalnız şikâyette bulunmayacağız. Sıcaktan mı şikâyet ediyoruz. Öyleyse, el açalım Rabbimize! Ve diyelim ki: Ya Rabbi Sen halimi görüyorsun. Senin rızanı kazanmak uğruna oruç tutarken çektiğim sıkıntıyı da biliyorsun. Ben 40–50 derecelik dünyanın sıcağına dayanamazken bilmem kaç bin derecelik cehennem ateşine nasıl dayanırım Ya Rabbim. Yine ben açlığa ve susuzluğa dayanamazken, cehennemin boğazları parçalayan, içleri kavuran yiyeceklerine ve içeceklerine nasıl dayanırım Ey Rabbim. Ben acizim, Halimi de sana arz ediyorum. Bu yazın ortasın da meşakkatle tutmuş olduğum orucun mükâfatını senden istiyorum Ey yüce Rabbim! Tuttuğum oruç hürmetine cehennemi bana, beni de cehenneme haram kıl. Ey Aziz olan Allahım ve beni cennet ehlinin arasına kat.(âmin) Der ve Allah’a teslim olursun. Selam ve dua ile…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.