Novada
  • 06.03.2010
Dilek Çiftçi

Dilek Çiftçi

Bizler tek ümmetiz…

Bizler tek ümmetiz. Bu Ümmetin adı da “İslam ümmeti”dir.

Dünyanın neresinde olursanız olun, hangi dile, hangi ırka mensup olursanız olun.”La ilahe illallah, Muhammed un Resulullah” dediğiniz zaman İslam ümmetine bağlanmış olursunuz.

İslam dini öyle mukaddes bir dinki peygamberlerin hepsini bize sevdirir. Gerek Yahudi ve gerekse Hıristiyanlar olsun kendi peygamberini kabul ederken son peygamber Hz. Muhammed Mustafa’nın peygamberliğini kabul etmezler. Oysa bizim dinimizde imanın şartlarından olan peygamberlere iman edilmesi ve onlara inen kitaplara da iman etmemiz gerektiğini bildirir. Bundan dolayı Hz. Musa ve Hz. İsa’nın da peygamberliğini kabul ederiz. Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) inandığımız gibi onlara indirilen kitaba ve peygamberliğine de inanır ve onları peygamberimiz (s.a.v) sevdiğimiz gibi severiz. Böyle yapmamızı da yine bize inancımız emreder. Bundan dolayı hak peygamberleri peygamberimizden ayırt etmeyiz.

Biz dedik ya İslam ümmetiyiz diye. Bizim inancımızda milliyetçilik yok, ayrım yok. Çünkü İslam insana sınır, ırk ve kavimle sınırlanmayan geniş bir görüş verir.

Dinimize göre: Bütün dünya Müslümanları bir gövdenin uzuvları ve bir tarağın dişleri gibi birbirine bağlıdırlar ve arap, acem, siyah, beyaz bütün dünya Müslümanları tek inanç etrafın da toplanırlar. O inanç da “İslam”dır. Bizler dünyanın neresinde olursak olalım, bu İslam kardeşliği bize bir araya getirir.

Sınıfsız ve evrensel İslam toplumunu kuran Peygamberimiz fiilen değişik kavimleri “İslam toplumu” adı altın da toplayarak kavmiyetçi zihniyetleri aralarında kaldırmıştır.

İran’dan Selman, beyaz derili, Rum ırkından Suhayb ve Habeşistan’dan siyah derili Bilal olmak üzere üç değişik ırktan üç Müslüman’ın toplandığı bir meclise,

Kays Mutatebe isminde bir Arap girdi. Ve bu üç büyük kişiye “yabancı” diye hitap etti. Peygamberimiz (s.a.v) buna çok kızdı ve:

Hepinizin babası birdir; hepinizin din’i birdir. Ve kendisiyle övündüğünüz Araplık, ne annenizden, nede babanızdandır.(Yani Âdem (a.s) ve Havva hepinizin babası ve annesidir) buyurdu.

İnanç birliği olduğu zaman uyrukların hepsi “eşit” ve “kardeş” olurlar.

“Din ve takva olmaksızın, hiçbir kimse diğer birisinden üstün sayılamaz. Çünkü bütün insanlar âdemdendir. Âdem (a.s) ise topraktandır.”

İşte böyle mukaddes ve evrensel bir dine mensup olmak bizler için büyük bir şeref. Yalnız bizler bu dinin bize vermek istediği evrensel mesajı gerektiği gibi algılayamıyor ve ona göre hareket etmiyoruz. Bundan dolayıdır ki İslam birliğini kuramıyoruz. Hemde dinimiz birlik ve beraberlik dini iken. Resulullah (s.a.v)inanç birliği olan insanlar arasın da “yabancı”teriminin kullanılmasına kızarak tepki gösterirken, bizim bu terimlerin “İslam ümmetini, İslam kardeşliğini ve İslam birliğini” zedeleyici etkisini göz ardı etmemeliyiz. Kurt sürüden ayrılan koyunu kaparmış. Bizler birbirimizle didişerek bir yerlere varamayız. Elbette hepimizin görüş ayrılıkları olabilir. Ama bizler birbirimize ve fikirlerimize saygı duymayı ve doğruya ulaşmayı da bilmeliyiz ve ortak değerler üzerinde birleşmeliyiz.

Bu ortak değerlerimiz mensup olduğumuz İslam dinidir.

Burada hangi dilden ve hangi ırktan olduğunuz önemli değil. Burada önemli olan İslam kardeşliğidir ve bizler hepimiz din kardeşiyiz.

 

Selam ve dua ile…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.