Metrolife
  • 13.02.2015
Aziz Işıklı

Aziz Işıklı

Yanlış uygulama

Toplum kuralları herkes için geçerli kurallardır. Devlet işlerinde hak ve adalet gözetildiği takdirde, toplumda da huzur sağlanır. Cezaevinde bulunan mahkumların sayısı her gün geçtikçe artmaktadır. Bu durum dahi toplumda büyük bir sorunun varlığına delildir. Ülke olarak sorunlara çözüm bulmak yerine insanları cezaevine atarak çözüm bulma yolunu seçiyoruz. Yani kişileri toplumdan soyutluyor ve ömür boyu kendisinde kirli bir iz oluşmasına sebep oluyoruz. Kişi niçin suç işlemiştir, bunların sebeplerini en ince ayrıntılarına kadar düşünmek ve çözüm yolları üretmek devletimizin en asli görevidir. Eğer cezaevinde mahkum sayısı artıyorsa, bu yasaların yeterince işlemediğinin veya eksik taraflarının varlığının göstergesidir. Benzer bir durum iç güvenlik yasa paketi içinde geçerlidir. Bu yasa topluma faydadan çok zarar getirecektir. Okulların sayısı kadar cezaevi açılmasına sebep olacaktır. Kimse fikrini söyleyemeyecek ve bir yanlış anlamada cezaevine girme korkusu yaşayacaktır. Doktor, Avukat, Mühendis, Müdür,Öğretmen,Memur,İşçi yani devletin her kesimi, fikirlerini beyan etmekten korkar hale gelecektir. Bu durum ülkemiz için başlı başına bir utanç kaynağıdır.

Bir okul müdürü suç işlemişse görevinden alınır.Kendisine verilen ikinci bir şans faydadan çok zarar getirir. Yaklaşık 20 yıl müdürlük görevini yapan birinin öğretmen olarak atanması ne kadar doğrudur, bunları düşünmek gerekir. Çocuklarımıza yeterli miktarda eğitim vermesi mümkün olur mu? Bu müdür derste ne anlatacağını dahi bilmez. Öğrencilerin soruları altında ezilecek ve kendini yetiştirmek için tekrar bir başlangıç yapmak zorunda kalacaktır. Bu haksız durum sebebiyle farkında olmadan öğrencilerine öfke ve kin aşılayacaktır. Bu sebeple bu yanlış uygulamalardan bir an önce vazgeçilmesi gerekir.

Eğitimde teknolojinin verdiği hizmetlerden faydalanmak yerine, eski düzen eğitim yöntemlerini kullanmaya devam ediyoruz mesela. Bir öğrencinin başarısı, öğretmenin başarısı ile doğru orantılıdır. Ne yazık ki bizler başarılı öğretmenlerimize de sahip çıkmıyoruz. Toplum olarak gerçekleri görmek yerine gerçekleri gizlemeyi tercih ediyoruz. Okul müdürlerinin görevi masa başında evraklarla uğraşmak iken, bir öğretmenin görevi çocukların eğitiminin kendisidir. Ceylanpınar da ilim olarak kendini çok iyi yetiştirmiş ve topluma ışık vermeye çalışan Rahmet Kapısı Derneği’nin onursal başkanı Sayın Seyda Şeyh Muhammed Ali kendisine müdürlüğe geçip geçmeme konusunda danışmak üzere gelen bir öğretmene, öğretmenliği tercih etmesini nasihat eder. Bu durum Seyda Hazretlerinin öğretmenlik mesleğine ne denli değer verdiğinin önemli bir göstergesidir. Buna karşılık toplumumuzda maalesef müdürlere daha fazla değer ve itibar gösterilmektedir. Ben 25 yıl önceki öğretmenlerimle hala görüşmekteyim. Bana verdikleri emeklerini hiçbir zaman unutamam. Peki müdürlerimizin bizim üzerimizde ki etkisini hiç düşündünüz mü? Müdürlerimizin ismini bile hatırlamak istemeyiz genelde? Bir müdürün odasına ve öğretmenler odasına giren insan, aralarında ki bu farkı anlayacaktır. Bu sebeple bir öğretmenin müdür olmasına karşıyım. Çözüm olarak üniversite de yeni bir fakülte açılmasını ve bu fakültede idareci sıfatı taşıyabilecek kişilerin yetiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Öğretmenlerin de toplumda hak ettikleri yere ve saygınlığa kavuşturulması gerekir. Ancak bu şekilde toplum da ki sorunları en aza indirgeyebiliriz. Müdür arkadaşlarım bu yazımla bana biraz kızabilirler fakat gerçekleri söylemek zorundayım kusura bakmasınlar. Bu hususta onlardan anlayış göstermelerini bekliyorum.

 

SORUN HEPİMİZİN,ÇÖZÜM İSE OLUMLU DÜŞÜNEBİLENLERİNDİR.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.