Metrolife
  • 12.12.2014
Aziz Işıklı

Aziz Işıklı

Sakın ağlama

Birlik beraberlik diyoruz, fakat söylediklerimiz hep sözde kalıyor. Ezilmeye mahkum olmuşuz adeta. Bize ne deniliyorsa, onu yapmaya mecbur hissediyoruz kendimizi. Hiç eleştiride bulunma şansımız yok. Durum bu olunca onlar istedikleri oyunu rahatlıkla oynayabiliyorlar.


Her birimiz esasında, toplumun ne denli önemli bireyleri olduğumuzun farkında değiliz. Kendimizi basit görmekten vazgeçmeliyiz artık. Topluma önderlik etmek isteyenler, kendini eleştirip sorgulamadan ve kimseye danışmadan düşüncesizce ortaya atılmaktadırlar. Faydalı olayım derken, bu şekilde topluma daha da fazla zarar veriyorlar. ALLAH bize akıl verdiğini ve onu çok iyi kullanmanız gerektiğini, iyi kullanmadığınız takdirde bizleri sorgulayacağını unutmamalıyız. Toplumda çok değerli ve yetenekli temiz ve dürüst insanlarla yürümek yerine, yalancı çıkarcı bazı insanların peşinden koştuğumuzda, hem kendimize hem de toplumumuza ne denli zararlar verdiğimizin farkına varmalıyız.

 Örneğin, 17 yıl önce resmi olarak kağıt üzerinde kurulan Ceylanpınar Meslek Yüksekokulunun binasının, bu yıl temelinin atılmış olması, toplum olarak ne kadar pasif olduğumuzun açık bir göstergesi değil midir? Aklınıza hemen şu soru gelebilir, “ Siz duyarlı bir insan olarak neden mücadele etmediniz?” diye! Ben yıllardır bu sorun sebebiyle yetkili bir çok kişi ve kurumla görüştüm, fakat maalesef yalnız kalmam sebebiyle hiçbir sonuç alamadım. Allah’a çok şükür ki artık sosyal medya yaygınlaştı ve bu sayede toplumsal tepkilerimiz çok daha fazla insana ulaşabilmektedir. Bu vesileyle sesime ortak olacak insanların gün gittikçe çoğaldığını görmek beni çok mutlu ediyor. En azında başımı yastığa koyduğum zaman biraz daha rahat uyuyabiliyorum bu sayede. Peki sizler başınızı yastığa koyduğunuzda rahat uyuyabiliyor musunuz? 

Geçmişte ve şimdiki zamanda toplumda bazı insanların nasıl zengin olduğunu hepimiz biliyoruz.

 

Evde oturarak sorunların çözümünde katkı sunmayıp, duyarsızlık gösterdiğiniz müddetçe, yarın başınız ağrıdığında sesinizi yükseltmeye ve ağlamaya hakkınız olmayacağını bilmeniz gerekir. Ağlamayan bebeğe nasıl ki meme verilmiyorsa, sorunlara karşı sessiz kalan insanlara da kimse derman olmayacaktır.

İlçemizin diğer önemli bir sorunu da gençlerimizin işsizlik sorunudur. Çocuklarımızın eğitimine önem veriyoruz fakat diğer yandan da hep memuriyet gibi devlet hüküm ve tasarrufu altında ki işlere yönlendiriyoruz. Bu alışkanlığımız altında, esasında başkalarının himayesi altında yaşama alıştığımızın yatıyor .

 Çocuklarımız 12 yıl boyunca okuyup lise mezunu oluyorlar. Bu 12 yıllık eğitim neticesinde 100 kişi den ortalama 10 kişi üniversite öğrencisi olabiliyor. Geriye kalan 90 öğrencinin durumunu kimse sorgulamıyor. Bu gençlerimize sahip çıkmadığımız için bu gençler mecburen şehir dışına gidip orada iş aramaya çalışıyorlar. Kendi elimizle gençlerimizi bu kaçınılmaz kötü sona mahkum ediyoruz. En verimli çağlarında gurbete mahkum ettiğimiz gençlerin kaderinin bizim kaderimiz olduğunu hiç düşünmüyoruz.

İşte bu ve benzeri toplumsal sorunlara çözüm bulmak istiyorsak, öncelikle kirli insanların peşinden koşmaktan vazgeçmemiz gerekir. Sonrasında ise birbirimizle sohbet edip anlamaya çalışmamamız gerekiyor.

Kırıcı ve kibirli konuşmalardan sakınmamız gerekiyor. Toplum içine yalan haberler yayarak ortamı provoke eden insanlardan uzak durmamız gerekiyor. Kahve köşelerinde oyun oynayarak boşa giden zamanımıza yazık. Boş zamanımızı birazda topluma ayırmamız gerekiyor.

 

Halen geç kalmış sayılmayız, zararın neresinde dönersek kardır, bunu unutmamamız gerekiyor.
SORUN HEPİMİZİN.ÇÖZÜM İSE OLUMLU DÜŞÜNEBİLENİNDİR.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.