ÖZEL CELLA ÇİFTİ
SINAV OKULLARI
  • 12.01.2018
Aziz BUDAK

Aziz BUDAK

Çarpık bir durum!

Hepimizin şahit olduğu fakat bir türlü doğrusu nedir anlayamadığımız alışveriş çılgınlığı konusunu ele alacağım. Özellikle son zamanlarda yazılı veya görsel basın esnafın kan ağladığı, kepenk kapattığı haberlerini sık sık görüyoruz.

                Söz hakkı kendimize geldiği zaman; üretim yok, işçi istihdam edecek yatırımlar yok diye feryat figan ediyoruz. Özellikle İlimizde işsizlik almış başını gitmiş. Batı İllerine tarım işçisi olarak en çok işçi gönderen illerden biriyiz. Bu sorunu sözden öteye nedense taşıyamadık. İklim ve arazi bakımından tarıma yönelik yatırımlar için en uygun il olmamıza rağmen hiç bir yatırımın olmadığı bir iliz. Bir gazeteci meslektaşımızın sosyal medya sayfasında sıraladığı gibi bir çok olumsuzlukta maalesef İl olarak birinci sıradayız.

                İşsizliğin hat safhada olduğu esnafların kepenk kapatacaklarını, günü siftah yapmadan kapattıklarını bildiren bir ilde yaşayan bir basın mensubu ve sorumlu bir vatandaş olarak İlimizdeki AVM'lerde vatandaşlarımızın alışveriş çılgınlığı hiç gözünüze çarptı mı?

                Özellikle yılsonu nedeniyle birçok büyük firmanın başlattığı yılsonu indirimlerinde şu kadar TL virgül 99 kuruş aldatmacasına mı kanıyoruz. Yoksa çarşıdaki esnafın dediği gibi bir ekonomik kriz yokta herkes refah içinde mi yaşıyoruz? İnanın AVM'lerdeki halkımızın elindeki alışveriş yapmış olduğu marka poşetleri bir çarpıklığın göstergesi. Şu soruyu da sormadan geçemeyeceğim, çarşıdaki tüm esnaflar iş yerlerini AVM'ye taşısalar olmaz mı? Ne hikmetse AVM'lerde satışlar süper.

                Her yılsonunda gündeme gelen ve asgari ücretle bir aile nasıl geçinir günlük yaşantısını nasıl idame eder diye bir birimize sorarken, Peygamber efendimizin "komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir." hadisi aklıma geldi ve bir şey boğazıma düğümlendi. Komşumuzdan haberdar mıyız ki diye kendi kendime sordum.

                Diğer tarafta canı sıkılan bir kişi alışverişe çıkıp bir şeyler alıp moralini düzelttiği hayatlar da yaşanıyor demek ki. İnsanın morali alış veriş yapınca nasıl düzelir onu da anlamış değilim, ay sonu geldiğinde kredi kartı borcunu ödeyecek kendisi olduğu halde israfı, savurganlığı bu halka bir moral vesilesi olarak göstermeyi de başardılar.

                İsrafın hiçbir şeklini savunmuyorum, zenginin bol bol almasına da bir şey diyemiyorum ancak; babası asgari ücretli olup, daha lise çağındaki oğlunun elinde babasının maaşının 2 veya 3 katı fiyata sahip cep telefonlarını görünce bir yanlışlığın olduğuna tam anlamıyla kanaat getiriyorum.

                Fakirin, yoksulun halinden anlamayan biri değilim, elbette tüm güzellikleri hak ediyorlar, insan olmak tüm güzelliklere layık olmak için yeterli bir sebeptir benim dünyam da. Ancak, evladını dershaneye gönderemeyen baba evladına dershane parasına cep telefonu alıyor. Sizce de bir çarpıklık bir yanlışlık yok mu?

                Ülkemiz vatandaşını israf konusunda haklı görmem mümkün değil. Ancak, gelirinden daha fazla harcama yaptığı halde icralık ve iflas duruma düşmemeleri komşuluk ve yardımlaşma hasletimizin hala devam ediyor olmasından kaynaklanıyor sanırım.

                Peki ülkelerindeki iç savaş nedeniyle ülkemize sığınmış olan Suriyelileri anlayan varsa beri gelsin. Süleyman Şah barınma kampında idarecilerin, geçen yıllarda sığınmacıların ihtiyaçlarını belirlemek için aldıkları talep listesinde birinci sırada makyaj malzemesinin olması izah edilir gibi değil. Suriyeli bir gençle yapılan röportajda İstanbul'un Esenyurt ilçesinde "Şam Pazarı" kurulduğu kendisinin de burada kozmetik dükkânı işlettiği ve Suriyeli bayanların eskisi gibi fazla makyaj yapmadığı için satışların eskisi gibi olmadığını belirtmesi bende daha da büyük bir şaşkınlık uyandırdı. Şimdiki makyajlı halleri dahi abartılı iken önceki halini varın sizler düşünün.

                Çevremizde cereyan eden olaylara bakınca, bir tarafta ekonomik krizden yakınan esnaf kesimi, bir tarafta gelirinden fazla harcama yapan vatandaş, diğer bir tarafta da ülkesini terk edip gelmiş sığınmacı vatandaşların hoyrat yaşam tarzı. Akıllara ister istemez Necip Fazıl Kısakürek'in bir şiirinde dile getirdiği gibi " akıl olmazların zoru içinde, üst üste sorular soru içinde, düşün mü konuş mu sus mu unut mu" çıkmazlar içine giriyoruz.

                Netice olarak, görünen bu çarpık tablo; yeterli eğitim seviyesini yakalayamadığımızın, bilinçli nesiller yetiştiremediğimizin göstergesi. Daha güzel ve pozitif konuları yazma ümidiyle hoşçakalın.

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.