Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 27.08.2015
Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

Ementularında tekfir olmayan

Küfür, nimete karşı nankörlük etmek, nimeti gizlemek, küfran etmek manasına gelir. Şer’i ıstılahta ise, küfür; “Hiçbir zorlama olmaksızın kendi irade ve isteğiyle iman hakikatlarını inkâr ve tekzip etmek yahut tasdik etmemek, iman edilmesi gereken mukaddesatı tahkir etmek, onlarla alay etmek, haramı helâl, helâli haram kabul etmek” Allah’ın yasal kıldığı şeyleri yasak, yasak kıldığı şeyleri de yasallaştırmak şeklinde tarif etmek mümkündür. Tekfir ise; yukarıda bahsettiğimiz nedenlerin ihlalından ötürü birisinin kâfir olduğunu iddia etmek demektir.

 Kişinin iddiası doğru ise mesele yoktur. Bu türden kişi ve oluşumları tekfir ettiğinden, hanesine cihat sevabı yazılır. Değilse ukbasını perişan ettiğinden ötürü kendisi o çukura yuvarlanmış olur. Bu hususta peygamberimiz sav şöyle buyurmaktadır; “Bir kimse diğerine (din kardeşine), ‘kâfir’ dediği zaman, bu ikisinden biri kâfir olur: Eğer dediği kimse kâfir ise, adam doğru söylemiştir; yok eğer itham edilen kâfir değilse, ona söylediği küfür sözü kendine döner (söyleyen kâfir olur). Buhari, Edep 73; Müslim, İman 111; Tirmizi, İman 16

 TEKFİR; hem zehir hemde panzehir olup, dikkatlice kullanılması elzem olan bir KAVRAMDIR. Haddini bilmezlerin tekfiri oyuncak tabancılarına koyup, bununla su savaşı yapmaları nasıl ki tehlike ve çılgınlıksa, aman kimseye bulaşmasın diye onu karantinaya almakta o derece çılgınlık ötesi tehlikelidir.

Tekfir iki ucu zehir ve panzehir olan bir oktur. Nasıl ve kime karşı kullanıldığı önem arz eden bir durumdur.

 Tekfir meselesi kâfirden ziyade Müslümanlar için kullanılan bir kavram olmuştur. Yani Müslüman olduğunu söylediği, namaz kılıp farizaların bir kısmını veya tamamını eda etiği halde, irade beyanı, fikri duruşu, içtimaı, sosyal ve siyasi faaliyetleri ile kâfirleri andıran kişilerin, islamdan çıktığına dair fikrini beyan etmektir.

 

Tekfir meselesinin, günümüz yazarları arasında farklı yorumlanması, islam a nereden baktıkları ile şekillenmektedir. Kimine göre tekfircilik bir hastalık, kimilerine göre ise tekfir hastalık değil bilakis ibadettir. Bu baptan hareketle, kimileri için zamanın mehdisi- Salahattin’i Eyyubi’si mücahit ve kahraman, kimilerine göre belam, Tağut veya müşrik…

 

Ayrıca bu, o derece dipsiz bir kuyudur ki basamak basamak derinleşmektedir, tekfirci olarak itham ettiğimiz bir kişi veya oluşumun, bir basamak sonrasında, onunda başka birileri tarafında tekfir edildiğini müşahede etmekteyiz.

 Bu girişten sonra, islam penceresinden kanaatimizi beyan edecek olursak deriz ki; ASLINDA BUGÜN GÖNDEME GETİRMEMİZ GEREKEN OLGU, TEKFİRDEN ZİYADE ŞİRKTİR. Zira bu gün tekfir edilen birçok kesimin namaz kıldığı, kelime i şehadet getirdiği (manasını idrak etmese de) hatta islam a hizmet adına çalışmalara da katıldıklarını müşahede etmekteyiz.

 Peki, bu kişilerin islam i kimlikleri ile beraber komünizm, sosyalizm, laiklik ve demokrasi havarileri kesilmelerini görmemezlikten gelmek doğrumu? Bunlara bir isim vermek gerekmez mi, ? Aman fitne çıkmasın, tehlikeli konu diye bundan kaçınmak bizi günaha sokmaz mı?

 Ki bu zevatlar, laik, demokrat, sosyalist, kapitalist olduklarını her dem her platformda övünç ve müdafi bir konumda dil ve halleriyle açıkça ifade edip, amelleri ile desteklemektedirler. Şimdi bunlara ne isim vermek gerekir. Bunlara islam demek olmaz, zira bu ıslama hakaret olur. Tekfir edecek olursak, adamlar kâfir olduklarını kabul etmemektedirler. Münafık diyemeyiz, zira kalpleri bilecek olan sadece Allah’tır.

 Evet, kardeşlerim burada Mekke müşriklerin durumu gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Birbirlerine zıt iki olguya birden iman etmek, Allah a ait olan sıfat ve yetkiyi Allah tan başkasına sunmak veya Allah a eksik veya fazla sıfatlarla iman etmektir. Mekke müşriklerin Allah’ı tekrardan dirilten, kadir,  hâkim olarak işlerine karıştırmak istemeyişleri, rahman ve rahim olarak kabul etmeyişi gibi (Hudeybiye Antlaşmasını hatırlayın)

 Öyle ise her kim, (özel veya tüzel kişi, kurum, kuruluş, dernek parti cemaat, Prof. veya molla) islam ile beraber islam a ters başka bir doğruya iman ederse, İslam’ın emirlerini geçmişlerin yasaları olarak isimlendirip kendini ondan istiğna ederse, ümmet anlayışından gayri anlayış dayatırsa, İslam’ı bir bütün olarak kabul etmeyip emirleri arasında seçmeceye yeltenirse, bu şirktir, yapanda müşriktir. İster siz bunun adına tekfir deyin veya demeyin değişen bir şey yoktur. doğrusu Allah katındadır.

 Amentülerinde tekfiri çıkaran zevata sormak isteriz, Allah’ın kâfir ve müşriklere onca hitabını nereye koyacaksınız. Tekfirden kaçınırsak Allah’ın birçok ayetini gizlemiş olmaz mıyız? Nasıl ki cennet hak ise, cehennem dahi o kadar haktır., aman tekfir tehlikelidir, tekfiri rafa kaldırın diyen adamın durumu Cehennemi insanlardan gizleyen adamın durumundan geri kalır mı?

 Amacımız insanların hidayetine çalışmak olmalıdır, amenna, İnsanları tekfir etmekte bize bir şey kazandırmayacaktır. Lakin İslam’ı özünden uzaklaştırmak, tekfiri rafa kaldırmak, Allah’ın kâfir dediklerine kâfir diyememek, bizi azaptan kurtarmayacaktır.

 İçinde yaşadığımız zaman ve zemini iyi tahlil etmek gerekir, buna bir isim vermek gerekir, bu realiteyi görmeyen görmek istemeyenlerin hakkı idrak etmeleri mümkün değildir. 

Şimdi Müslümanlar arasında tekfire konu olan olay ve paralelindeki oluşum ve kişilerin durumunu ehlisünnete göre belirtecek olursak deriz ki;

 İnşallah konumuz devam edecektir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Şanlıurfa’da en Başarılı Belediye Başkanı kimdir?