• 25.09.2017
Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

EBU CEHİLLER NEDEN İMAN ETMEZLER? -2-

Geçen yazımızda “Ebu Cehiller neden iman etmezler?” başlığı altında Mekke müşriklerin itikâd’î dinamiklerini açıklamaya gayret etmiştik, bu yazımızda da aynı konuya devam edeceğiz inşallah.

Mekke müşriklerinin tebliğ edilen yeni dine yaklaşımları bilinçli idi, kuru bir inat veya cehalet eseri değildi demiştik. Peki, günümüz Müslümanları, inandığını söyledikleri İslam’ı ne kadar anlıyor, tevhidin ne manaya geldiğini ne kadar idrak ediyorlar? Diye bir soru ile konuya nokta koymuştuk.

Sahi günümüz yığınları, kendilerini İslam’a nispet edip, peşi sıra her türlü gayr-ı İslâmî ameliyeler içinde boğulup, her türlü şirki irtikap ettikleri halde iman ettim, Müslüman oldum derken, hangi yükümlüklere imza attıklarını biliyorlar mı? Neyi kabul edip neleri reddettiklerini biliyorlar mı? Görünen o ki bilmiyorlar..  Sadece dilleri ile Müslüman olduklarını söyleyip, İslâm ile zerrece alakası olmayan kuru kalabalıklar…

Eğer bu toplum, Müslüman olmanın ne manaya geldiğini bilse idi. Kendi elleri ile şirk düzenlerini koruyup kollamaz, bekası için niyazlarda bulunmazlardı, Allah’ın lanetlediği kişi ve kurumları kutsamazlardı, en azından ticaretimiz, sokaklarımız, sosyal hayatımız, ahlâkımız İslam kokardı.

Peki, günümüz Müslümanlarının desteklediği iktidarlar ve Ebu Cehilleri ne diyor? Biraz kulak kabartırsak bize şöyle dediğini duyar gibi oluruz:

İstediğiniz kadar ibadet edin, ibadetiniz güvencemdedir, kimse sizi kınamayacaktır. Hatta size cami ve camide hizmetinizi görecek birilerini maaşla tayin ediyorum. Hacca gidin ve istediğiniz kadar zekât verin, istediğiniz tarikata girin ve sabaha kadar günlünüzce zikir çekip ayın yapın,  ama benim işime karışmayın, düzeni ben kurarım, yasaklamaları da ben yaparım, bana itaat ettiğiniz surece size her şey mubahtır. İrademe karşı gelmediğiniz sürece başkan da olursunuz paşa da. Eğer irademe müdahale edecek olursanız, sade bir vatandaş bile olsanız, size hayat hakkı vermem. Zira egemenlik kayıtsız şartsız millette verilmiştir, o da bu hakkı bana devretmiştir. Firavunun kavmine karşı” En ulu rabbiniz ( idare eden, kural koyucunuz, ruhsat vereniniz) benim” demesi gibi.

Devlet nazarında terörist ilan edilen kimi guruplar bir bakmışsın devletin kanıkası oluvermişlerdir. Bir de bir zamanlar sisteme dost olanların düşman olduklarını görebilmekteyiz. İyi de kardeşim Devlet cenahında sistemsel hiçbir şey değişmediğine göre Müslüman guruplardaki bu değişim niye ve ne karşılığında?

Tevhidi çizgiden yoksun, neye neden inandıklarını bilmeden öylesine, birilerin peşinden koşan, herhangi bir şekilde bir parti, dernek, tarikat veya sivil toplum kuruluşunda kümelenen guruplardan bu konuda daha bilinçli hareket etmelerini beklemek safdillik olurdu zaten..

Bu söylediklerim kurgu falan değildir. Bu konuda sağduyulu bakan herkes aynı dine inandıklarını söyleyen iki zümreden birinin hapiste, diğerinin devletin tepesinde olduğunu görür. Halbuki bu iki zümre de namaz kılmakta, Hacca gitmekte, aynı Kitabı okumakta..  Gel görelim ki birisi vezir, diğeri rezil..

Bunun sebebi ise açık; biri Allah’tan başka ilâh (egemenlik sahibi, yasa koyucu) olamaz diyor, diğeri Allah’tan gayrısını ilah (yönlendirici, yasa koyucu) ediniyor. Bu dediğimi Feto ve benzeri guruplarla özdeşleştirmemek gerektiğini belirtmekte fayda var. Zira onlar çok daha önce zaten teröristlerdi

Allah. Tevhit, İslâm ile küfür arasına kırmızıçizgilerini çizmiştir. Ya İslâm, ya da diğer sistemler. Üçüncü bir yol ancak şirk olur. Burada şu soru gayet yerinde olur; biz bu tablonun neresindeyiz?

İman; katıksız kabul, amasız teslimiyet ve kati itaat ister,bu dediklerimiz bizde ne kadar yer bulmuştur sorgulamamız gerekir.

Şimdi Ebu Cehillerin neden iman etmediklerini, neden İslâm’a teslim olmadıkları ve neticesinde neden müşrik olarak anıldıklarını anlayabildik mi?

Konumuz devam edecektir inşallah..

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.