Novada

Onlarca çeşidi ve tanımı olan bu olguyu tanıtarak meramımızı anlatmaya gayret edelim. Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak, siyasal bakımdan örgütlenmiş millet  topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır.

Devletin gölgesi tüm beşerî faaliyetlerin üstüne düşer: Sosyal refah, iç düzen, halk sağlığı için uğraşır, bundan meşruiyet kazanır. Kural koyar, düzenler, yetkilendirir, yasaklar...

Kimi devleti canavara benzetmiştir. Kimi devleti meşru şiddet kullanma aracı, kimi tanrı yerine koymuş, kimileri de devlet her şeydir demiştir.

Kısaca Bayrağı, milleti, yargısı, toprağı, yasası, masası, paşa ve maşası olan göçü dır

Akademik veya bilimsel manalara dalmadan, halk deyim ve anlamıyla devlet veya hükümet, kaim oldukları toplumların dünyevi huzur ve rahatlığını sağlayan, mutluluk ve huzur önünde engel teşkil eden parazitleri gideren otoriter bir göçtür. Bunun için meşru olan ne varsa kullanmaktan tereddüt etmemesi gerekir.

Günümüzde monarşi oligarşi krallık sosyalist, kapitalist, komünist ve sözde de olsa İslam devletleri vardır. Ne ile yönetilmiş olursa olsun bu topluluklar içinde mutlu huzurlu topluluklar olduğu gibi, bıkkın ve mutsuz topluluklarda hayatlarını sürdürmektedirler, ama

Gel görelim ki bu millet, mukaddes devlet denilen TC sayesinde hiçte huzurlu olamadı ve halen dertler içinde debelenmekten kurtulamadı. Başında laiklik, demokrasi, hukuk ve cumhuriyet terimleri olan, ama faşist ve ırkçı olduğu kesin olan bu rejim sayesinde geldiğimiz dereke anlatılabilir gibi değildir.

Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz Müslümanca değerler şöyle dursun, insanlık emarelerin mumla arandığı durumundayız.  Konuyu tarihin hangi safhasında incelemeye başlayalım bilemiyorum.

Gençlik yıllarımda önümüzde yürüyen yaşlı kişilerden izin almadan önüne geçmediğimiz ahlaki değerlerin zirve ettiği zamandan, parasını gasp etmek için 70 lık dedeleri tekme tokat dövdüğümüz çukur zamana intikal ettik.

Evdeki yaşlıların bereket kaynağı olarak inanıldığı zamandan, kendi öz babasını evden kovan zamana duçar olduk, ne kadar İslami ve insanı değer varsa hepsini, madde ile takas ettik.

Peki, toplumun huzurunu sağlamakla mükellef olan ve bunca yıldır hayatın tüm etmenlerinden egemen olan devlet ne iş yapmaktadır. Yaşamı yaşanmaz hale getiren, her yönde geride olmamızın müsebbibi kim? Bunca acıların bir müsebbibi olmalı değilmidir?

Huzur sağlama görevinde olanlar, hayatı neden bu topluma zehir ettiler. Bugün ticaretten aileye eğitimden sağlığa, bireysel, toplumsal ve uluslararası ilişkilerde hep negatifler yaşamaktayız neden, mini mumda devir alınan onlarca etmenler, şimdi neden içinde çıkılamaz boyutlara ulaştı.

Sistemden kaynaklanan arızalar, hiçbir mahir hükümetin mahareti ile düzelmiyor neden, baksanıza bilmem kaçıncı hükümet gelip geçmiş ama halen ülke huzursuz.

En milli, dindar ve mahir diye lanse edilen bu hükümet bile bir şey yapamamaktadır. 14 yıldır iktidarda olan bu hükümet, 12 yaşlarında emanet aldığı masum nesli bakın ne hale getirdi, dindar nesil yetiştirmek lazımdır naraları ile ortalığı yıkanların devraldığı emanet nesil şimdi 26 yaşlarına ulaştı ama o vaad edilen nesil yerine canavar bir toplum ve gençlik ile karşılaşmaktayız neden

Gördük ki cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana, nesil ve hayat gittikçe çukurlaşmaktadır, öyle ise kurtuluş ve mutluluk kaynağı olarak bize vaad edilen tüm yeni değerlerin içi, boş çürük ve kokuşmuş kuruntularmış.

Bir nizam ki düzeni sağlamıyor, bir sistem ki huzur sağlamıyor, bir eğitim ki toplumu iyi yönde biçimlendiremediği gibi adeta çukur bir derekeye sürüklemekte, kısaca bir rejim ve devlet veya hükümet ki topluma ne maddi nede manevi bir huzur ve refah sunmamaktadır…

Kurulduğu gönden beri dini, ırki, sosyal alanda trajedilerin yaşanmasına, toplum katmanlarının hallaç pamuğu gibi savrulmalarına neden olmuştur. Bir türlü oluşturamadığı kafatasçı, faşist, ulusalcı hegemonyasını teşkil ettirmek ve hâkimiyet sağlamak adına her kesimden ( Müslüman, alevi, solcu ermeni, Kürt ve diğer etniklerden) yüzbinlerce kişinin ölümüne trilyon doların boşa harcanmasına rağmen kafasında ki o x denen melanetine oluşamadı.

Döşünün bakalım kurulduğu ilk yıllardan beri toplumu zapturapt altına almak için hangi argümanları kullandıklarına; ermeni uşağı, Rum pici, ümmetçiler hilafetçiler, saltanatçılar, yeşil komünistler, irticacılar, şeriatçılar, Siyasal İslamcıları, Tekke ve Zaviyeciler, yobazlar, gericiler, örümcek kafalılar, tarikatçılar ve daha onlarca ayrıştırıcı kavramlar

Ne menem hadiseler, dersim katliamı, şeyh Sait kıyamı, Said Nursi mezalimi Akif’in sürgünü, istiklal mahkemelerinde idam edilen binlerce âlim, camilerin tahrip edilip ahıra ve mezbahalara çevrilmesi, toplumun ne kadar dini ve ananevi adet ve gelenek ve kutsalı varsa hepsi ile adeta savaşa girişilmesi 

Kurulduğu gönden beri sadece sorun öreten bir olgu, halen neden kutsanır anlayabilmiş değilim. Baksanıza yaşananlara; 27 Mayıs Darbesi, 12 Eylül Darbesi, 12 Mart Muhtırası, 28 Şubat Süreci, 27 Nisan e-muhtırası, Darbe girişimleri, eylem planları ve ayaklanmalar

Dokuz Subay Olayı, 22 Şubat 1962 Ayaklanması, 20 Mayıs 1963 Ayaklanması, 20 Mayıs 1969 Darbe Teşebbüsü, 9 Mart 1971 Darbe Teşebbüsü, Poyraz köy davası, Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven darbe planları, Balyoz darbe planı, İrticayla mücadele eylem planı ve son demlerde iyice ayyuka çıkarılan paralel yapı ile mücadele, hendekler ve öz yönetim ilanları ile yapılan savaş ve bu hengâmelerde mağdur olan milyonlar.

Öyle bir kasırga estirildi ve estirilmektedir ki adeta Sıddıklar zındık, zındıklar Sıddık diye ezberletildi.

Tüm göçünü x doktrini kaim kılmak olan bu sistem, teknolojinin zirve ettiği bu asrımızda halen kendisine has bir arabası, cep telefonu, bilgisayarı bile yoktur. Bakmayan siz milli silah ve uçaklarımız hikâyesine, yabancı teknolojilerin montajlamasını ilerleme olarak anlayanlara diyecek bir şeyimiz yok tabi…

Artık şunu anlamamız ve sorgulamamız gerekiyor. Bu sistem bu topluma uymuyor, bu nizam bu toplumun dertlerine derman olmuyor. Sadece örettiği parazit ve örettiği parazitlerle mücadele.

 

Ve halen böyle bir yönetimi nimet sayan yığınlar.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.