• 27.03.2016
Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

CUMARTESİ ANNELERİNE

İnsan olma vasıflarını yitiren toplumların ruhlarında yer eden hayvani hasletlerden biri ‘’ bana dokunmayan yılanın yaşamasına müsaade edilmesi ve hatta beslenmesidir’’  hayvansal belgesellerini izleyenler bilirler, güçlü hayvan tarafından parçalanan ceylan çırpınırken, diğerleri kendi dünyalarında varlıklarını sürdürmeye çalışırlar, hatta bazısı arta kalanlarla kendilerine ziyafet çekmeyi bile hayal ederler.

 

Kendi etrafında gelişen olaylardan bigâne, gündelik işler içerisinde boğulanlar, boğulma sırası kendilerine geldiğinde, kendilerine yardım edecek birilerini bulmaları mümkün olmayacaktır.

 

Biraz duyarı diyoruz, ilk etapta direkt olarak şahsımızı ilgilendirmese de, can yakıcı olayların yaşandığı coğrafyamızda, en azında kulaklarımızdaki walkmanı, dünyayı tozpembe gösteren oyuncak gözlükleri ve ağızlarındaki iğrenç sakızı bir çıkarın diyoruz, örneğin

27 Mayıs 1995 başlayan 570. oturumu yapılan cumartesi annelerinin ıstıraplarını köşelerine taşımayan yazarların, 90 küsür gündür elektriklerin kesik olduğu, hayati ihtiyaçların tükendiği, ölümle burun burun yaşayan Doğistanlıların (yeni kendi kavramım) çileli hayatlarını görmeyanların, insanlıktan dem vurmaları…

 

Sahi nedir bu cumartesi annelerinin bitmeyen feryatları, dile kolay, tam tamına 21 yıldır devam eden bu çileyi, neden bir kez olsun bir hutbe ve vaazda duymayız. Bu insanlar amazon ormanlarda yaşayan yamyamlar mıdır, yoksa gayri meşru bir talepleri mi ileri sürmektedirler?... Hani kardeşinin derdiyle dertlenmeyen bizden değildi. Hanı ümmet bir duvarın taşları gibi idi. Neden Hutbe vaaz ve dini köşelerinde ahkâm kesen o ….. lılar ….. ler neden bir kez olsun bu acıyı dillendirmezler.

 

Bakın kardeşlerim

 

Bu Müslümanlık değildir, Müslüman mazluma yardım edendir. Dili veya diğer imkânları ile elinden geleni geri koymamak gerekir. Her demde hilfulfudulu dile getiren İslami çevreler, neden Bir kez olsun cumartesi annelerin dramlarına kalemleri veya dilleri ile bireysel de olsa hilfulfudulu ihya etmezler. Hani bu zavallıları Müslüman saymayanlarınız varsa, biliniz ki mazlumun dini sorulmaz, ırkı ve etniği sorgulanmaz

 

Hani Müslüman, haksızlık karşısında susmayan, canı toprağa düşme pahasına hakkı yerde alıp kaldırandı, ne oldu? İslam değişmediğine göre peki değişen ne? Sakın değişen Müslümanlığımız olmasın?

 

Nedendir bilinmez, ne Müslüman yazar ve çizerlerden, nede diğer entelektüel solcu ve sağcı geçinen çokbilmişlerden olsun hiçbir tepki gelmez. Birkaç ağacın kesilmesine veya birkaç hayvanın itlaf edilmesine bas bas bağırıp ortalığı velveleye verenler, neden bu drama eğilmezler.

 

Kınalı kuzularını kaybeden, nerde nasıl bir ölümle öldüklerini bilmeden yaşamak, ağıt yakacağı bir mezar taşına hasret bu insanlara el uzatacak kimse yok mudur? Her birisi ayrı bir dram içeren bu faili meçhul cinayetlerin katili ve müsebbibi kim? bunları ortadan kaldırıp buharlaştıranlar yoksa uzaylılar mıdır ne?

 

Son demlerde Gerçekleşen intihar olaylarında paramparça olan eylemcinin DNA sını hemencecik ortaya koyup, şu örgüt işlemiştir diyen yetkililer, neden yıllardan beridir bu zavallıların taleplerine bir cevap verip acılarını dindirmezler, neden bu cinayetleri işleyenleri cezalandırıp bu insanların yüreklerine su serpmezler?

 

Kimse bana devlet nerden bilsin kimin nerde nasıl vurulduğu veya kaybolduğunu demesin, eğer devlet bu cinayet ve faili meçhulleri bilmiyorsa, bu çok daha vahim bir durumdur. o zaman herkes kendi sırasını beklesin, belki bir gün bizde ensemizden bir kurşunla vurulup kör bir kuyuya atılırız.

 

Bu acı kayıplardan sadece birisini yazacak olursak; baran henüz 17 sın de, masum bir genç, ne siyaset bilmekte nede örgüt, sıradan bir genç öğrenci, ara sıra meşhur dama cıların toplaştığı çay ocağına takılıp sonu gelmez dama izlemeye gitmekte.

 

Yine böyle bir kahve dönüşünde, içinde 6-7 kişi olan bir minibüs tarafında yolu kesilir, yaka paça dolmuşa bindirilerek bir daha geri dönülmeyecek bir meçhule doğru süratle oradan ayrılır.

Görgü tanıkları plakası çamurla kapatılmış dolmuşu baranın ailesine haber ederler lakin emniyet savcılık ve kaymakamlıktan bir cevap alınmaz, taki 20 gön sonra itler tarafında eşelenen çukurda baranın cenazesi bulunana dek.

 

Evet baran metruk bir mahalleye götürülüp anadan uryan soyulduktan sonra psikolojisi bozulsun ve yiyeceği dayakların tesirini iyice hissetsin diye 3 gön boyunca gözleri bağlı rutubetli bir mekanda ac su suz bırakıldıktan sonra, gönlerce sonu gelmez alakasız sorgu sual seansları, hayalarına bağlanan elektrikli, Çinden ithal edilen akıl almaz işkenceler,  makatından eskitilen coplarla atfedilen suçları kabul edilmesi istenir.

 

Her şeyden habersiz garibim, anlayamadığı soruların cevabını nasıl verebilsin ki ve nihayetinde istediklerini kabul ettiremeyen haydutlar, başından sıktıkları kurşunla bu hayattan ayırırlar o çiçeği.

Bunları nerden bildiğimizi sorar gibisiniz, doğru ben orada değildim, peki nasıl oluyor da orada imişim gibi anlatmaktayım.

 

Yine böyle bir sorguya tabi tutulan bir doğulu delikanlıya itirafçı olmadığı takdirde bacısının namusunu, resim ve görüntülerle payumal edileceği tehdidine karşı koyamayan, bir trafik kazasında bacısını yitiren itirafçının fırsatını bularak firar edip aileye haber verdikten sonra sırra kadem basması neticesinde yöreye yayılan haberlerden öğrendik.

 

20 küsür yıldır yüreklerde kor olan bu dramları, bir makale ile bitiriyor olmak, ayıp oluyor lakin amacım insanların dramları özerine edebiyat yapmak değildir, karınca kararınca bu çileli yaşama bir farkındalık oluşturabilmek adına, sadece bir hatırlatmaktır bizimkisi.

 

Bu yazı ile en azında kendi sorumluluğumu yerine getirmek için kaleme aldım. Yoksa ben cumartesi annelerini ne bilir nede tanırım.

 

Ama insan olduklarını, bazı grupların istismarına maruz kalsalarda, mazlum, yürekleri yanık ve mağdur olduklarını inanırım. Bu vesile ile, sesimi duyacak olurlarsa, onlara üzüntülerimi kabul buyurmalarını istirham ederim.

 

 

Rabbim beni bağışlasın,  


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.