Metrolife
  • 02.01.2017
Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

Beynin Sulanması ve Hatime -7

Dünyanın en çirkef, en rezil ve en aşağılık tüzel veya özel kişiliği, hak suretinde görünüp, şeytan ve avenesinin uşaklığını yapanlardır. Dini, dünyalık varlıklarına alet edenlerdir.

Bu asrın en müzmin hastalıklarından biri, balık hafızalı olmamız, dünü çok çabuk unutmamız, olaylar arasında dönen kirli dolapları görmüyor olmamızdır.

Bakın kardeşlerim

Geleceğe odaklanırken, maziyi unutanlar asla başarılı olamazlar, ayni zehirli yılanlar tarafından defalarca sokulurlar. Dün, din adına bas bas bağırıp hakkı haykırdıklarını savunan bazı hocaların, çok geçmeden dediklerinin hilafına beyanatlarda bulunduklarını ve bu şahısların etrafında kümelenmiş yığınların da bunları tasdik ettiklerini müşahede etmekteyiz. Bu dediklerimize birkaç örnek sunacak olursak;

“Beddua etmek caiz değildir” diyen ne kadar rezil varsa, kendilerine dokunan bir zarar karşısında,  salyalar akıtarak, rezilce beddualarda bulunduklarına şahit oldukça onlara karşı olan öfkemin haklılığı da ortaya çıkıyor.

Şartlar ve imkânlar diyerek, her dönemeçte libas değiştirenlerin, bir gün kendilerine de çok kötü kokan necis elbiseler giydireceklerini unutulmasın.

Düşmanın silahı ile silahlanmak gerekir diyen zihniyetin, gerçekten de kâfirlere yakışır silahları kullanmaya başladıklarını gördükçe de üzülmekteyiz. Müslüman Müslümanca mücadele etmeliydi, ama heyhat... Diğer değerlerimiz gibi bu niteliğinizi de yitirdik.

“Vatanın selameti, birlik ve beraberliğinin korunması için, şu partide birlik olmamız gerekir, Cebrail yeryüzüne inip ayrı bir parti kursa, kusura bakmasın ona oy vermeyeceğim” diyip  çok geçmeden aynı parti yetkilisini Nemrut’tan daha zararlı biri olarak ilan eden hoca...

İslam dışı bir yasanın oylanmasına,  “Mümkün olsa babamı kabirden kaldırıp, evet oyu kullandırırdım” diyen cemaat liderleri,  Allah ile harp ilan eden sistem ve devleti kutsayan hocalar, şirkin her çeşidini İslam diye pazarlamaya çalışan şeyhler…

Ucube kişiliklerle kirlenen şu topraklarda yok yok! Şirk içerikli bir partiye oy vermeyi dini bir zaruret, hatta farz olarak ilan eden hadsiz hocalardan tutun, müşrik bir devlete başkaldırmayı bağilik sayan şeyhlere değin ne ararsan var.

Kirletilmiş bu ortamda (tarikat hoca ve cemaatler aracılığıyla), mevcut etmenler ile Müslüman olmaya çalışmak, sidikle abdest alıp, meyhanede namaz kılmakla eş değer bir çılgınlıktır.

Siyasilerin ağızlarında çıkan her naneye dinde zoraki fetvalar uydurup, onu desteklemeye çalışan aşağılık din adamların ( kendileri aşağılık olsa da) yaptıklarına bir mana veremiyorum. Bir insan, hele hele bir din âlim ve yazarı, nasıl bu denli cıvık olabilir, aklım almıyor.

Yaşanan olaylara herkesin kişisel tepkisini koyması doğal hakkıdır, kimseyi kanaatını açıklamaktan ötürü yargılamak etik olmadığı gibi haddimiz ve hakkımız da değildir. Lakin Allah’ın ayetlerini zoraki yorumlamalarla, gönümüz meselelerine alet etmek, yaptıkları çirkinliklere dinde deliller uydurmaya çalışmak, bırakın âlimlik, insanlık bile değildir.

Bozulan ekonomiye faydası olur inancıyla, vatandaşına, dolar almayın, mevcut dolarları bozdurun, demek yürütme organlarının hakkı ve gayet sade, isabetli bir karar iken, belam kılıklı zevatın, dolar bozdurmak ve bulundurmamak ibadet, almak veya olan doları bulundurmak ise caiz değildir, demeleri ise tamamıyla zındıklıktır.

Kardeşlerim,! Şunu artık haykırmanın zamanı gelmiştir! Bırakın!  Bugüne değin hakikat, doğru ve din diye bildiğimiz her şeyi terk edin, dünya ve ahirette kazananlardan olmak istiyorsanız, imanınızı ve ahlakınızı Kur’an ve Sünnet ışığında yeniden inşa edin. Zira belam kılıklı zındıkların bozuk bilgileri ışığında hakikati kavramamız ve bu zilletten kurtulmamız mümkün değildir.

Evet, dostlarım, gerçek bu, sevsek de sevmemek de günümüz Müslümanının gerçeği budur, sevdiklerimizden vazgeçmedikçe onları bulmamız mümkün değildir. Sevdiğimiz dünyalıktan vazgeçip, infak etmedikçe onları ahirette bulmamızın mümkün olmayışı gibi. Hani İbrahim (a.s) oğlundan vazgeçip kurban edince, hem oğlunu hem de Rabbin rızasını buldu. İbrahim Ethem de saltanatını bırakınca, gönüllere sultan olmayı başarabildi. Baksanıza ölmeden önce dirilmek na mümkün, dirilmek için, dirilebilmek için mutlaka ölmek gerekiyor.

Kardeşlerim, İslam tarihine bakın, bazı değerlerden vazgeçip terk etmeyince bulmak mümkün olmuyor.. Maksimilyan vezirliği terk edince, özlemini çektiği yönetime 300 yıl sonrasında da olsa kavuştu.

Bu misalleri çoğaltabiliriz ama gayemiz edebiyat yapmak değil, kıssadan hisse mesaj verebilmektir. Hiçbir başarı merdiveni elleri cepte çıkılmamıştır. Mevcut sistemin zakkum misali acı, ama kremalı modundaki yiyeceklerinden vazgeçmediğimiz sürece, sağlıklı bir vücuda kavuşmamız mümkün olmayacaktır.

Doksan küsür yıldır bir türlü kurulmayan, semtinden dahi geçilemeyen İslamî bir yönetimin kurulamamasının en büyük nedeni, yürürlükteki mevcut sistemi gönlümüzden söküp atamadığımızdandır.. Bu köhne Tağuti rejimden, bizim olmayan bu sistemden vazgeçmediğimiz sürece, Allah bize razı olduğu yönetimi nasip etmeyecektir.

Müslümanım diyen bu toplum bireyleri, ehveni şer diye, bu Tağuti sistemi, sistemin ayakta durma aracı olan partileri oylayıp destekledikleri sürece, bu sistem varlığını sürdürecektir, Çünkü biz oy verdikçe o meşruiyetini pekiştirmiş olacaktır, bu sistemi kendimiz için ölü görmediğimiz sürece, İslamî bir yönetimin doğuşu mümkün olmayacaktır.

Müslümanlığı kimseye kaptırmak istemeyen radikalist zümreler, bu sistemi kutsadıkça, karanlıkları yırtan İslam’a dönmedikleri müddetçe, Allah aydınlık günleri bize göstermeyecektir.

Birçok yanlış görüş, yorum, rivayet ve doğru bildiklerimizi yeniden ele alıp, dinin asıl kaynağı Kur'an ve Sünnet süzgecinden geçirilerek Kur'an'ın ruhuna aykırı olan rivayetler ayıklanmadıkça Müslümanların bilimsel, fikri, siyası ve içtimaî bir sıçrama yapabilmeleri mümkün olamayacaktır.

İnsanımız Kur'an'ın hakikâtlerine ve Sünnet-i seniyyenin hidayetine değil de, falanın veya filanın düşüncelerine tabi oldukça, din diye uyduruklara yönlendirildikçe beklenen aydınlık günler gelmeyecektir.

Artık vazgeçin şarlatanların peşinde koşmaktan, vazgeçilmeden olmuyor, atalar dininden vaz geçmeden, hurafelerden sıyrılmadan, küçük ve suni kazanımlardan feragat etmeden kurtuluş ve hakka kavuşmak nasip olmuyor.

Beynin Sulanması başlıklı yazı dizimizi, Balık Hafızalı Toplum, Din Simsarları, Şarlatanlar, Siyasilerin yalakası Âlimler gibi başlıklarla yayımladık yazı dizimizi bu hatime ile bitiriyoruz. Rabbim kabul buyursun.

Benden hatırlatmak, muvaffakiyet Allah katındadır. Şüphesiz en doğrusunu Allah bilmektedir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.