Novada
  • 20.11.2015
Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

Amentularında tekfir olmayan… (8)

Bu haftaki yazımızda teşri meselesi ve paralelin de gelişen şirk ve tekfir meselesini irdeleyeceğiz. Teşri meselesine başlarken önümüze şöyle bir soru çıkmaktadır. Tağutluk, yasa yapıcılık şirk midir?

Değerli kardeşlerim

Malumunuz her icadın yanında, mucidi tarafında bir kıllanma kılavuzu hazırlanır, satış aşamasında garanti belgesi ile beraber alıcıya takdim edilir.

Hemen ilk sahifesinde, DİKKAT; kılavuzu okumadan cihazınızı çalıştırmayınız yazılır. Sanırım bunu biliyorsunuz.

Ve hatta servis tarafında kurulumu yapılmayan örünler garanti kapsamında çıkar, kullanım hatalarından kaynaklanan arızalar garanti kapsamına alınmaz, özellikle bu uyarılar büyük puntolarla yazılır. Buraya kadar hem fikiriz sanırım.

Ve yine bu icada, kullanma kılavuzu hazırlama yetkisi de mucide ait olması kaçınılmazdır.

Kim bu hakkı mucide vermez de kendisi hazırlar veya zor kullanarak kullanma kılavuzunu hazırlamaya yeltenirse, bu kişi kurum veya kuruluş zorbalık yapmış olur. Sanırım burada da fikir ayrılığına düşmedik.

Peki değerli okurlarım, bu basit dünyalık bir alette hak ve hukuk iken, haddini aşıp kılavuz hazırlamaya yeltenenler kanunen ve toplum vicdanında yargılanması gerekir iken… Bizi yaradan Allah’ın bizim için uyulması gereken kuralları hazırlaması, bizim için yasal ve yasakları koyması, hayat kriterleri, yaşam prensiplerini koyması Allah’ın hakkı değilmidir? Evet dediğinizi duyar gibiyim.

Peki bu hakkı Allaha vermeyen, Allah bizim işimize karışamaz demek, hakimiyet Allah’a değil de millete aittir demek, oluşturulan komisyonlarla uyduruk maddeler sıralayarak insanlara uyulması gereken kurallar ve yasalar olarak dayatmak, çeşitli devletlerden derme çatma maddeler cımbızlayarak bizim için yasalar anayasalar yazmak, bunları ihlal edenlere de akıllarınca cezalar hazırlamak haddini aşmak, ukalalık yapmak değilmidir?

 İnsan Yaradılışı ve yaşamı özerinde bir rolü olmayan birilerin, insanlar için yasa yapmaları, haddini aşmak değilmidir. bu mucidin hukukuna tecavüz değilmidir.? Ki Allah bu yetkiyi hiç kimseye vermemiştir

Bakın yüce Rabbimiz hüküm koymada yasa yapmada bu yetkiyi kimlere vermiş veya vermemiş; “Hüküm vermek, yalnız Allah’a aittir. Kendisinden başkasına değil, sadece O’na itaat etmenizi emretti. Dosdoğru din (anayasa, kanun, hukuk ve sistem belirlemek) budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Yusuf: 40)

«Allah hüküm koymada kendine ortak kabul etmez.» (Kehf: 26) demek ki tek hüküm koyucu ve yasa yapıcı Allah’tır.

Başka bir ayette; «Yoksa onların Allah'ın din de izin vermediği bir şeyi onlara meşru kılacak ortakları mı vardır?» (Şura: 21) yani Allah’ın haram kıldığı, yasakladığı bir şeyi yasallaştırmak, helal saydığı yasaal kıldığı bir şeyide yasaklamak Allaha eş koşmakla eşdeğer tutulmuştur.

Hal böyle iken, kim bu hakkı kendinden görürse Allaha kafa tutmuş olacağından şirke düşmüş olacaktır. Ve bu uyduruk kanunları da kabul edenler şirke düşmüş olurlar. Allah’tan başkalarını kanun koyucu olarak kabul edenleri yüce Allah azarlamaktadır ; Öyleyken, sana dini yalan saydırtan nedir?. Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir? Tin suresi

Ayrıca imanın esaslarından biri, yani mümin ve Müslüman olabilmenin ön şartı bu gayri meşru yasa koyucuları (Tağutlara) ret etmektir. Tağutlar ret edilmeden, milyonlarca kez ben Müslümanım demek kişiyi Müslüman kılmıyor, bakın bu hususta yüce Rabbimiz ne buyuruyorlar.;

“Biz her millete "Allah'a kulluk ediniz, Tağuta tapmaktan (uymaktan) sakınınız" diyen bir peygamber gönderdik. Kimini Allah doğru yola iletti, kimi de sapıklığı hak etti. Yeryüzünde geziniz de peygamberlerini yalanlayanların sonunun ne olduğunu görünüz.

Demek ki iman edebilmenin olmazsa olmaz şartı. Tağutların reddi vardır.

Başka bir ayeti kerimede, insanlar arasında çıkan tenakuzlarda çözüm mercii olarak beşeri hükümlerine yasalarına güre değil de Allah’a yasalarına göre çözümlenmesi gerektiğini haber vermektedir; “Ey Muhammed! Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tağuta muhakeme olunmalarını istiyorlar. Oysa onları tanımamakla emrolunmuşlardı. Şeytan onları derin bir sapıklığa saptırmak ister.” (Nisa: 60)

Bu konuda zikredilen Başka ayetlere baktığımızda; Allah'ın kitabı ve Resulünün sünnetinden başka hiçbir şeye muhakeme olmak caiz değildir. Allah, Allah ve Resulünden başka şeylere muhakeme olanları azarlayarak, onların şeytan tarafından derin bir sapıklığa itildiklerini belirtiyor.

Buraya kadar anladık ki yasa yapmak Allah’ın hakkıdır, kim bu hakkı gasbetmeye yeltenirse Tağut oluvermektedir. Kimde bunlara tabi olur, bunları kanun koyucu olarak kabul eder ve yasaları beğenir sahip çıkarsa oda onlarla beraber cehenneme atılacaktır.

Bunu yapan kim olursa olsun, ne adına yaparsa yapsın, İslam’a muhalif olduğu müddetçe şirktir, yapanlarda müşriktir, hükmü doğru ise ki doğrudur, peki günümüzde yani Türkiye ye yansımaları nedir?  

Sahi kardeşlerim, Türkiye’de yapılanlar neyin nesi, bol keseden atıp Tağut Tağut diye nara atarak ortalığı velveleye vermenin ne ehemmiyeti verdir kendimize olan yansımalarını görmedikten sonra, bu hususu yazarlarımızdan birisi şu şekilde açıklamıştır.

‘’İslâm’da kimse korunmuş değildir, dolayısıyla İslami hükümler her kese şamildir, hangi şahısların neyi ne ettiği önemli değildir, kim teşri hakkını kendinde görür ve Allaha rağmen yasa yaparsa o kişi tağuttur müşriktir, tekfir edilir’’ ( mus çelik tek şuuru sh 38-40)

 Bakın kardeşlerim kültür ve kavramlarımız değiştiğinden ötürü, biz, bazı kelimelerin ne manaya geldiğini bilmiyoruz,  Tağut a kulluk ve tapınma dediğimizde, birileri bunu yanlış algılıyorlar.

Tağut a kulluk illede, ona ilahim diyerek secdelere kapanmak şart değildir ki, saygı duymak onu kutsamak ve vaz geçilmez olarak görmek te,  değerlerini sahiplenmek de TAĞÜT ’a kulluktur.

 Bazı İslami gurupların  ‘’yo hayır bu kadar cüretkâr olmamak lazımdır. Kimin neyi niçin yaptıklarını bilemeyiz, kalbileri bilen Allah tır. Adam ben Müslümanım diyorsa. Namaz kılıyorsa. Hanımı örtülü ise biz onu yargılayamayız onun yaptığına şirk diyemeyiz’’ demeleri saflık olarak değerlendiriyoruz, İslam’ı anlayamadıklarına hükmediyor, art niyet beslemek istemiyoruz.

Halkçı, milli ve yerli anayasa diyerek Müslüman toplumu kandıranlar ve bunlara uyanlar derin bir sapıklık içerisindedirler. Kendilerini allame sanıp bu kirli değirmene su taşıyanlara da rabbim hidayetler nasip eylesin.

Konunun sonunda şunu tekrardan not düşelim ki ıslama mugayir yasa yapan ve yapılan yasaları kabul edenler tekfir edilir, bu hem caiz hem de vaciptir. Velev ki musalli olsunlar

Rabbimiz bizi her türlü Tağuti sistemlerin tasallutlarından muhafaza buyursun. Âmin

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.