Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 11.11.2015
Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

AMENTULARINDA TEKFİR OLMAYAN… 7

Nevruz bayramını kutlamanın hükmü ve Türkiye’de ki milli bayramlar.

Yazımız bir araştırma yazısı olmadığından konuya fazlaca derinlemesine girmeyeceğiz. İsteyen internet ve diğer basılı yayında gereken malumatı alabilirler.

Ayrıca konumuz nevrozu yermek veya övmek olmadığından, konuyu detayı ile ele alacak da değiliz.

Biz sadece nevrozdan hareketle, asıl vurgulamak istediğimiz konu milli bayramlardır. Hani cumhuriyet ile başlayan, allanıp pullanıp gündemlerimize konulan malum kutlama günleri 

Önce nevroz hakkında birkaç cümle ile konumuza başlayacak olursak 

Nevroz; tarihte gelen süreçte bir çok şekillere bürünen,  farklı kavimlerde adetlere, geleneklere mal olan, kimi yerlerde örfe güre kutlanan, kimi yerlerde ateşperestler arasında kutsanan, kimi yerlerde ideolojik libasa bürünen, kimi zaman ve mekânlarda dini birer kutlama günlerine bürünen, mazisi çok eskilere dayanan bir etkinliktir. 

Kimi yüreklerde ve yerlerde bir kavmin zalime başkaldırı ve özgürlüğüne kavuşma ve kutlama bayramı olarak bilinirken, kimi kesimde baharın gelişi olarak kutlanan bir etkinliktir. Kimilerine gürede kutlanması küfür olan gündür.

İslâm âlimlerin eserlerinden anladığımız kadarıyla. Nevroz; tarih içinde serüveni neticesinde Mecusilere mal olan, onlarca sahiplenilen ‘’Mecusi bayramıdır, 

Dolayısıyla kutlanması hoş karşılanmamıştır, “onu kutlayan, kutsamak amacıyla o günün anısına hediyeleşen bayramlaşan ziyaretleşen o güne mahsus alınıp satılan şeylerin alış verişini yapan, birbirilerine yumurta hediye edenler dahi şirke düşerler’’. (Muhammed aliyulkari-fıkhu Ekber şerhi sh 480)

Fetvanın hususi olması hükmün umumi olmasına mani değilse, hangi tarihte ne amaçla kullanılmışsa kutlanmış olsun, günümüzde şirk, küfür ve benzeri niyetleri içermediği halde alelade bir surette kutlanan bu nevroz un kutlanması nahoş görülüyorsa! Yani nevrozu kutlamanın şirk olduğuna inanılıyorsa.

Peki, günümüzde hangi niyet ve maksatla kutlandığı, ayan beyan aşikâr olan milli gün ve bazı törenlerinde yapılanlar neyin nesidir. 

Bunları kutlayan, anıtlara konulan çelenkler, defterlere yazılan methiyeler nedir ve yapanların İslam’da hükmü nedir.

Hepimizin bildiği gibi bu bayramlar yeni bir oluşumun kurtuluş, kuruluş ve sevinç günleridir. Peki, bu günlerin bayramlar olarak kabul edilip kutlanması neye karşı ilan edilen zaferin kutlama günleridir.

Olay tarih ve sürece baktığımızda bu milli bayramlar hilafetin lağvı, laik sistemin ikamesi ve neticesinde elde edilen zafer ve başarının sevinçleri, günlerin sembol ismi olarak kutlandığına güre bu günlere verebileceğimiz hüküm dehada netleşmiyor mu?

Bu günlerde kutlama sırasında verilen de demeçler ve övülen değerler nelerdir, bunu net olarak görebilmekteyiz. Demagoji yapmadan kelimeleri yutmadan korkaklık göstermeden isim bulmaya niyetlendiğimizde ismi bellidir.

Bunlar mevcut sistemin kuruluş ve kollayış günleri olduğuna güre, yani mevcut sistemin sevinç günleri olduğuna güre, mevcut sistemde İslâm olmadığına güre… 

Bu günler laik düzenin kutlama günleri olarak şirk sayılmaz mı, bu günlerin neyi temsil ettiğini bilerek kutlayanlar, sahiplenerek bizim bayramlarımız diyenler, bu günlere hazırlık yapanlar müşrik sayıp. Tekfir etmek gerekmez mi?

Soruları uzatmak mümkündür ama neyi sorduğumuz ve neyi sorguladığımız anlaşılmıştır

İslam’ın hükümleri kavim ve milletlere güre şekil değiştirmediğine güre yukardaki sorularımızın hepsine net olarak şu hükmü verebilirz. Evet, bu bayramların kutlanması tamamıyla şirktir, kutlayan ve kutsayanlarda müşriktir ve dolayısıyla da konumuna bakılmadan kutlayanları tekfir etmek mümkündür.

Ne yani şu günümüzde şirkle uzaktan yakından alakası olmayan nevroz bayramını şirk, kutlayanları da müşrik olarak ilan eden âlim bozuntuları, neden milli olan ve İslam’ın yok oluşunun sevinç günleri bu bayramları şirk ve küfür saymıyorlar. Neden nevroz’ a şirk diyen bu âlim bozuntuları, küfür şirk olan, bir sistemin milli bayramlarına şirk diyemiyor hutbe ve vaazlarında methiye konusu yapmaktadırlar.

Şu anda kabul gören kanı, bu bayramlar halifeliğe baş kaldırı, hâkimiyetin millete ait olma olgusu, yönetilme prensipleri ilahi vahye dayalı olmayan, İslâm’ı, yönetimi de hayattan soyutlayan devletin milli bayramları olarak kutlandığıdır.

Evet, Müşriklerin bayramı ile sevinmek, onlar dost ve veli edinmek, onların dini ve ideolojik çağrışımlarını kullanmak ve kutsamak, her ne amaçla olursa olsun onların kutsallarını kutsal edinmek mümini bulunduğu daireden dışarı atar. Vesselam

Rabbim bizi korusun, tekfiri rafa kaldıranlar için yaşasın cehennem.

Doğrusunu Allah bilir biz sadece objektif olarak düşüncemizi arz ettik, isteyen inanır istemeyende istediği gibi inanmaya devam eder. Nihayetinde herkes hesabını Allaha verecektir. 

Rabbim bizi her türlü sapıklıktan muhafaza buyursun âmin velhamdulillahirabbilalemn

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Sizce en başarılı belediye başkanı kim?