• 14.10.2015
Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

Amentularında tekfir olmayan… (5)

 Tekfir hususunda ihtilafların çıkış noktasında etkili olan meselelerden birisi ehli kıblenin tekfir edilip edilememe meselesidir.

Tekfir hususunda, bazılarının düştüğü ehl-i kıble yanılgısını, şöyle açıklamak mümkündür. Evvela şu soruya cevap bulmak gerekir. EHLİ KIBLE KİMDİR?, EHLİ KIBLE TEKFİR EDİLİR Mİ?

Muvahhit inancı üzere olan hiç kimse tekfir edilemez, Ehli sünnet olmayan Vehabi, Şiî, ve dahi diğer mezhep mensuplarının hiçbirini tekfir etmek caiz değildir. Zaruret-ı diniyeden olan herhangi bir hükmü inkâr etmiyorlarsa bizimle ayni düşünceyi paylaşmayan hiçbir Müslümanı tekfir edemeyiz, çünkü onlar Ehli kıble sayılırlar.  Yalnız burada bir noktayı kalın harflerle belirtmemiz gerekir ki, oda kimlerin Ehli kıble olduğudur, yani Ehli kıble kimlere denilir.

Ehli kıble kavramı inanç ve akaid ile ilgili bir kavramdır. Mana dolu, inanç içerikli bir kavram. İmanın ve düşüncenin Allah’a has kılınması ile ilgilidir,  kıblesi Kâbe olan dinin ihtiva ettiği esasları özümsemesi, dili ile ikrar ve kalbi ile tasdik edilmesidir. Bazıların sandığı gibi salt namaz kılmakla, namaz için kıbleye yönelmekle, kabeyi tavaf etmekle Ehli kıble olunmaz

Ehli kıble ehli tevhittir, ehli imandır, ehli İslâm’dır. Dolayısıyla bizim mezhep ve cematımızdan olmasa da Ehli kıble tekfir edilemezler.

Zarurat-ı diniyyeden bir hükmün inkârı, tahfifi ve reddi varsa, eğer yasa olarak beşerî öngörüler kabul görüyor, Tağut ve sistemlerini reddetmiyorsa değil Ehlisünnetten olmak veya olmamak, bu kişi Ehlisünnetin müftüsü de olsa, cami hocası da olsa, namazda kılsa, bin kere ben Müslümanım da dese dahi, her sene Hacc’a gidip Kâbe’yi tavaf da etse bu kişinin Ehli kıble olması bile mümkün değildir. Ve bu kişi inkâr üzere olduğu sürece tekfir edilebilir.

Bazılarının sandığı gibi, bir kişi hakkında tekfir de bulunmak, yani onun kâfir olduğuna inanmak ve ilan etmek için onu kadıya falan götürmeye de gerek yoktur. Kadıya hükmün tatbik edilme aşamasında ihtiyaç duyulur. Çünkü bireysel olarak kişilerin ölüm fermanını vermek veya herhangi bir had uygulamak kişilerin tasarrufunda değildir. Yoksa kişi İslâm’da nas ile belirlenmiş bir meselede, İslâm’a ait olan bir emirde inkâra kalkışırsa, onu tekfir etmek vaciptir.

Sanıldığı gibi kıbleye yönelen, namaz kılan herkes ehl-i kıble değildir, demokrasi ve beşeri ideoloji hayranlarını tekfir etmemek, İslâm dininin ruhunu ve gönderiliş gayesini anlayamamaktır.

Türkiyeli olmayı Müslüman olmak olarak algılayanlar derin bir sapıklık içerisindedirler, bu türden fikirleri empoze edenlerin amacı, bu sapık ve yanlış düşünceler ile İslâm dinini pasifize etmektir.

Ehli namaz ehli kıbledir, ehli namaz tekfir edilemez safsatasının dini bir geçerliliği yoktur. Peki, namaz kılıp küfrü destekleyen sürü ile insan var. Şimdi biz bunlara Ehli kıble diyebilir miyiz?

Ehl-i kıble; kıbleye dönen, kıblenin gerekliliklerini yerine getiren, kıblenin sahibine saygı gösteren kimseler demektir. Ehli kıbleyi sırf iki kelimeden ibaret basit bir terkip olarak telakkî edemeyiz.           

Ehli kıble bir kelime değil, kavramdır, içi dolu, beraberinde birçok manaları barındıran, hedef belirleyen, geniş görüşlülük ve özel belirleyen ilahi bir kavramdır. İmanla bağlantılı, inancı belirleyen bir kavramdır. Bir kişinin ehli kıble olabilmesinin bazı kıstasları vardır, bu kıstasları barındırmayan, önemsemeyen, özümseyemeyen bireylerin Ehli kıble olabilmeleri mümkün değildir, velev ki kıbleye karşı namaza dursalar dahi.  

İnşallah konumuz devam edecektir.

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.