Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 04.10.2015
Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

Amentularında tekfir olmayan… (4)

Geçen yazılarımıza ilaveten şu hakikatleri beyan etmek isteriz. İnanç esaslarını Kur’an’dan ziyade, resmi ideoloji, cemaat ve tarikatların ön gördüğü koşullar çerçevesinde belirleyen zavallıların, ilahi hakikatleri kavramaları imkânsızdır. Günümüz Müslümanlarının içinde bulundukları ayılmaz derin gaflet uykularına baksanıza

 

İslâm’ı anladığını düşünen bir takım yazarlar “Kişi ‘Ben komünistim, komünizm halkça paylaşımdır, halka daha uygundur.’ dese dahi söylediklerinin teviline bakmak lazımdır, hemen küfrüne karar verilemez” demektedirler. “Kişinin bu ifadelerini cehaletine yormak lazımdır” demektedirler bakın kardeşlerim. Bu gereksiz iyimserliği anlamak, buna bir mana verebilmek ve bunu İslâmî bir söylem olarak kabul etmek imkânsızdır.

Bunu iddia eden kişi ya ne dediğini bilmeyecek kadar aklî melekeleri yerinde olmayan meczup, ya da meseleye ne kadar uzak bir yorum yaptığının farkına varamayacak kadar konunun yabancısı bir cahildir. Bunu iddia eden adamın İslâm’dan haberi bile olmamıştır.

Bir de ‘tekfiri rafa kaldırma hastalığı’ gibi ‘her şeyi kadıya götürmek lazımdır deme hastalığı’ vardır. “Kadıya danışmadan hüküm verilemez”, “Kimin hangi kategoride olduğunu bilmek için kadıya götürmek gerekir” ifadelerini kullanmaktadırlar.

Bir kişinin konumunu belirleyebilmek için illede kolundan tutup kadıya götürmek mi gerekir, hangi bir kişi veya meseleyi, hangi yetki ile kadıya götürebiliriz ki, kadıya ihtilaflar, davalar götürülür, tenakuzlar götürülür.

 

Hem ben, kimi hangi sıfat ve gücümle hangi kadıya götürebilirim ki, yahu siz kafayı mı yediniz kardeşim, nerde yaşadığımızı bilmiyor musunuz? Ne kadısı? Ne halısı? Bizim yaşadığımız zamandan haberiniz yok, tekfir meselesini tartışıyorsunuz.

Bazıların dediği gibi söylem ve fiillere bakılmaz, küfrü kabul etmediğini ben kâfirim demediği sürece, namaz kılan herkes Müslümandır tekfir edilemez söylemi yanlıştır,

Elbette ki namaz Müslümanın yerine getirdiği bir ibadettir, âmâ namazla beraber bilerek kâfirlik yapıyorsa, namaz kıldığından ötürü tekfir edilemez demek cinayettir.

 Genel bazda şunları yapan kâfirdir denilebir ama bir kişi onları yaparsa dahi biz onu tekfir edemeyiz demek İslâm inancına hakarettir. Niye kardeşim bu din reel değilmidir. Bu din sadece kitaplarda hapis mi kalmalı.

 

Bu şekilde düşünenler, hülyalar denizinde acemice yüzmektedirler, umarım boğulmadan kıyıya çıkarlar, bizden hatırlatılması

Efendim, bu toplum Müslüman bir toplumdur, dolayısıyla küfründe kani olmadığımız hiç kimseye kâfir gözü ile dahi bakamayız, yani tanımadığımız kişilerde bizim için Müslüman’dır diyenler yanılgı içerisindedirler

 

Özellikle darül harpte her gördüğümüzü Müslüman olarak kabul etmek zorunda değiliz, bu toplumda Müslüman’ım diyenlere rağmen kâfirlerde vardır. Müslüman olarak bilmediğimiz kişiler bizim için meşkûk tur masumane bakılamaz( dar harp fıkhı sh 40 41)

Görüldüğü özere bu meselede aklımız ile yorumlayabileceğimiz bir mesele değildir.

Rabbim bizi doğru yoldan mahrum etmesin,  Rabbim bizi muvahhit Müslümanlardan eylesin âmin

 

Yoksa siz camilerin açık olmasından ötürü burayı İslâm diyarı mı zannediyorsunuz? Açık dediğiniz camilerde Allah’ın hangi emirlerinden bahsedebiliyorsunuz? Namaz kılmaktan başka ne yapabiliyorsunuz Allah aşkına?! Birçok mesele gibi bu meseleyi kısır bilgi ve indî görüşleriniz ile aktarmaya çalışıyorsunuz, bu bile vebaldir, haberiniz olsun.

Bakın kardeşlerim

Ümmetin başına bela olan belam kılıklı ulema yazar ve çizerler, İslam inancını pasefize etmek için durmadan İslam’ı hakikatleri tahrif etmişlerdir. Durmadan gerçekleri Müslümanlardan kaçırmışlardır.

İslam literatürde bu türden zındıkaya belam denilir.  İslâm ve hükümleri cihan ve zaman şümuldür, eskiden olduğu gbi günümüzde de belamlar vardır,  hakkın hilafına fetva veren ve şirk düzenini öven, Cuma günlerinde şirk ve tağutlara methiyeler düzen kişiler imam da olsa belamdır ve tekfiri caizdir  (em eh sh)  Şu iyi bilinmelidir ki düşmanın en tehlikesi din adına faaliyet gösteren belam kılıklı din düşmanlarıdır.

 

Efendim, ben camide namaz kıldıran bir imama bunu diyemem, belki benden sonra iman etmiş, yâda hatasını anlamışsa ben buna nasıl kâfirdir derim diyenlere deriz ki,

Behey ahmak, zaten belam dediğimiz kişiler ya şeyh ya müftü ya hoca ya hacı yada İslâmi çağrıştıran bir isimle vasıflarmış kişilerdir, içkici, ayyaş ve tefeciden belam olunmaz, kim Ayaş bir adamın dini bir söylemine itibar eder ki

Bir Müslüman’ın yanında her zaman için  tekfir kılıcı olmalı,, insanlara Müslüman  yada kafir olabilirliği ile bakılmalı ,tekfiri rafa kaldırmak Müslüman’ca bir görüş olmasa gerek (Mustafa çelik La sh 56) 

Özellikle darül harpte her gördüğümüzü Müslüman olarak kabul etmek zorunda değiliz, bu toplumda Müslüman’ım diyenlere rağmen kâfirlerde vardır. Müslüman olarak bilmediğimiz kişiler bizim için meşkûk tur masumane bakılamaz ( darül harp fıkhı sh 40 41)

Konumuz devam edecektir

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

Şanlıurfa’da en Başarılı Belediye Başkanı kimdir?