Metrolife
  • 24.12.2015
Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

Amentularında Tekfir Olmayan… (10)

 

Konuyu toparlayacak olursak, şunun iyice bilinmesi gerekir ki; Müslümanı tekfir etmek küfür olduğu gibi, yalakalık ederek kâfiri tekfir etmemekte küfürdür. Zira imanın sahih olması için, küfür ve şirkin reddi ve kâfirin tekfiri elzemdir.

 

Tekfir risalesini yazan, yazar Sayın Mustafa çelik hocanın eserinde şöyle bir cümle geçmektedir ‘’kim kâfiri tekfir etmezse oda kâfir olur. ‘’ ( Mustafa çalık tekfir şuuru risalesi Sh 26)

 

 Müslümanların arasındaki problem, Allaha inanmayanların, kâfirlerin tekfiri ile alakalı değildir, çıkan sıkıntı, kâfir kim- Müslüman kim kaidelerinde anlaşamamaktır, Müslüman olduğunu iddia eden birinin, taşıdığı İslam dışı ideolojiden ötürü tekfir edilip edilememesi ile ilgilidir.

 

Bakın kardeşlerim

Esnaf olabilmek için bile, bazı kriterlere gerekirken, Müslüman olmanın kuralı olmalı değil mi?   EVET Müslüman olmak kolay olmadığı gibi, orada tutunabilmek dahi o kadar kolay değildir. Günümüz koşullarında. Müslümanım diyen kişi ne cenneti, nede kurtuluşu garanti edebilmiş değildir,  Müslümanım diyen kişinin Müslümanlığı, Müslümanı olduğu dinin kaidelerini koruduğu sürece devam etmesi ile mümkündür.

 

 İslam’ı izimler ile karıştıranların, laiklik sistemini kutsayanların, demokrasi kazanımlarımızdır diyenlerin,  hâkimiyet milletindir diyenlerin, itikadı konularda hakkı batıla karıştıranların İslâm ile ne alakaları olabilir ki.

 

 Batıl ideoloji ve sistemler uğrunda mücadele verenlerin,  Tağut a itaat edenlerin… Kimlikleri konumları mazileri ve içlerindeki niyetleri ne olursa olsun, bu onları temize çıkaramayacaktır, görüntüleri itibarıyla küfürde boğulanları,  cumaya gittikleri için Müslüman saymak, biz zahir ile amel etmek zorundayız, belki de kalpleri temizdir demek İslam ı bilmemektir.

 

 Biz niyet okuyucu olmadığımızdan, kimin, içinde hangi niyeti taşıdığını bilemeyiz. İslam’da esas olan zahire güre hükmetmektir, kişilerin içinde taşıdığı gizli niyetleri Müslümanları bağlamaz, bu tip insanlar tekfir edilebilir.

 

Allah kuran i kerimde defalarca  “ey kâfirler” diye buyurmaktadır, bu ayetler açık açık kâfirlere kâfir derken, haddini bilmez kişilerin biz ağzımıza kâfir lafzını alamayız, tehlike vardır demeleri densizliktir, bunlar kimler adına konuştuklarını sanıyorlar, bunun altında hümanizm hastalığı yatmaktadır. Biz diyoruz ki iyi niyetle hümanizm bataklığına düşmeyelim.

 

Bu konu su götürür, cüretkâr olmamak lazımdır, tehlike vardır niyetlerini bilmek lazım, kadıya götürmek lazım, şu veya bu guruba kâfir diyebiliriz. ammaaa şunlara şunlara diyemeyiz, onun dedesi hacce gitmiş, fi tarihte şu cemaatlerde bulunmuş, şu derneklerde hizmetleri varmış,  talebe iken falan kişi ile camiye gitmişlermiş  miş miş … Dolayısıyla bir adam ben kâfirim demedikçe hiç kimseye kâfir güzü ile bakamayız ve hiç kimseyi tekfir edemeyiz demek büyük ukalalık olur.

 

Dinsiz bir devletin dinli sahiplerinin olabileceğini düşünmek, kabul etmek kişileri ve kendini buna inandırmaya zorlamak, aklıselimle bağdaşılacak hiçbir tarafı yoktur ve de olamaz, bu aynı zamanda vahyi ilahiye yede aykırıdır.

 

Bu çirkin ile güzeli, maruf ile münkiri, hak ile batılı,  iman ile şirki bağdaştırmak olur ki,  buda işlenebilecek cinayetlerin en korkuncudur, bunun adı, din adına zorbalık denir, bunun adı kendi heva ve heveslerini din haline getirip ilah edinmektir, bu yeni bir din ihdas etmenin diğer adıdır. Bu tabi olduğu camatın öngörülerini din haline getirmektir. Bu cehenneme konforlu yerden bilet almaktır.

 

Tarih boyunca bu ve buna benzer çirkin girişimlerde bulunanların sonu çok elim olmuştur. Kimi kalkar dinler arası diyalog diye bazı çalışmaların içinde figüranlık yapar, kimi kalkar ılımlı Müslümanlık prensiplerini yazar, kimi kalkar muvahhit mücahitleri terörist ilan eder, kimi kalkar din düşmanlarını Müslüman ilan eder, kimisi de ( kul ya eyyuhel kafirun )diyen Allah’ın ayetlerine rağmen hümanizmcilik yapar.

 

Bütün bu çelişkilerin yaşanması inandığımız dinin prensiplerini iyi anlamadığımızın göstergesidir, tevhidin başındaki ( LA)’nın, ne olduğunun ciddi manada anlamadığımızın izahıdır.

 

Biz sizin adınıza üzülüyoruz (özellikle ) trilyon kez yanılıyorsunuz diyenlere, “Allah kıyamet gününde bizimle sizin arasında hakem olacaktır. O ne güzel vekildir diyor” ve meseleyi Allaha havale ediyoruz.

 

Kimse bizim gibi düşünmek zorunda değildir elbette, herkes hesabını Allaha verecektir, bizimkisi sadece tebliğ etmektir, kalplere tesiri verecek olan elbette ki yüce Allah tır.

Birde, biz size katılmıyoruz, hocamızın dediği de öyle değildir, hocamız da sizin gibi düşünmüyordur, diyenlere deriz ki; kardeşlerim bu din herhangi bir hocaya tapulanmış hakikat değildir ki söylemleri sizi kurtarsın. Hocanızın böyle düşünemiyor olması ya hata ise?  Şayet hocanız veya şeyhiniz hata içinde ise, Siz vebaldan kurtulabilecekmisiniz?

 

Yüce Allah, bu kitabı akıl sahiplerine indirmiştir. Birçok yerde hiç akletmeyecekmisiniz diyerek, bizi hakikati araştırmaya davet etmektedir.

 

Aklımızı birilerin tekeline vermeyelim, bakın yüce Allah kurani kerimde ne buyurmaktadırlar’’ Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun" denildiğinde, derler ki; "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)? (Lokman Suresi, 21)

 

 Evet, şayet hocalarınız delalet özerinde ise, peki o zaman ne olacak, Allah a ne diyeceksiniz.

 

10 yazımız boyunca, söylediklerimizin özeti olarak, gelecek yazı ile bu konuya son vereceğiz inşallah. Rabbim bizden kabul buyursun.

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.