Metrolife baner
  • 09.04.2018
Ahmet ÖZTÜRK

Ahmet ÖZTÜRK

15 TEMMUZ VE SONRASINDA OLUŞAN YALAKA ÂLİMLER

 

Daha önceden kaleme alınmış bu yazıyı, gecikmelide olsa neşretmeyi düşündük, umulur ki ibret alınır.

Beşer endeksli,İslam dışı ideolojik bütün darbeler can yakıcı, elem getirici, insanlık dışı haksızlıklar barındıran eylemlerdir. Bu vesile ile zaman içinde yapılmış bütün darbe ve girişimleri ile beraber 15 Temmuz darbe girişimini ve sonrasında karabasan gibi gerçekleşen kiyimi lanetliyoruz.

Konumuz 15 Temmuz darbe girişimi ile hiç mi hiç alakalı değildir. Konumuz başka,değinmek istediğimiz, Darbe öncesi de var olan, ama bu süreçte kendilerini iyice afişte eden hoca, cemaat, STK şeyh ve âlimlere yanlış yaptıklarını söylemektir. Bu zevatlaradiyecek birkaç sözümüz vardır.

Bir çirkefi lanetlerken, başka bir çirkefe düşmek bu olsa gerek, yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak gibi. Gerek feto cu olarak lanse edilmekten kurtulmak veya yeni oluşumda sağlam yer edinmek için veya başka saiklerle darbe girişimini lanetlemeye yeltenen, sarıklı cübbeli âlimlerin, Müslüman STK ların,dinlerini demokrasi ile takas etmeye can atmaları, demokrasiyi korumak ve kollama meydanlarında sergiledikleri tavırlar içimizi burkutmuştur.

 Doğrularını kurandan edinmesi gereken bu zevatlar, estirilen kasırgaya kendileri kaptırmış, olamaz denilecek şenaatlara imzalar atmışlardır.

Hâkimiyet milletindir dev panoların gölgesinde, demokrasi havariliğine soyunmak, bugün cihat günüdür, bir an nöbete durmak bin yıl ibadetten afdaldır demek, namus elde gitmesin, ezanlar susmasın naraları ile kendilerini ve toplumu kandırmaya yeltenmek, sarıklı cübbeli zatlara yakışmamıştır.

Anladık, huzur içinde yaşamak için, hudut boylarının korunması, vatan topraklarının istiladan uzak olması gerekir, amma velakinözlemini çektiğimiz nurani gönlerin gelişi, ancak yeryüzünün hâkimi yüce yaratanın emirlerinin hâkim olması ile mümkündü, İyide kardeşim, Allah’ın koyduğu hudutları darbecilerden önce kutsadığınız, koruyup kollamağa çalıştığınız rejim çiğnemiş ve çiğnemeye devam etmiyor mu.Allahın şeriatı çiğnenirken, huzurdan bahsetmek mümkün mü dür, üstelik bu hudutları yok sayan savunduğunuz sistemdir.

İnanıyorum ki eğer darbe girişimi gerçekleşseydi, bu yalakalar bu defa, fesat çıkarmayın, idarecilere     (darbecilere) itaat edin diye darbecilere yalakalık edeceklerdi.

Yalaka diyorum ve bu dediğim sözümde haksızda değilim örneğin;

Devletler zaman zaman kanun ve yasalar yaparlar, bu her devletin dayandığı güçten aldığı bir hakkıdır. Bu ister İslam devleti, ister laik veya krallık olsun değişmez kuraldır.

 Konumuzun temel başlıklarından biri, son demde gelişen olaylar özerinde, dillendirilen idamın kanunlaşması isteğidir. Bunu değerlendirmeye başlayayım

Kanun kimden olursa olsun, insan fıtratına uygun olmalı ve kanunlar arasında bir paralellik olmalıdır, bir yasada birbirlerini tekzip eden kanunlar varsa, orada adalet çıkmaz, çıksa çıksa kaos çıkar.

Birçok ülkede idam cezası vardır, bir zamanlar bizde de olan idam cezası kanunla kaldırılmıştır. Caydırıcılık olsun diye tekrardan getirilmesi düşünülmektedir, buralar beni fazlaca ilgilendirmemektedir. Beni ilgilendiren kısmı,İslamâlimleri diye lanse edilen adamların siyasilerin isteklerine fetvalar uydurarak çanak tutmalarıdır.

Neymiş efendim İslam da idam cezası varmış ve bu insan fıtratına uygunmuş, kısasa kısas ayet ile sabitmiş. Amenna kısas ayet ile sabit olan bir cezai kuraldır. Lakin idam cezasının uygulanacağı suç ve kabahatlerin belirlenmesi de ayet iledir.

Konuyu İslam’a endeksleyecek olursak, bu koşullarda idam cezası getirildiğinde, evvela bu kanunu yasallaştıranların ve destekleyen ulemayı idam edilmesi gerekmez mi? Hani bu adamlar Müslüman olduklarını iddia ediyorlar ya, hem İslam hem de laiklik bir arada olamayacağına göre, Müslümanım diyen adamların bertaraf edilmesi kaçınılmazdır.

Kuranı referans almamış ülkelerin idam cezalarını ayetle sabit suçlara has kılacağını kim garanti edebilir. Dolayısıyla bu idam cezasının geri getirilip kanunlaşıp kanunlaşmamasını İslam’ı perspektifte değerlendirmek doğru değildir.Zira zaman farklı, zemin farklıdır. Hâkim farklı, mahkûm farklı, mahkeme farklıdır. Saydıklarımızın hiç birisi İslam’a göre değil iken, siyasilerin idam isteklerini, İslam dada idam vardır şarlatanlığını yapan sözüm ona İslamâlimleri hadlerini aşmakta, Belamlık sıfatları ile dibi olmayan derekelere yuvarlanmaktadırlar.

Madem İslam’da da idam vardır deyip siyasilere destek oluyorsunuz, sıkı ise, adam gibi adamlarsanız hodri meydan, ayni siyasilere hitaben deyin bakalım; siz islamın emirlerini yürürlükte kaldırmış bağı ve haydut olmuşsunuz, İslam’a göre sizin bir meşruiyetiniz yok deyin bakalım

Lakin Tağuti sistemlerin kuyruğunda sinek olmayı cana minnet bilen bu adamların, bunu ifade edecek ne dilleri nede cesaretleri vardır.

Laik ve demokrat olan yün etim ve yöneticilerin böyle bir iddiası yok iken, Türkiye yi İslam ülkesi ve yöneticisini ulul emir olarak halka yutturmaya çalışmanın, literatürde adı olmayan bir çukurdur.

Türkiye de devletin ismi, Türkiye cumhuriyeti, idare ve iradesi laiklik ve demokrasi, liderlerin unvanları da, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanıdır. Bunun hilafına bir irade beyanı suçtur. Ama buna rağmen sınır ve hudut tanımayan yalaka âlimler, Türkiye’ye İslam cumhuriyeti, buraya Darul İslam, idarecilerine ulul emir unvanlarını yakıştırabilmektedirler

Kraldan fazla kral kesilmek, insanları kralın kulluğuna çağırmak bu olsa gerek…

Yaşanan olaylara herkesin kişisel tepkisini koyması doğal hakkıdır, kimseyi Kanaat’ını açıklamaktan ötürü yargılamak etik değildir lakin Allah’ın ayetlerini zoraki yorumlamalarla, gönümüz meselelerine alet etmek, yaptıkları çirkinliklere dinde deliller uydurmaya çalışmak, bırakın âlimlik, insanlık bile değildir.

Bu baptan, siyasilerin bozulan ekonomiye faydası olur inancıyla, vatandaşına dolar almayın, mevcut dolarları bozdurun demeleri gayet sade ve isabetli karar iken, belam kılıklı zevatın dolar bozdurmak ve bulundurmamak ibadet, almak veya olan doları bulundurmak ise caiz değildir demeleri ise tamamıyla zındıklıktır.

Caiz veya değillik, İslami bir kavramdır, bunun yetkiside sadece cenabı Allaha aittir. Siyasilerin istekleri ile hiçbir şey caiz veya haram olmaz.

Sistem kendisini İslam devleti, liderlerini imama ulul-emir veya halife, yasaların kaynağını da ilahi emirler olarak kabul etmezken, bunu iddia eden veya talep eden veya dayatanları ret edip cezalandırırken. Bizim şapşal âlimlere ne oluyor ki, burayı diyarı İslam, yöneticiyi ulul-emir, demokrasi ve cumhuriyeti de İslam olarak ilan etmektebu sapık inanışlarını topluma dayatmaya çalışıyorlar….

Adı geçen zümrelerin düştüğü çukura benzer bir çukura, darbe girişiminde bulunduğu iddia edilen feto hayranları da düşmüşlerdir. En lanetli eylemleri işlediği halde, kendi sapık liderlerini peygamber makamında savunanlar, başarısız darbe girişimi sonrasında korku belasına 180 derecede çark ederek, hocalarını, müşriklerin helvadan putlarını yemeleri gibi liderlerini yermişlerdir. En koyu fetocuların, darbe girişiminin bir gün sonrasında, demokrasi meydanlarında bayraklar sallayarak hükümet lehine tezahürat yapmaları ise en hafif tabiri ile… İdi.

İnsanda biraz etik olurdu be, esmekte olan kasırgaya karşı durmanız mümkün olmayabilirdi, lakin kendi dinlerini en ufak sıkıntıya karşın terk etmek dava adamlığına yakışmazdı.

Tüm ikaz ve uyarılarımıza rağmen, aleni günahlı işlerine rağmen, cemaat ve liderlerini din adına sorgusuz imamlarını destekleyenlerin, 15 Temmuz sonrası vebalı görmüş gibi başka saflara geçmeleri insanlıkla bağdaşmamıştır.

Bu türden adamların yarın yeni bir iddialarına kim itimat edecektir, gerçi kimlikleri bozuk olanlar, her zaman cibilliyetlerinin gereği yalaka ve cıvık olurlar.

Son olarak kardeşlerime nasılayımdır, leh ve aleyhinde olduğunuz meseleleri, hoca, şeyh ve liderlerinin işaretiyle değil, İslami kurallar çerçevede değerlendirmeleridir.

Beş günlük dünya leşine, ahiretlerini heba etmemeleridir. Kişi kurum ve devletlerin azabını Allahın azabı gibi görmemeleridir… Vesselam…

Rabbim bizleri hak din İslam özerine kaim olanlardan eylesin âmin.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.