Metrolife baner
  • 01.11.2018
Ahmet  Örenler

Ahmet Örenler

Şeklen Müslümanlık

    Esas itibariyle günümüz İslam Toplumlarının en büyük sorunların biri sosyal medyanın hayatımıza korkunç bir hızla girip bizi etkisi altına alıp kasıp kavurmasıyla birlikte yapılan ve yapılacak her şeyi bizatihi isteyerek değil sadece şekil itibariyle yapmak zorunluluğunu kendilerinde hissetmelerinden kaynaklanıyor. Şöyle ki namaz kılınacaksa bunu özellikle insanların görebilecekleri bir şekilde ve bir yerde yapma hissi daha ön plana çıkmakta, abdest alınacaksa bile paçalar sıvanıp herkesin görebileceği şekilde yapmak çok mühim bir mesele olmaktadır. Spor yapılacaksa bile bunu herkesin gözünün içine sokma isteği ve hissi spor yapmaktan çok daha ağır basar. Adına akım denilen saçmalıkları yapanlar kendilerini nasıl ve hangi şekle soktuklarını ya bilmiyor ya da bu durumdan ziyadesiyle zevk alır haldeler.
    Farkına varmamız gereken esas meseleyi görmeyip bize sunulanı yaptığımız günümüz coğrafyasında yaklaşık 1,5 milyar civarında bir nüfus, 63 ülkeden teşekkül bulunan ve resmi dini görünüş itibariyle İslam olan bu coğrafyada kanın, öfkenin, gözyaşının, nefretin, terörün fazlasıyla yaşandığı gerçeğini görmemizi engelleyen nedir? 
    Uluslararası toplumda “İslam” denince ilk akla gelmesi gereken barış, eşitlik, adaletvs. kavramlarından önce neden kan, terör, gözyaşı, kafa kesme, zulüm gelir. Bunda sadece batılıların içimize soktukları Müslüman görünümlü ajanların mı suçu vardır. Ne zaman hatayı dışarda aramayıp kendimizde aramaya başlayacağız, bunu yapmadığımız her gün kaybettiğimiz bir gün anlamına geldiğini ne zaman idrak edeceğiz.
    Liyakatin yerini torpilin, yeterliliğin yerini adam kayırmanın aldığı günümüz “İslam Toplumlarındaki” yozlaşmanın bu denli büyük olması tesadüf olmasa gerek. Herkes durumdan şikayetçi ancak gücü eline geçiren herkes kendinden daha gaddarca ve zalimce davranmakta, hırsının ve öfkesinin kurbanı olup daha zorbaca davranmaktadır. 
    İnsanlıktan nasibini almamış bir şekilde misafir olduğun bir ülkenin kendine ait olan konsolosluğunda canice ve gaddarca hislerce birini öldüreceksin aynı zamanda kendine Mekke ve Medine'nin hizmetkarı diyeceksin budur işte İslam'a en büyük zararı veren, tüm dünya korkunç bir şekilde Müslüman bir ülkede başka bir Müslüman ülkenin canice işlediği cinayeti korkunç bir şekilde izliyor. Bunu izleyen birine İslam'ın barış ve kardeşlik dini olduğunu, haksız yere adam öldürmenin tüm insanlığı öldürmek gibi olduğunu nasıl anlatacağız.
    Meselenin özünü atlamamamız lazım Müslümanlar olarak şekilcilikten acilen kurtulmalı yapacağımız her ne olursa olsun gerçekten o işin hakkı verilerek yapılmalıdır. Biz Müslümanları kanserden daha fazla zarar veren şekilcilik hastalığından kurtulmamız artık hayati bir önem taşımaktadır. Milli şairimiz olarak tanınan merhum Mehmet Akif'in bir yurt dışı gezisinde neler gördüğünü anlatmasını isteyenlere verdiği  ”İşleri var Dinimiz gibi, Dinleri var işimiz gibi…” sözü ta o zamanlarda topluma yayılan virüsün görüldüğünü bizlere anlatmakta sanırım yeterlidir. Çok değil Cuma Namazı çıkışında cami avlusuna namaz kılınmak için serilen hasır ve kilimlerin namazdan sonra olduğu gibi bırakılması Cuma Vaazının bile gönüllere ne kadar işlediğini bize gösteriyor. Kul hakkına riayet edilmesinin son derece önemli olduğu yüce dinimizde tüm bunların olması, sorunun İslam Dininde değil de bizde olduğunu ne kadar da güzel bize gösteriyor…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.