Metrolife baner
Günak sağ reklam
  • 10.03.2018
Ahmet  Örenler

Ahmet Örenler

Herkes her şeyi biliyor . . .

Gecikmeli de olsa öncelikle birey olarak kabul edilmeleri gereken tüm kadınların sadece 8 Mart vesilesiyle değil, yaşanılan her günde ve her anda kıymetlerinin bilinmesi gerçeğini işin esasına bakacak olursak herkes çok iyi bilirken, işin fiiliyat kısmında ise neden bu kadar problemlerin yaşandığı sorusu sosyolojik ve psikolojik etkenlerle açıklanabilir. Hal böyle iken olaya ister din, ister mevzuat hukuku, istersek de örf, adet, gelenek ve görenek temelli bakalım kadınlara yönelik yapılmış olan hareketin karşılığının tüm mecralarda hoş görülmediği bu kadar kesin hatlarla belirlenmişken kadınların yaşadığı sorunlar neden hala çözüm bekliyor.

Olayın sosyolojik ve psikolojik vaka olmasının yanında giderek derinleşen toplumsal bir hastalığa dönüştüğü gerçeğini kimse görmüyor belki görmek işlerine gelmiyor. Kimse kendi annesine, karısına, sevgilisine, kızına veya herhangi bir yakınına hakareti, tacizi, şantajı ya da tecavüzü hoş görmezken, ilk fırsatta akla gelen küfür neden annelerimizle ilgilidir. Bu gerçeği neden kimse anlamıyor, adına ister kızgınlık, ister öfke veya ne denirse denilsin olaylar esas itibariyle bu şekilde başlıyor ve bir müddet sonra toplumsal yaraya dönüşüyor. Kimse kendi yakınına bir zararın gelmesini istemezken başka birinin yakını ya da o kişi için neden aynı şeyi istemez. Toplum olarak bu sorulara cevap bulduğumuz noktada emin olun birçok meseleyi halletmiş olacağız. Şiddetin her türlüsüne herkes karşı ama kendi dışımızdakiler için de bunu samimiyetle istiyor muyuz? Olay duyulduktan sonra üzülmekten başka ne yapıyoruz?

Günümüz şartlarında olaylara çare bulamayışımız nedeninde yaptığımız en büyük yanlışlardan biri de olayları ceza perspektifinde değerlendiriyor oluşumuzdur. Oysaki TCK’da özellikle kadına şiddete karşılık gelen cezalar yeterince caydırıcı olmasına rağmen genelde ya alt limitten cezalar verilip davalar kapatılıyor ya da olayların değerlendirmesi hatalı yapılıp alması gereken cezanın çok altında bir cezayla kurtuluyor. İstanbul’da şortlu kadına tekme atan meczup bir süre sonra yakalanıp tutuklu yargılandıktan sonra 44 gün cezaevinde kalmış tahliyesi akabinde kamuoyu tepkisi nedeniyle tekrar gözaltına alınıp olay basit yaralamadan çıkarılıp “İnanç düşünce ve kanaat hürriyetini engelleme”, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama”, “Kasten yaralama” suçlarını işlediği tespit edilmiş ve iddianamesi bu minvalde yazılmıştır. Şu örnek bile olayı anlamamıza yardımcı olmaya yetecektir. 

 Toplum olarak tanıyı doğru yapıp teşhisi ona uygun yapmamızın zamanı geldiğini anlamamız gerekir. Ve yine şunu anlamamız lazım olayı suç ve ceza tekelinden çıkarıp bir hastalık gözüyle değerlendirdiğimizde doğru teşhisi yapacağız. Çünkü en yüksek limitten ceza versek de yine birileri çıkıp birilerinin hayatına müdahale etme cüretini kendinde bulacak ve süreç böyle devam edecektir.

Şu asla gözden kaçmamalıdır. Sağlık bir toplum istiyorsak, sağlıklı bir nesil yetiştirmek için elimizden geleni yapmalıyız. Kaldı ki toplumda her zaman böyle meczuplar çıkacaktır, mühim olan bunları salt suç ve ceza temelinde düşünmeyip, bu kişileri sağlıklı bir şekilde rehabilite edip topluma entegre olmalarını sağlayacak şartları oluşturmamız gerekmektedir.

Sağlıklı bir nesile sahip olmak istiyorsak, toplumun en temel bireyi olan kadınların hak ettiği değeri bulmalarının önündeki engelleri kaldırmalıyız. Bu noktada Rahmet ve Saygıyla andığımız Neşet Ertaş’ın şu sözünü hatırlamakta fayda var. “Kadınlar insandır, bizler de insanoğlu” …


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.