Ahmet  Örenler

Ahmet Örenler

Ey İnsanlık Vicdanı

 

Meseleye ABD’nin, İngiltere’nin ve Fransa’nın Suriye Rejimini vurması gibi sığ bir düşünceyle bakacak olursak son derece yanılmış hatta yanlışa düşmüş olacağız. Çok değil 2007 yılında Halep Olimpiyat Stadının açılışını birlikte yapan iki lider sonra üst üste gelişen olaylar neticesinde birlikte tatil yapma planlarının yapıldığı ortamdan Türkiye’nin haklı olarak kendi sınır güvenliğine tehdit unsurlar nedeniyle iki operasyon yaptığı ortama gelindi.

Eski günleri kısa şekilde hatırladıktan sonra bugün gelinen noktada ise asker, sivil, genç, yaşlı demeden ve özellikle Müslümanları öldürme konusundaki mahirliği ve istekleri herkes tarafından malum olan bu üç ülke şahsında batılı devletler Suriye’ye operasyon yapınca başta hükümetimiz olmak üzere bir takım Sivil Toplum Kuruluşları tarafından yapılan operasyonun memnuniyetle karşılanması kamuoyu vicdanını yaralamıştır.

Lanetlenmesi bir yana bir davul zurna çalmadığımız kaldı, saldırıyı yapanların amacının Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı cezalandırmak mı olduğunu sanıyoruz, yoksa Esad gitsin de ne olacaksa olsun, kim götürecekse götürsün gözüyle mi bakıyoruz. Esad gidince her şeyin güllük gülistanlık mı olacağını sanıyoruz. Buradan sakın Esad’ın yaptıklarını meşru mu göstermeye çalışıyorsun sonucu çıkarılmasın, o da en az insan öldürmekte mahir diğer batılı devletler kadar canilik yaptı.

Terör örgütlerini kendi topraklarına çağırmakta beis görmeyen bir lider olan Esad’ın bu yaptığı, kendi koltuğunu sağlama almak için yapılabilecek en adice çağrıdır. Bu çağrıdan daha sakıncalı olan durum ise Vietnam’da, Afganistan’da, son olarak Irak’ta neler yaptıklarını gördüğümüz ABD’den, Cezayir’de yaptığı insanlık dışı katliamların sadece bir kısmını bildiğimiz Fransa’dan, yaptıklarını anlatmaya başlasak Bin ciltlik ansiklopedi yazacağımız, İngiltere’den medet ummak ne kadar doğru tartışılır.

Esas itibariyle Esad gitsin de ne olacaksa olsun, noktasından halkın nasıl daha az zararla bu işten feraha erebileceği noktasına gelinmesi çok daha faydalı ve insani olacaktır. Çünkü her ne olursa olsun gitmesini isteyenlerle her ne olursa olsun kalsın diyenlerin mücadelesinde sivil halk zarar görüyor ve görmeye de devam ediyor.

Muhalefetin kendi içerisindeki dağınıklığı da Esad’a alternatif oluşturamadığından kronik Esad düşmanlığı ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılı durumu daha da içinden çıkılmaz bir noktaya taşıyor. Halk gittikçe daha fazla zarar görüyor nitekim resmi rakamlara göre sadece Türkiye’de resmi rakamlara göre 3,5 milyon Suriyeli mülteci yaşamaktadır. Gerçek rakamlar bunun çok daha fazla üzerindedir.

İnsanların içinde bulunduğu bu durum komik bir şekilde Türkiye dışında çok da kimsenin umurunda görünmemekle birlikte ülkesinde Suriyeli Mülteci bile barındırmayan birkaç Arap Ülkesi de ABD Başkanının son Suudi Arabistan ziyaretinde Trump’ın kızı Melanie Trump’ın vakfına yüz milyonlarca dolarları tek kalemde bağışlayanlar sanki kendileri değilmiş gibi kirli vicdanlarını rahatlatmak adına mültecilereüç beş milyon dolarcıklarını vermekle yetiniyorlar.

Meseleye bu katil batılı devletlerin burunlarını daha fazla karıştırmalarına izin vermeden ve en önemlisi soruna insancıl öneriler getirerek çözülmesi yolunda adımlar atılmalı ve akan kanın daha fazla zaman kaybedilmeden durdurulması gerekmektedir…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.