Günak sağ reklam
  • 16.03.2017
Abdulkadir İKBAL

Abdulkadir İKBAL

Yedi gezegende hayat ve Said-i Nursi

Yakın bir zamanda NASA yedi gezegende hayat olduğuna dair bulgular elde ettiğini ilan etti. Elbette bu buluş; insanlık için çok büyük bir önem taşıyor. Gelişen bilim ve teknoloji ve diğer sahalardaki başarılar gösteriyor ki; insanoğluna Allah tarafından ne kadar büyük kabiliyetler verilmiş. Semavata çıkabiliyor denizlerin altından gidiyor, havada tayyarelerle uçuyor, karada vasıtalarla uzağı yakın ediyor. Kullandıkları bir çok eşya hayatlarını kolaylaştırıyor. Şeytan ve melekler insanları seyrederken hayretlerde kalıyor; çünkü insan büyütülse belki bir kâinat olur. Kâinat küçülse insan olur.

Şimdi gelelim asıl konumuza: Yedi gezende hayat olduğunu daha evvel Said_i Nurs’i hazretlerinin yazmış olduğu Lem’alar adlı kitabın 12 nci lema’nın sonunda vardır .Lem’alar adlı kitap takriben 70 yıl kadar evvel yazılmıştır. Kur’anı Kerimden Bakara suresinin Talak 12 ve Bakara suresinin 29 ncu ayetinde “Onu yedi gök şeklinde düzenledi” ayetini şöyle tefsir etmektedir.

Kısa nazarlı ve dar fikirli tabaka_i insaniye , elsine-i enamda (insanların dilinde) seb’a-i seyyare (yedi gezegen) meşhur yıldızları ve medarlarını fehmeder. Daha bir kısım insanlar, küremize benzer (dünyamıza benzer) zevilhayatın (hayat sahipleri, canlılar) makarrı ( karar kılınan yer oturulan yer) olmuş yedi küre-i aharı (Daha) fehmeder.

Bu ifadede dünyamıza benzer yedi küreden bahsediliyor, Ancak bu yedi küredeki hayatın tıpkı dünya gibi olması gerekmez. Malum olduğu üzere suda da hayat vardır orada canlılar yaşamakta, toprağın altın da birçok hayvan ve bitki hayat sürmektedir.

Bahse konu ayetin tefsirinin devamında güneş sisteminin yedi tabakaya ayrıldığını, yedi güneş sisteminin bulunduğunu ve gördüğümüz semanın bir kat, altı kat daha bulunduğunu ifade edilmiştir.

Yine Said-i Nurs’i hazretlerinin Sözler isimli eserinin yirmi dördüncü sözün ikinci dalında “Sen ey katre içine giren hakim feylesof senin katre-i fikrin dürbünü ile, felsefenin merdiveni ile ta kamere (Ay) kadar terakki ettin. Kamere (aya) girdin. Bak Kamer kendi zatında kesafetli ve zülumatlıdır. (karanlıktır) Ne ziyası (ışığı) var ne hayatı senin say’in (Çalışman) beyhude ilmin faidesiz gitti.” Demekle aya gidileceğini ancak ışık ve hayat olmadığını açıkça anlatılmıştır.

Yine Sözler kitabının otuz üçüncü sözün yirmi birinci penceresinde “Manzume_i şemssiye denilen küremizle beraber on iki seyyare” den bahseder. İlim adamları dünya ile beraber on iki gezegenin varlığını kabul etmişlerdir.

Bütün bunlar Sad_i Nurs’nin vefatından sonra vuku bulmuştur. Daha bunlar gibi bir çok işaretler vardır.

Malum olduğu üzere Hz. Peygamber (a.s.m.) zamanında bazı kâfirleri inandırmak için Allah tarafından Peygamberliğini desteklemek üzere kendisine mucizeler verilmiştir

Allah bizlere mucize olan üç büyük kitabı göndermiştir. Biri Kur’anı Kerim, biri Hz. Peygamber a.s.m.) ve biride madde ile yazılan ve ilahi ayetler olan şu kâinattır. Hz. Peygamber (a.s.m.) Kur’an ve sünneti bize bırakarak Allahın huzuruna gitmiştir. Ancak diğer iki mucize devam etmektedir.

İlahi lütuf ve ikram olmazsa böyle bir eserin meydana gelmesi asla mümkün değildir. Çünkü Sad-i Nurs’i bu eserleri ya hapishanelerde ya da sürgünde yazmıştır. Yanında sadece Kur’an vardı.

Müslümanların müspet ilimler hususunda geri kalması İslam la bağdaşmaz ve bu hususta ilerlemek için emirler vardır. Allah yarın bizlere şunu soracaktır belki. Sizlere kitap ve peygamber gönderdiğim nasıl kâfirlerden daha geride kalırsınız?

Günümüzün idarecilerine şu hususu hatırlatmak gerekir. Geçmişte Harran Üniversitesinde astronomi ilmi ile uğraşan âlimlerimiz vardı. Harran ovasını seçmeleri boşuna değildir. Beklide gökyüzünü en iyi şekilde incelemeye müsait bir yerdir.

Kur’anın mesajlarını müspet bilimlerle bezeyebilsek insanlığın önderi ve rehberi oluruz.

Din alimleri bu muhteşem harikaları kitaplarında yazdılar. Amma nerede ise bir ömür boyu ilmi bırakıp başörtüsü, kendilerini alakadar etmeyen şeylerle uğraştılar. İlim yerine l ideoloji ön plana çıkarıldı ve felaketimiz oldu.

Üniversitelerimiz adeta yüksek okullar gibi, sabah mesai saatinde açılır, akşam kapanır. Başta Amerika ve Avrupa’nın üniversitelerinde yirmi dört saat mesai vardır ve geceleri ışıklar sönmez. Onlar Allahın madde ile yazdığı âlemi okudular. Bizde Kur’anı yüzünden okuduk manasını bile anlayamadık. Allah hiç kimsenin emeğini boşa çıkarmaz. Geçmişte Müslümanlar öndeydi, ta ki Endülüs gidinceye kadar her şeyi orada bırakıp geri döndük. Gavurlar bıraktığımız yerden buraya kadar geldiler. Şartlar ne olursa olsun hatadan dönmemiz gerekiyor.

Amma inkar edilmez bir hakikat var; Zaman ihtiyarlandıkça Kur’an gençleşiyor, Rumuzu tavazzuh ediyor. (gizliliği açığa çıkıyor) Allah isteyene ilmi veriyor.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Burak çelik Burak çelik 04.10.2018

Sayın Yazar ;acaba kendi akrabınız ölseydi böle yazarmıydınız merak ediyorum. Urfa daki Olaylar durduk yere olmadı herhalde 2 can gitti. Asıl sorulması gereken soru şu;bu memlekete mülteci olarak gelip silah nasıl temin ediyor? Suriyelilerin psikolojisi bozuk herşey yapsınlar diyorsunuz yani öylemi?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.