Novada

Mustafa İslam oğlu ile beraber Ali Akın hoca bir program da “Said Nursi bana vahyi geliyor demişti. Mustafa İslam oğlu da eder haliyle duruşuyla alaycı gülümsemesiyle tasdik etmişti Eğer tasdik etmeseydi karşı çıkardı. Çünkü sükût ikrardan gelir.

       Evet Mustafa İslam oğlu laikliğin uygulandığı şu ülkede sizin gibiler çok rahat hareket ediyor.

       Eğer bu ülkede şeriat kanunları hükümferma olsaydı bu gibi ifadelerin karşılığını bulur, söylediklerinizi ispat etmediğiniz takdirde, yalan söylemek ve iftiradan dolayı mahkemenin vereceği kararla mahkûm olurdunuz.

       Bu hususla ilgili olarak başta Milat gazetesinde bir yazı yazmıştım. Hodri meydan gelin Bediüzzaman Said-i Nurs’nin kitaplarını ortaya koyarak bu konuyu tartışalım demiştim Amma ne ses  var nede  seda . Biliyorum ki bunu hiçbir zaman yapmayacaksınız. Çünkü Said Nursi’nin kitaplarında asla böyle bir ifade  yoktur.

        Risale-i nur kitapları 1994 yılından evvel T.Ç.K’nın 163’üncü maddesinden yargılandı, Bu kitaplarla ilgili olarak ülkenin her yanından belki bine yakın mahkeme karar verdi. Bu davalarda bilirkişi olarak   rapor verenlerin bazıları da  din âlimiydi. Laik devlet Said  Nursi’nin bütün kitaplarını titizlikle incelettirdi. Böyle bir ifadeye rastlamış olsalardı kim bilir onun  hakkında   neler söyleyeceklerdi.  Mahkemeler bu eserlerin Kur’anı Kerimin tefsiri olduğunu kararlarıyla ortaya koydular. Dünya hukuk tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir uygulama yapılmıştı.

       Gerek İslam hukuku ve gerekse dünyanın bütün hukuk sistemlerinde tek taraflı dava açılmaz.  Karşı tarafın da ifadesi mutlaka alınır. Allah bile ne yaptığımızı bildiği halde “gel ey kulum ifadeni ver diyor”  Hukukta en ufak bir boşluk bırakmıyor.  Çünkü Allah ifade almasa o zaman haşa insanlar Ey Allah’ım ifademi almadan hakkımda karar verilir mi diye itirazda bulunabilir.

      Rabbimiz dahi  böyle bir hukuku belirlerken, bazı  insanlar,  tek taraflı ve karşı tarafı dinlemeden,  ve  ispat  edilmesi  gereken  delilleri ortaya koymadan  yalan, ve  iftirada bulunabiliyorlar,  bunların hesabı  Allaha kalmıştır. Yalancı ve müfteriler aynı zaman da   Allaha  da düşmanlık etmişlerdir.

      Bir insan  başka  birisi  hakkında küfür  veya   günah  isnadında  bulunsa, eğer o isnat edilen  sıfat   o adamda yoksa, o  sıfat  geri  döner ve o  isnat eden adama  aynen isabet eder,

       Bir kapıya taş attıktan sonra, ev sahibi kapıyı açmadan köşeyi dönüp kaçmaya benziyor bazılarının halleri.

       Şu anda belki meydan toz duman dır  amma, o kadar da boş değildir. Bu da böyle biline.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.