Metrolife
Celal Çİftçi Aslml
  • 02.02.2016
Abdulkadir İKBAL

Abdulkadir İKBAL

Said-i Nursi’nin milliyet anlayışı

 

Asrımızda Fransız ihtilalından esinlenen bazı insanlar ayrılıkçı ırk anlayışını ön plana çıkarmaya çalışıyorlar. Hatta ümmet anlayışını bütün gücüyle haykıran Saidi Nursi’nin  milliyet hakkındaki  açık ve berrak ifadelerini tevil edip, İslami anlayışı başka taraflara kaydırmaktadırlar. 

        Said-i Nursi Sultan Reşat’la yaptığı bir seyahatte kendisine bir sual tevcih edilir. Din ile milliyeti sorarlar. Bediüzzaman Said-i Nursi ise her ikisi bizim yanımızda mütehittir (birleşiktir)  der. Yani her biri öteki gibidir anlayışını ortaya koyar. Çünkü o zaman henüz Fransız ihtilalinin ayrılıkçı ırk anlayışı milletin zihninde yoktur.

       Osmanlı döneminde milliyetle  din aynı manaya gelmektedir. Milliyet denilince din, din denilince milliyet olarak kabul görmektedir.

       Bediüzzaman Said Nursi hazretleri milliyeti şöyle özetler. Milliyetimiz bir vücut, ruhu İslamiyet aklı Kur’an ve iman’dır der.

        Evet vücut ruhsuz olunca kokuşmuş bir laşeye dönüşür. Onu ayakta tutan ve hayatla arasındaki bağı kuran ruhtur. Ruh vücudun bütün azalarını canlı,  hayata bağlı kılarak ve aralarındaki bütün münasebeti organize eder. Tabii bütün bunlar Allahın emrinden başka bir şey değildir.  Hangi uzvun bir ihtiyacı varsa ruh sayesinde o ihtiyaç hissedilir ve yerine getirilir,.Ruhsuz bir vücut bir hiçtir.

         Onun içindir ki İslamsız bir milliyet tıpkı ruhsuz cesede dönüşür. Bu da cesedin yaşarken ölümü demektir.

         Yine milliyetimizin aklı Kur’an ve imandır diyerek bir başka muhteşem ilkeyi ortaya koyar.                  Kur’an hem insanın aklını hem hissiyatını, hem hayatını düzenler. Din hayata hayat olmayınca bütün vahşilikler ortaya çıkar. Malumdur ki  akılsız bir mahluk da hiç bir işe yaramaz..

          Bediüzzaman ın kitaplarında yer almayan ve birilerinin nereden aldığını bilmediğimiz bana göre bir espriyi ortaya koymuşlardır. Türkçülük esasını yazan Ziya Gökalp’e karşı “Ben bir soğanı bin kızıl elmaya değişmem” dediğini söyleyenler olmuştur. Bazıları bundan farklı ve hatta ayrılıkçı bir mana çıkarabilir. Oysaki Bediüzzaman’ın kendi kitabında yer almayan görüş ve düşünceler asla bizi bağlamaz Çünkü bu ifade ne ayet nede hadistir. Elmada, soğanda Allahın yarattığı ayetlerdir.

         Bediüzzaman “Ben dahi bir müfsit olabilirim, siz mihenge (ölçüye) vurmadan almayınız diyerek İslam’ın muhteşem bir ilkesini ortaya koyar.

          Zaten İslamiyyet menfi milliyeti ret etmiş şeytani yolu kapatmıştır.

          Kur’an “ Sizi millet millet, kabile kabile yarattım ta birbirinizi tanıyasınız, birbirinizi inkar ile üstünlük taslayasınız diye değildir diye bize emreder”  Müslümanların milliyeti nasıl anlamaları ve hayata geçirmeleri hususun da  Hz. Peygamberin (A,s.m.) uygulaması ile hayat bulmuştur.  Menfi milliyetçiler milliyeti ma’but  (  Bir ilaha tapınma)  ittihaz ediyorlar ve menfi milliyet fikrinde menhus bir lezzet vardır demekle günümüz insanına çağlar üstü bir mesaj vermektedir. Çünkü menfi milliyetle yola çıkanlar hiçbir zaman adalet edemezler kendi millettaşlarını her halı kâr da tercih ederler.

         Hangi milleten olursa olsun kalbine menfi milliyet yerleşen ve tamamen tarafgirlik batağına saplanmış olanlar,  diğer milletlere asla sağlıklı bakamazlar. Ya inkar, ya ayrışımcı veya düşmanca hareket ederler,.Onun içindir ki Bizden başka dostumuz yoktur diyerek şeytanın tuzağına düşerler.

          Malum olduğu üzere İslam milliyeti asla ret etmemiş menfi milliyetçiliği ret etmiştir Müspet milliyetçilik ise ümmetin havuzunda farklılık içinde birliği sağlamaktır.

            Günümüzde menfi milliyet esası üzerinde kurulan devletler vardır. Bunlar birleştirici olmamış,  milletleri birbirinden ayırmış ve hatta düşman hale getirmişlerdir.

            Din -i mübini İslam’ı savunanlar menfi milliyetçilerin yaptığı hataya düşmemeli ve onların yaptıkları bu vahşi uygulamaya son vermek ve tahribatlarını onarmak için İslami ilkeleri ortaya koymalıdır. Aklıselimi devreye koyup barışın bütün yolları zorlanmalıdır.

          Bu hususta çok şeyler yazıldı çizildi, önemli olan insanlara sıratı müstakim yolunu göstermektir. Hiç kimse emniyette değildir kabir kapısına kadar imtihan devam etmektedir. Irkçılığa karşı ümmet anlayışını ortaya koyan ve mücadele veren Hz. Hüseyin’in (r.a.) cemaatin de bile karşı taraftan intikam almak isteyenler olduğundan, Yezide karşı olan haklı mücadelesinde, Hz. Hüseyin’in r.a.)  mağlubiyetine sebep olmuşlardır.

 

          Tarih bize hikmetli örnekler sunmaktadır. Önemli olan ders alıp aynı hataları yapmamaktır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.