Novada
  • 14.07.2016
Abdulkadir İKBAL

Abdulkadir İKBAL

Merhum Abdullah Yeğinle son görüşmem

Merhum Abdullah  Yeğin ağabeyin ramazan ayının ortalarında İstanbul Güngören hastanesinde yattığını haber aldım. İstanbul da idim.  Hastaneye gittim. Mübarek nur yüzüyle yatağının üzerinde oturuyordu. Yanında bir genç vardı ismimi söyleyince  beni  huzuruna  kabul etti ve  gülümseyerek  karşıladı.

          Abdullah Yeğin  ağabey  1970 yıllarında başında olsa gerek  Adana da bir gece medresede “Amene Resulü”suresinin Bediüzzaman Said-i Nurs’inin  Şualar kitabındaki tefsirini okurken, polisler baskın yapmış ve orada bulunanlarla birlikte  mahkemeye sevk edilerek tevkif edilmişti.

       Merhum Abdulkadir Badıllı ağabeyle birlikte  bu mahkemeyi izlemek üzere Adana’ya gittik. Sabahleyin duruşması vardı. Salona girdik salon  tıpkı bir amfi gibiydi. Yüzlerce pırıl pırıl genç salonu doldurmuştu.  İddianameyi hazırlayan Savcı hayretler içersindeydi. Elini sağa sola  kaldırıp görmediği  bir garipliği lisanı haliyle anlatmak istiyordu.

      Duruşma başladı Abdullah ağabey risale_i nur kitaplarını okuduğunu ve okuyacağını büyük bir vakarla dile getirdi. Bir çok nur talebeleri de aynı şeyleri söylediler. Bir iki tanesi yeni derse geldiklerinden durumun ne olduğunu bilmiyorlardı.

     Şahit olan bir polis memuru “efendim bunlar ayin yapıyordu” dedi. Abdullah Yeğin Ağabeyin avukatı mahkeme reisine  hitaben şahitten sorulmasını istedi. Ayin nasıl bir şeydir insan amudamı kalkar, tek ayak üzerinde mi durur sırt üstümü yatar diyerek izahını istedi. Mahkeme reisi o şahide sordu ayini tarif et. “Efendin ayin yapıyorlardı  “ dedi Mahkeme reisi polisi epeyce hırpaladı. Bilmediğin şeyi neden isnat ediyorsun diyerek dışarı attı ve mahkeme bilirkişi raporu gelmediğinden başka bir tarihe ertelendi.

      Urfa l. nci ağır ceza mahkemesi yazı işleri müdürü iken adliye anbarı da bana teslim edilmişti Abdullah Yeğin ağabey tarafından  risale-i nur’dan  alıntılar yaparak  bazı notlar birkaç deftere renkli kalemlerle itina ile yazılmış ve bir baskın esnasında  mahkemeye suç delili olarak ibraz edilerek emanete alınmıştı. Çünkü o zamanlar nur talebeleri  kitapları  her yere götüremediğinden yazdıkları  küçük defterleri yanlarında  taşıyorlardı.

      Abdullah ağabeye ait   o defterlerin hepsini aldım ve Abdulkadir Badıllı ağabeye  teslim ettim. Abdullah ağabey bu defterlere kavuşmuş olduğundan çok sevinmiş ve bunları nasıl elde ettiğini Badıllı ağabeyden sormuş ve çok memnun olduğunu ifade ederek  bana da hususi duada bulunmuştu.

     Abdullah ağabey hatırladığım kadarıyla l980 li  yılların başında Urfa da idi Hangi bayram olduğunu hatırlamıyorum. Bayram günü birkaç arkadaşla birlikte bizim köye geldi ve rahmetli babamın bayramını birlikte yapmıştık bu mütevazi hareketi  beni çok duygulandırmıştı.

      Merhum Abdullah ağabeyle beraber İstanbul da eski ismi Shraton şimdiki ismi Marmara olan otelde siret_i Nebi toplantısı yapılıyordu. Bu toplantıya İslam aleminden bir çok ilim adamı  iştirak etmişti. Organize ise o zaman Milli Selamet partisi tarafından düzenlenmişti. Abdullah Ağabeyle birlikte o toplantıya gittik. O dönemlerde bir çok nurcular Süleyman Demirel taraftarı idi. Abdullah ağabey o toplantıda Peygamberimizin ahlakı ile ilgili ilim adamları tarafından tebliğleri dikkatle dinledi  Toplantı bittikten sonra Abdullah ağabey “ eğer bu gün Üstadımız sağ olsaydı bu hareketi desteklerdi” tarzında açık bir ifade de bulunmuştu.

      Gençliğinden beri bütün hayatını Islama vakfeden Abdullah ağabeyin hayatı  bir kaç kitaba sığmaz. O çetin dönemlerde dünya hayatını arkaya atarak idamla yargılanmaları saffı evveli  asla  yıldırmadı. Tam bir cesaret ve metanetle küfrün güya muhkem kalelerini  tarü mar etmek için hiçbir fedakarlıktan  kaçınmadılar ve can siperane  mücadele ettiler.

      Evet Abdullah ağabeyi son yattığı hastanede ziyaret ettiğimde  biraz haddimi aşarak tüm Urfalıların selamı var dedim.  O da bütün Urfalılara selam ediyorum diye cevap verdi. Geçmişteki bazı hatıralardan bahsedince mübarek göz yaşlarını tutamadı, Göz yaşları sakalına dökülüyordu. Ey vah dedim ben ne yapıyorum zaten hasta. Bir de onu ağlatacak şeylerden neden bahsediyorum diye konuyu  değiştirmek istedim amma nafile. Hastalıktan asla şikayetçi değildi, zaten o sabır içinde şükrediyordu. İzin istedim tekrar tekrar kendisine baktım odayı terk ettim. Bir daha görememenin hüznünü Urfaya geldikten sonra vefatını duyduğumda kalbimde hissettim, Allah gani gani rahmet eylesin.

 

      Güle güle ağabeyim sen kabrinde müsterih ol. Nice İslam davasının kahramanları bu davayı omuzladı ve omuzlayacaklar. Kabrinizi ziyaret edenleri seyrederseniz gönlünüz gül ve gülistanlık olacaktır. Rahmeti Rahmana kavuştun zaten bir tek açık kapı vardı. O kapıdan içeri girdin inşallah.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.