Novada
  • 01.09.2016
Abdulkadir İKBAL

Abdulkadir İKBAL

Mehdi Fethullah ise Deccal kim?

15 Temmuz 2016 da ülkemize karşı yapılmak istenen başarısız askeri darbenin çok ciddi bir alt yapısı olduğu ve paralel yapının kırk yıldan beri böyle bir ortamı hazırlamak için devletin önemli kademelerine militanlarını yerleştirip, helal haram demeden bir çalışma yaptığı açık ve berrak bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Darbeye teşebbüs gecesinde bazıları hak,hukuk insanlık ve inancı bir kenara bırakıp masum ve savunmasız insanların üzerine havadan ve karadan ateş yağdırırken ve daha da ileri giderek ülkesini bombalayacak kadar vahşileşmiş olan zalimlere karşı , halkımız birlik halinde büyük bir kahramanlık örneğini göstererek hazırlanmış olan bir ihaneti Allahın izin ve merhametiyle bertaraf etmiştir.

Son yıllarda Paralel yapıya mensup bazılarının birçok kimsenin bilmediği bir görüşü açıkça savunuyor ve onlara göre Fethullah Gülen’in asrımızın tartışmasız mehdi’si olarak kabul ediliyordu. Bunlara göre bu Mehdi’nin görüş ve düşünceleri, Hz. Peygamber ile yaptığı görüşmelerden kaynaklanmakta ve karşı konulmaz içtihat olarak kabul edilmekteydi. Böylece Fethullah Gülen’in hem şahsı hem de fikirleri son derece mübarekti.

Öyle bir iman olmasa, omuzları yıldız dolu paşaların vahşi ve acımasız bir darbeye yeltenmeleri silahsız ve savunmasız halka bomba ve kurşun yağdırmaları nasıl izah edilebilir.

Ayrıca Fethullah Gülen’in yaptığı yanlışların da mutlaka bir hikmeti, çünkü o çok yüksek bir seviyede olduğundan, verilen mesajların her kesin anlamasının mümkün olmadığını savunanlar vardı.

Zira Mehdi asrın en büyük allamesi, velisi ve kurtarıcısıdır. Onun peşinden gitmeyenler büyük bir helaket içinde olacaktır. Asrımızda mehdinin görev, Kur’anı esas alarak geniş dairede ve siyaset alemin de hizmet edecektir. Öyle ya bu kadar okul dershane ve imkan Fethullah Gülen’de olduğuna göre, o, bu asırda müjdelenen Mehdi olmalıydı.

Onlara göre Deccal ise Fethullah Gülenin karşısında olan Sayın Reisicumhur Recep Tayyip Erdoğan’dı. Çünkü dershanelerin kapatılmasıyla binlerce talebe cemaatin verdiği eğitimden mahrum kaldığından böyle bir fiili gerçekleştiren ancak ve ancak bir deccal olmalıydı.

Hâlbuki dershanelerin kapatılmasıyla ilgili daha evvel yapılan bir çalışma vardı. Zaman zaman bazı siyasilerde dershanelerin kapatılması gerektiğini vurguluyordu. Liselerin dershaneler seviyesinde eğitim vermesini savunanların sayısı hiçte az değildi. Fakir çocukların dershaneye gitme şansları olmadığından eğitimde adaletsiz bir ortam meydana geliyordu. Hem dershaneler sadece cemaatin değildi birçok vakıf, dernek veya şahıslarında dershaneleri vardı. Bu durumda sadece cemaatin dershaneleri hedef alınmamış, eğitim deki çarpık bir yapının ortadan kaldırılmasıyla ilgiliydi.

Daha sonraları MİT’in Oslo’da Kürtlerle ilgili çalışması işin tuzu biberi oldu. Fethullah Gülen ısrarla Oslo’da ne gibi görüşmeler yapıldığının peşine düştü ve nihayet Mit müsteşarı Hakan Fidan üzerinden, Başbakan ve Reisi cumhura kadar varabilecek şekilde vatana ihanetten mahkemeye dava açılmak istendi.

Paralel yapı tarafından devletin en üst seviyesindeki insanları dinlenmesi, İran’a giden petrol paralarının açığa çıkarılması ve Mit tırlarının durdurulmasıyla gelişen hadiseler açıkça gösteriyordu ki, bu ihanet şebekesinin elindeki gücün alınması büyük bir mecburiyet haline gelmişti. Çünkü Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve hükümeti hiç ummadığı bir şekilde adeta arkadan hançerlenmişti. İtimat ettiği insanların hükümete karşı nasıl bir ihanet içinde oldukları hadiselerin gelişmesiyle daha da netlik kazandı.

Sayın Reisicumhur Recep Tayyip Erdoğan birçok söylemlerinde İslam’ı vurguluyordu. Hayatını İslam’la özdeş hale getirmek istiyordu. Sadece Peygamberler masum olduğuna göre her insanın hatası olduğu gibi onunda hataları elbette vardı.

Malum olduğu üzere decaller hiçbir zaman İslam’a hizmet etmemişlerdir. Bilakis İslam ortadan kaldırmak için büyük çaba göstermişlerdir.

Daha evvel Fethullah Gülen “ölüleri kaldırın Recep Tayyip Erdoğan’a oy verin, bilahare “Hz. Cebrail’de gelse parti kursa yanında yer almam” diyerek iman noktasında çok tehlikeli bir ifade kullanmış ve iktidara olan sadakatini dile getirmişti.

Güya asrın Mehdi ve müçtehidi azamı Fethullah Gülen sayın Recep Tayyip Erdoğan hakkında senakârane ifadeleri açıkça dile getirirken, sonra da onu ortadan kaldırmak için dehşetli bir plan yapılmış, bu mehdi nasıl böyle fahiş hata ve entrikaların içine düşmüştü. Çünkü gerçek manada hizmete talip olan âlimler asla entrikalara bulaşmazlar. Süt gibi safi olan ve karışıksız ilimlerini karşılıksız olarak neşrederler.

Asrın allamesi Bediüzzaman Saidi Nursi “Ben dahi bir müfsit (bozguncu) olabilirim, siz mihenge (ölçüye) vurmadan almayınız” derken harika olan İslami bir ilkeyi önümüze koymuştur.

Ülkemizde başarısız bir askeri darbeye kalkışanlar Mehdinin yanlış yapmayacağını ve başarılı bir darbe olacağına iman ettiler. Oysaki halkın imanı onların o dayanaksız imanını ezip geçti. Onlar masum insanların üzerine ateş yağdırırken halk “Allahuekber” diye dökülen kanlarına aldırış etmeden onlara cevap veriyordu. Mehdi’nin işi herhalde masum insanları ve Müslümanları öldürmek değildi.

Asrımızın deccalları başta Amerika ve batı dünyasının İslam ülkelerine yaydığı vahşet ve katliamı yapan idareciler değil miydi? Fethullah Gülen’in bunlarla hiçbir alacak vereceği yoktu ve olmamıştı.

 

Bu dünyada bazıları İlahi adalete göre cezalarını tam olarak çekmeseler de asıl hesap Allah’a kalmış ve İlahi adaleti beklemekten başka çaremiz kalmamıştır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.